![]() |
|
|
#351 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ilık Su ve Bayatlamış Ekmek Tadında Hayat
Ilık su ve bayatlamış ekmek tadında hayat Biriktirip de söyleyemediklerim gibi Çok özleyip de yaşayamadıklarım gibi Korkusuz gözlerle bakabilirim artık her şeye Kırılacak yeri kalmadı kalbimin diğer zulümlere Kurtuldu sen kelimesi bütün tekilliğinden Hepiniz Hepiniz birden gelin üzerime... Çektim şiirimden o sesi Dağıldı kelimelerim bir bir İskeleti sökülmüş gibi Her parçası yeni bir hayata Her parçası yeni bir sevdaya vursun diye, Tadına varmak için yaratmanın Ve yeniden varolmak için Kendimi yokluktan sayarken. Hiçbir kafiye yakışmadı bu kadar hiçbir şiire Hiçbir söz bu kadar güzel tarif edemedi güzelliğini Bir ömrün sebebiydi seni sevmek Ve şair olmaktı anlatabilmek seni... Seni sevmek; Susmamak demekti ilelebet Ağzımı bıçak açmadığı zamanlarda bile Gözlerimle de olsa anlatabilmek. Kazımak ıssızlığın ortasına adını Sonra susmak İzlemek seni Ellerini, yüzünü İzlemek bakışlarına vuran o imkansızlığını. Kahkahaların bile Bıçak yarası gibi kanadığı bir günde anladım ki Düşlerde acıtır insanı. Ilık su ve bayatlamış ekmek tadında gelirken üzerime hayat Hala bir sebebi vardır yaşamanın Hala sevilecek birileri vardır Ve hala bir dava vardır uğruna ölünecek... Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#352 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İç Ses
Kimsenin duyamadığı sesler duyarım Dost diyerek uzanan elin Kendi içindeki yaptığı pazarlığı Konuşulanın Her zaman düşünülen olmadığını Görebilirim Sizin sadece baktıklarınızı Veya görüp de görmezlikten geldiklerinizi Asfaltta kuruyan kan lekesinin kızıllığını, Üç yaşındaki mezar taşını Beni hep ileri sürükleyecek Rüzgarları alırım sırtıma Sırf bu yüzden Her rüzgarda yönünü değiştiren akıllılar! Deli derler çoğu zaman adıma Bilirim kıymetini bardağın su dolu yarısının Ama sorgularım aynı zamanda Neden boş olduğunu geri kalan kısmının Çok soru sorarsam eğer Çalarlar soru işaretlerimi cümlelerimden. Daha da ileri gidersem Düşerim mavi boyalı bir binanın dördüncü katından Ellerim ve gözlerim bağlı. Koşarım sonsuzluğun o yemyeşil ormanlarında Ağaçların rüzgara eşlik ettiği o en güzel şarkıda Güller biten yaralı ayaklarımla Koşarım yaralanmış yarınıma... 2005 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#353 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İçimde Bir Şair Vurulur Her Akşam
I. Bu saatlerde İçimde bir şair vurulur her akşam Sınır boylarında yalnız başına İsimsiz Hüviyetsiz Ve şiirsiz bırakılarak Bir şair vurulur Yüreğinde bir mermi gibi Saplanıp kalmış sevdasıyla II. Belki bir ağaca bağlamışlardır yorgun gövdeni Ve kalın gövdesine karışacaktır birazdan Gözünü bile kırpmadan Bakıyorsundur gözlerinin içine Koca bir çınarın dallarından Yağmur olup damlar saçına iki damla gözyaşı Ağlama ey koca çınar Birazdan gövdene karışacak gövdem Kan kardeşimsin bundan sonra benim Seninle dökeceğim yapraklarımı her eylül Ağlama koca çınar Emeğin türküsünü söyledik seninle yıllar yılı Zindanı yeşil bahçeler gibi anlattık seninle Ardımızdan gelenlere III. Yok adım Hüviyetim Yurtsuz bir şairim ben Koyu bir kızılı arıyorum gün batımında Bütün mavilerden uzak Yarınımı arıyorum Yarınım nerede? Nerede aydınlığım? Ağlama koca çınar Ben senin dalından kopan sarı bir yaprak olsam da Her bahar Binlerce Binlerce yeşerirsin yeniden Binlerce yeniden Yaz sıcağında Yaylaların serin sularını içer gibi Yarine sevdiğini söyler gibi Bir diriliş başlar yeniden dallarında... Yurtsuz bırakılmış bir şairim ben Savundum diye Kendi hasadını toplayan bir yurdu Kendi türküsünü söyleyen bir yurdu Adına vatan diyebilmek için Tel örgülerle çevrilmiş Bu savaş meydanına Bir somun ekmeği bölmeden Bir baş soğanı kırmadan sofrasında Uyumasın diyebilmek için Yarını çalınmış o çocuk Yurtsuz, türküsüz ve yarınsız Bir şairim artık ben Alın her şeyim sizin olsun Yalnız dokunmayım şiirime... Uğruna sürgün olduğum kendi yurdumdan Beni de alın benden gerekirse Yeter ki şiirsiz bırakmayın beni... 15 Nisan 2003 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#354 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İçimi Burkan Sensizlik Değildi
İçimi burkan sensizlik değildi Seninleyken sensiz olmayı anlatan mısralarım değil Güzelliğin değildi Yüreğimde ışık değmemiş ormanları Yedi renge boğan Sevmekten çok sevilmeyi özlediğim içindi Uzak dağ başları gibi Güzel görünmesi gözlerinin... |
|
|
|
|
|
#355 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İçki Masasındaki Haykırış
İçki masalarını değil Kavgamı paylaştığım dostlarım olsun isterdim Sözümüzde değil sadece Özümüzde saklı olmalıydı sevdamız. Bıçağın keğime dayandığı yerdeydi sabır Toprağın yağmura susadığı Yurdumun aç ve arkasız yaşadığı Ancak acısını herkesten sakladığı Kara toprak damında uzak dağ köylerinin Yarınsız umutlarımızın Karalandığı yerdeydim Gülümsüyordu başucumda Direnişin en güzel fotoğrafı. Sözde renkli dünyamızda Siyah beyaz bir fotoğrafa bağlamıştık bütün umutlarımızı. Korkularla girip yatağıma Sevinçle uyanırdım bazı sabahlar Gerçek sanarak rüyalarımın sahte mutluluğunu. İçki masalarında değil Meydanlarda haykırmak isterdim oysa hep Kavgamı paylaştığım dostlarım olmalıydı Sözümüzde değil sadece Özümüzde saklı olmalıydı sevdamız, Ve içki masalarında değil Meydanlarda haykırmak isterdim Hiç bitmeyecek bu sevdamı... Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#356 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İhtiyacım Var
Sonsuz kederine değil, Gözlerinin içi gülen çocuklarına ihtiyacım var. Ağlayışların değil, Duvarlarından kahkahaların yankılandığı bir şehre ihtiyacım var Ağlama duvarları olmamalı şehrimde Olmamalı dünyada. İnsanlar öğrenmeli duvarlara ağlamamayı Birisi anlatmalı onlara gülmeyi Gülmeyi duvarlara Gülmeyi bir ağaca Gülmeyi bir buluta En mühimi gülmeyi bir insana Ama yine de unutmamalı hüzünlenmeyi Sevinci değerli kılan hüzünlerdir elbette. Susuzluğun yağmuru Hasretlerin kavuşmayı değerli kıldığı gibi Sana ihtiyacım var Ve senin gözlerinin içi gülen çocuklarına ihtiyacım var. 26 Ağustos 2002 23: 08 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#357 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İkimiz İçin Yaratılmadı Bu Dünya
Anla artık sevdiğim İkimiz için yaratılmadı bu dünya Onun için deniz gibi sevdim seni hep. Görmezlikten gelmek çare değil Sadece bizi anlatmıyor çünkü Yazılmış en güzel aşk sözcükleri, Duvarlara kazırken zaferi muştulayan öfkesini Kalbinin bir köşesine de Sevdasını kazıyan birileri var mutlaka. Sanma ki bir tek biz yaktık Sararmış mektupların ucunu Uzak diyarlarda, Sanma ki yalnız bizim attığımız taşlarla Dalgalandı denizlerin sessiz karanlığı. Kavgamın en ateşli durağındaydı gülüşün Onun için halkım gibi sevdim seni hep. O onurlu direnişin ortasında düşmek gibi Adam gibi bir şeyler uğruna dövüşmek gibi. Anla artık Yalnız ikimiz için yaratılmadı bu dünya Ve bir gün bittiğinde bizim için her şey Durdurmayacak dönmesini. Sen gülüşünü bırak yeter Ardın sıra yürüyeceklere... 2005 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#358 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İlk Kelimeyle Başladı Her Şey
İlk kelimeyle başladı her şey İlk dizesi gibi acemi bir şairin. İlk öpücükte saklıydı aşkın büyüsü, İlk adımındaydı sevinç Yeni yürümeye başlayan çocuğun. İlk ayrılışındaydı hüzün delikanlının sevdiğinden. Her şey ilklerde saklıydı Hiç aklıma gelmezdi sonu da gelebileceği güzelliklerin Tükenebileceği sonunda bütün mutluluklarımızın. Ben yine de ilk şiirim gibi Heyecanla okuyacağım sana yazdığım şiirlerimi Ve her seferinde İlk defa tutuyormuş gibi yine yüzüm kızararak Tutacağım ellerini. Onlarca yıl geçse de üzerinden Ben sende hep ilklerimizi hatırlayacağım Sonuna gelmiş olsakta yaralı ömrümüzün. Yani sevdiğim Her şey başladığı gibi bitecek bende Sana söylediğim ilk söz olacak Son sözüm... Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#359 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İlk Mavisi Sabah Ayazının
İlk mavisi sabah ayazının Öpmek bir düşü yanağından Sarılmak boynuna imkansızın Dağlarımda tek tek ışıklar yanar Parıldar hiç görmediğim ülkeler uzaklarda Ve yanı başımda insanlar Omuzlarına basarak dostum dediklerinin İterler suların altına, Nefes almaya çalışırlar Soluksuz bırakarak Yükselmek budur işte derler Yükselmek; Çiğneyerek omuz başlarını Yükseğe, Daha da yükseğe Yüksek zirveler Bu leş yığınları Üstüne basıp yükseldiğimiz Bu tepeler Alçalışın ta kendisiydi aslında Sonra öpmek yanağından bir tebessümü Bir babanın sarılması küçük kızına çıkarsızca Sonra sevmek Alın teriyle kazanılmış bir parça ekmek, Bir yudum su gibi yada Bir anne kuşun yavrusunu doyurması, Mayıs şafağında dökülen gözyaşı Ölüme inat hayatı anlatan kitaplar Yasaklı dizeler gibi, Yükseliyorum işte Farkında olmasanız da Alçala Alçala Yükselmek, O beyaz başlı doruklara “Seni herkese ve her şeye rağmen seviyorum” diyebilmekti aslında Bağırdım korkusuzca... 12 Mart 2003 00: 49 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#360 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
İlk Nefesteki Mutluluk
Soluksuz kaldıktan sonra İlk nefesteki mutluluğu düşün, Yağmurdan sonra açacak güneşi, Demli bir sabah çayının Boğazına bıraktığı sıcaklığı Bil ki hiçbir dağ sonsuzluğa uzanmaz Bütün karanlık yollar çıkar mutlaka bir gün aydınlığa Mideni kemiren açlıktan sonra İlk lokmadaki mutluluğu düşün, Uzun bir deniz yolculuğundan sonra Ufukta ilk ışıklarını memleketinin Ve o memleketin güleç yüzlü güzel çocuklarını Alevlenen gözlerini ve çatlamış ellerini Yani seni sen yapan bütün heyecanlarını Düşün bugün de ölmediğini Bugün de inadına yaşadığını... 13 Haziran 2004 Foça Melih Coşkun |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
| Görünüm Modları | |
|
|