![]() |
|
|
|
|
#1 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne diyorum neler söylüyorum şimdi!
Sarmıyor atık bir şey Açmıyor sinemde bahar Gönül sürurunda bir sandal Dalgalar refakatiyle boşalan ağıtlar Diksemde ağzımı durmuyor işte Sineden sökün eden eşiz nağmeler Feryadımı bir ahenk içinde anlatıyor Gözlerimden istemsiz bir yaş boşalıyor Ah desem leyarı söylesem çare mi? Çaresizce havası boşalan bir balon gibi Buruşturulup atılan bir kâğıt parçası misali Kalan anılara saklanırım çaresiz bir sefil gibi Mana ararken manasızlığı yaşamak Bir yerde çaresizce bakarak oyalanmak Onun izinde solumak ona şevkle bakmak Yazılarında kaybolmak yanmak içinde kalmak Görsem bitecek mi bir efsunu hal İsteyemem artık kalmayacak mı bahar Aşk içinde neşet bulduran ne ulvi bir hal Ancak sevdalarındır bahar aşk kokusunu salar Her bir izine dokunuşumda sen Sanki benimle aynı paralelde bir hazzın Nağmeler içinde melalini sunan ne büyük can Can içinde bir umudu yaşatan sevdaları anlatan Sen çaresizlik içinde unut desende Sana olan tutkum için billahi katlanırım Semtine ayak basmam asla sana görünmem Mezarlıkta yatan bir fani misali akıbetimi beklerim Sen yeter ki bizar olma solma Benim için sen bir nefes olsa da alma Anılarına katma beyaz bir sayfa dahi açma Ama sakın acıma katlanılmaz bir aşk bırakma Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#2 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne fark edecek ağlasa da sineyi can!
Diyorsunuz ya hani bir hallere bürünmek O haleti ruhiye yi yaşama zamanına denk Nüfus eden gönül sürurundan gelen şevk Sardıkça kuşatır hiç bir an vermese renk Dağlar ne ki sinede yaşanan deprem etki Öyle bir haşyet ki eteklerde hareket şekli Nuru inşirahtır kalplere zerk edildi mi yetti Hal tenden geçti ısınmak ne ki sine meşkti Dili hal kalmaz artık cihanı arz intizarından Yaşanırken bir ibreti âlem hakikatte bırakan Her bir zerreye nazarı aşk ile şevkler katan Sevdayı anlamlı kılan nedameti uzaklaştıran Sen hal diline geçince her şey sessizdir artık Bir çınar altı ne ki, her zerre esen gölgelikse Hayal bırakmaz seni hakikat ayan olmayınca Hülyalar her yanı kuşatsa da okyanus sarsa da Bıraktım hal üzere kendimi bir esen yel misali Her bir zerre içinde neşet eden âlemi ayan gibi Aşk mı aranan sinelerin derdi, o beni azat etti Benliğimi ızdıraba gark etti dirliğime hali yetti Yanmak, bunu göze almak dileyenin elinde mi Halin diline aşkı zerk etmek o insanın haddimi Hareket ve kuvvetin kadri asliyetin nerde illeti Bilmek dillenmek etkilenmek sevmek heder mi Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#3 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne fark eder?
El aksanın altı kalsa ne olacak, Üstü kalsa ne olacak! Hüküm süren ferman sahipleri, Mazlum Filistin halkının hürriyetlerini, Resmen gasp etmiştir. Halkı hür olmayan mekânların, Mescitlerinin bulunması, yolunması, Yıkılması, yakılması sadece mazlum halkın, Melül melül hüzünlerini yudumlayarak, Bakması ve hıçkırıklarla ağlaması, Ümmeti Muhammedi ayağa mı kaldıracak. Zannetmiyorum. İsyan, nisyan ve tuğyanın bulunduğu atmosferde, Müslüman kimliğinde ki kişiler, Refahı, keyfiyeti, zilli yeti, Şekliyeti hala önemsiyorlarsa... Haşyetle ürpermiyorlarsa... *******i haşyetini teneffüs etmiyorlarsa... Nefsin her isteklerini emir telakki ediyorlarsa, Mağrurlanmada haddi aşıyorlarsa... Enaniyete öncelik veriyorlarsa... Emanet mevhumunu hiçe sayıyorlarsa... Rekabette bir sınır tanımıyorlarsa... Asla ve kat’a yine zannetmiyorum. Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne garip bir geceydi!
Tank taburu dördüncü bölüğe kaydettiler, sıramızı bekliyorduk, akşam saat 20.15 civarında görevli askerler, bizleri sıraya dizerek soğuk ve rüzgârlı bir akşamda, askeri elbiselerimizi almamız için, deponun önüne getirdiler. Çok rüzgâr vardı, oldukça üşüyorduk, bu yetmiyormuş gibi, çavuş ve onbaşılardan, ağza alınmayacak basitlikte, argo küfürlerde duyuyorduk, dört yıldır içmediğim sigarayı, arkadaşların ısrarı ve ortamın bulanıklığı sayesinde, yeniden yakarak ve öksürüklerin refakatinde nefeslenmiştim. Depolardan kıyafetlerimizi aldık, doğruca banyoya götürüldük, oldukça kısa ve bir o kadar da tazyikle, nasıl banyo yaptığımızı, anlamadan askeri kıyafetleri giydik. Kıyafetlerimiz o kadar enteresan oldu ki, tanıştığımız ve yanımızda bulunan insanları tanıyamaz hale geldik. Her kez durumun vahametini anlıyor ve birbirimize daha çok yakınlaşıyorduk, yani askerlik bu ana kadar beni hiç açmadı, oldukça basit, görevli askerler birbirleriyle sürekli çatışıyor, küfürleşiyor, gücü olan dilediğini yapıyordu. Koğuş kalk taliminden sonra, önüne gelen toplu halde, mıntıka temizliği yaptırıyordu, dört yüz on beş kişi mevcuttu, yemekhane yetersiz geliyordu, su, tuvalet problemi bulunuyordu. Eğitim alanına gittik, oldukça uzaktı, sabah koşusunu ve kültürfizik hareketlerini, yaptıktan sonra içtima, hazırlığına başlanmıştı, bölük astsubayı teftişini yaptıktan sonra, bölük komutanı beklenecekti ve tekmil verilerek eğitime başlanacaktı. On beş gün geçti, gözümüz açıldı, epeyce bir şeyler öğrenmiştik, çavuş ayağa kalktığı zaman, nasıl bir komut vereceğini seziyordum. Çaya hasret kalmıştık, karavanada kaynatılan çay, suyu bittikçe su ilave edilerek, ücret karşılığında tekrar erata satılıyordu. Fakat bir demlemeye mahsus çay, defalarca kaynatılıp servis yapılıyordu, toplanan paraları kimlerin paylaştığı ve nasıl bir vicdanla harcadıklarına tercüme gerekmiyordu. Bir ağacın altında, İbrahim isminde uyanık olduğunu zanneden, himmet dedeli olduğunu, hiç sormadan söyleyen, arkadaşla oturuyorduk. Bu İbrahim’le tanışmamızda, benim için çok enteresan olmuştu, çarpıp azarlamıştım ve bir daha yakınımda dahi, seni görmeyeyim diyerek ikazda bulunmuştum. Askerliğimizin ilk günlerinde, yemekhanede topluca oturuyorduk, benim yanıma yaklaştı, ön dişleri altın kaplama, göz rengi yeşile yakın, ilk aklıma gelen çalgıcı veya çingenemi olduğu idi. Tanıştık, kaç atış yaptığımı sordu, anlayamadım, daha bölükle atışa gitmemiş tik ki, atış yapılsın, bu arkadaş benden önce gelmedi ki, atış yapmış olsun. Sen nerede ve ne zaman atış yaptın dedim, buraya teslim olmadan deyince, nasıl yaptın diye yeniden sordum, maksadını anlamaya çalışıyordum, bet teresine gittim, orada işimi hallettim deyince, bu salağın en çok önem verdiği meselenin, uçkuru olduğunu anladım o an anladım fakat çok canım sıkılmıştı. İlk tabirim lan sen dangalak mısın, senin ne yaptığını, niçin yaptığını merak eden mi var, sakın bir daha benimle böyle densiz konuşma demiştim, bu çocuktan gıcık kapmıştım. Daha sonraki günlerde, baktım ki durumunu düzeltiyor, bana yakın olmak istiyor, bende acıyarak ses çıkartmamıştım. Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne gayretler ki çekilen yalnızlıkta!
Her ne kadar inanmayı çok istesem Mekânıma ne doğacak asla bilemem Dikkat etmek düş kırıklığında erimek Denizler ki dalgalarla böyle eğlenmek Gülmek denemek nasibinde gizlenmek Bir tebessümün hikmetinde serinlemek Himmet etmek için sineyi serinletmek Sabır içinde nefeslenmek aşka ermek Hasretin sesinden esinlenerek uyumak Hülyalar içinde mesruriyet ile solumak Hayal içinde muhayyele de bulunmak Ufki zenginliğe keyif içinde adımlamak Kaç kez uyusam da sen yoksun ayazım Yalnızlığın seyrinde manasız konuşanım Seninle varım böylece anlam kazananım Tefekkür içinde soluklanan meraklananım Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#6 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne gelir elden!
İşte Dalmışken birden İçimden geçti Çocukluğum Aniden Sanki Bir topaç misali İpin sardığı Anın Verdiği zamanın Koldan Çıkan takatin Hırsın Nihayetinde Fırlatılan Bir topaç inilerken Kendi seyrinde Amansız Bir döngünün Her katresinde Artık çaresizdir Ne taş Ve nede toprak Onun için Fark eden değildir Tutkusunun Yolunda soluğu Kesilinceye kadar Döner gider Bir Meczubun Bilinen Mecnunun Deli denen Kuzunun gibi Tutulmuştur Bir kere Elden ne gelir ki Her bir cazibe Aynı adresin Yolunu gösterir Her Alınan bir nefes Onun Hayaliyle güzelleşir Çirkin Bile olsa Fiziksel Özürlü bulunsa Ne çıkar Gönül bu Hangi fermanı Ne gibi Bir maslahatı Dinler Bir su misali Sanki akan Bir zaman gibi Yâre doğru Bir sevda ile Akar gider O sevgiliyi Bir korku Sarsa ne olur Kimin Umurunda olur Aşk budur Anlamayan Onu bir haz İle yaşamayan Hiç tatmayan Kalbinin Namütenahi Köşesinde Yaşatmayan Elbette ki Hadiseye Şaşı olarak bakar Tek isteğim Ona Hiçbir zaman Kavuşamaz Olsam da Gideceği aracın Kapısında Bir mihmandar Olarak Bulunsam da Hiç gam değil Yeter ki Yalnızca sevsin Sevdiğiyle sevinsin Onun Kollarına serilsin Yalnızca isteğim Kahretmesin Sevdiğim için Bir sitem olsun Asla göndermesin Sanki Bir hikâyenin Vazgeçilmeyen Kem karakteri Olarak görsün Sevdiğiyle Hep öğünsün Halimi Anılarına dahi Değer görmesin Paçavra gibi Yırtıp atsın Sevinecekse Yinede sevinsin Kendi Dünyasında Güzellikler içinde Kalbinde Yeşerttiğiyle Sevinsin gülsün
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne gölgeydi halimi ürperten bir heceydi!
Bir göz ağrısıydı çektiğim hasretin sancıları Senden uzak günlerim sanki bir zindan hali Hasretin elemin neler ne acılar çektirmedi ki Gönüllerde çalkalanan derin dalgalar misali Sen ki bir demi hayattın şevkin ilkbaharıydın Bir demet çiçekler saldın kokunla şakıyandın Sinemin yalnız karanlığında aydınlık salandın Hazan ki arta kalan en mübariz soluklanandın Sen nevi şahsınla mana enginliğinde kalandın Manayı aşkın letafetini sunan bariz sevdaydın Sen sineyi saadetinde derin izler harmanıydın Farklıydın bir başkaydın alıp götüren şarkıydın Halin derinliğinde bir baharı hazanın muştusu Rahmanın engin hasretiyle seyri sefer yolcusu Ruhun hilkati canın akıbeti ahirin saadet olgusu Halin bahşedenin nefesleri nazar edeninde kulu Beklemektesin işte görünmezler seyri âlemin de Nağmelerin dilinde yalnızlığımın kalan hecelerinde Ne özlemdi hayat ki bıraktı halimi aşkın hasretinde Kuraklığın pençesinde çölün derinliğinde ki zahire Bu öyle bir hakikati aşk ki tutkunun en nadir hali Sinelerden ahu figan duyulmaz gayri elem ki hani Hicranı saadet öyle bir hazzı endam ki halin demi Melalin hamd serinliği sabrın güzelliği aşkın meali Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#8 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne güzel sevdaydın bulunmaz aşktın!
Sabahın ilk ışıkları sızmaya başlamıştı Seni düşünürken uyuya kaldığım anda Yaprakların arasında süzülen salkımda Sanki sen vardın, yalnızlık umutlarımda Sen nasıl bir candın ki can katan kandın Kanımı kaynatan, yokluğunda sızlatandın Hâsılı hep aranandın hasrette yaşatandın Ne güzel bir sevdaydın, bulunmaz aşktın Kendi akışına katan en nadide bir pınardın Rahmeti anan vuslatı hatırlatan bir başaktın Ne muazzam aşktın, cezbe anlam katandın Cazip olandın, merakta koyandın, sevdaydın Hani derler ya insan için önemli kareler neler Tefekkürle geçirilen ibretlik seferler, perdeler Kâinatta ki güzellikler, tahayyülde ki esrarlar Ayağımıza gelen kısmetler kimlerindir bilseler Geldik, habersizdik, kimdik, ne için yeşertildik Bir fideydik, habersizdik, tebessüme hasrettik Beşerdik, insanlığı öğrendik kim için kenetlendik Nelerden edildik, sahipsiz bırakılan kederlerdik Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#9 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne hazin bir olaydı!
Şiddeti oldukça Yüksek bir sesle irkilmiştim İçimi bir titreşim kaplamıştı Merak açlığım nüksederek Bir arayışlara kapı aralıyordu Bu vakitler her ne oluyorsa Sinemde kalp atışlarımın ritmi değişiyor Dikkat olabildiğince Yelpazesini genişletmişti Ne, kim, kime, nasıl Ne zaman, nedenlere cevap aramak için Dayanamamıştım apar topar Merdivenlerden aşağıya iniyordum Nedeni anlamak için, Sebebi manalaştırmak düşüncesiyle Nihayetinde Kalabalığın yöneldiği İstikamete doğru bende yönelmiştim Dışarıya çıktığımda Bu kadar kısa zaman içinde Gördüğüm kalabalık karşısında çok şaşırmıştım İki katlı bina Yerle bir olmuş basıncın şiddetiyle Üç eksi ve yedi civarında yaralı Yığınların arasından çıkartılırken o an yaşanan Heyecan ve yardım severlik unutulabilir gibi değildi Emniyet mensupları Olay mahallini kordon içine almışlar Bu bakımdan kimseyi yaklaştırıyorlardı Bizzat içinde yer aldığım Adapazarı depremi yeniden Sahnelendi gözlerimin önünde O zaman diliminde Ne kadar çok aptallaşmıştım Metanet bakımından Son derece kavi olan halim Adeta o hal karşısında iflas etmişti Onlarca bina Yerle bir olduğundan İş makinelerinin yetersizliği sebebiyle Feryat edenler Mahşerin ince ayrımlarını Yeniden bizlere sahneliyorlardı Kim kimliğinden Perişanlığın nedametinden Ahirin önemsiz beklentisinden Sevgilerin Yerle yeksan edilişinden, O an aşkların kalmayan demlerinden Arta kalan ne vardı ki sanki tefekkür edilse Bilinçsizliğin her yanı Kuşattığı mekânlarda dikkatin Ne kadar önemi kalacaktı sinelerde Mesuliyetin gönülde İnkişaf edebilmesi için mükellefiyeti İliklere kadar idrak etmek zorunluluğundan başka Ne hazindir ki Hadisenin olduğu mekân dini Tedrisatın yapıldığı yatılı bir kurstu Yani bir manada kulluğun Daha iyi bilinmesi gereken bir eğitim alanıydı Sonraları tespitler yaptım ki Bu mekânlarda öğrenciler çok horlanıyorlar Zaten öğrenciler bizzat Gariban çocuklar lakin bir kısım hocalar Muhakkak ki kendileri bir eğitime çok muhtaçtılar Açık unutulan bir tüpün Kapalı bir mekânda meydana Getirdiği son dereci hazin bir reçeteydi Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#10 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57963
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ne hicran ki dinmez soluksuz bırakan!
Hicran mı olacak bu aşkın sonucu söyle Öyle dalgın ki bu gözler hep seni söyler Hayaller refakat eder ne umutlar besler Yalnızlığımda senin hazzın kifayeti yeter Tutmamış olsam da ne çıkar o ellerinden Omuz vererek serdetmediğin serverinden Pak dil darı lezzetinden şevkin meşkinden Sudur etmeyen gönlünden edep halinden Gel gör ki o zaman geçiyor çileler diziliyor Sabrın her hali deneniyor niyazlar ediliyor Senin melalin için canlar veriliyor direniyor Aşkın payidarı için son nefes mi bekleniyor Ey divane gönlüm neylersin ki sırası değil Âlemlerin içinde hakıpak olan nasibine eğil Hicran için yaşanacak sabır içinde bir seyir Ahir için hidayete meyil aşk için sırası değil Can nede canan aşkın hazzını almayan kan Damarlarda dolaşan ciğerlerden beyne akan Hakk için konuşan maksudun hazzına varan Nihayetimizle kuruyan aşk kokusunda kalan Mustafa Cilasun
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|