![]() |
|
|
#391 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kan Değil Şiirimden Damlayan
Kan değil şiirimden damlayan Gözlerinden akan tuzlu yağmurdur kalemim Sen acının makasıyla kesilmiş kağıttan bebek Söyle kaç yıldan başlar Güzel, mutlu bir geleceği düşlemek Neden demir tadı dolaşır Soğuyan damarlarımda Kan değil şiirimden damlayan Bu hakça yaşama özlemi Ve halkça haykırmak Beceriksiz biriyim biliyorum Beceremiyorum tutsaklığı Bir de aşık olmayı acı çekmeden. Gençliğim hızla akıp gidiyor gözlerimden, yüreğimden Pişmanlığın adı çoktan konmuş Heyecanla yazmaya başladığım şiir yarımdır hala Kan değil şiirimden damlayan Bir yaşanmamışlık öyküsüdür yitip giden günlerim... 2004 |
|
|
|
|
|
#392 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kan Kardeşi
Kan kardeşi midir Savaş meydanında kanları birbirine karışanlar.....................? 2005 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#393 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kan Yürümüş Düşlerimizin Beynine
Kan yürümüş düşlerimizin beynine Ayakları bağlanmış bileklerinden Kuru bir ağacın dalına Korkmuyorum yine de Dilimde bu türkü varken Toprağa dönük olsa da şu yüzüm Fikrimin bahçelerinde Yarının kırmızı gülleri açmıştır artık Çoğu kez unutup Bedenimde hapis olan Şu kısacık ömrümü Ruhumun sonsuzluğuyla başlarım yaşamaya yeniden... Düşünürüm gereksiz korkuları Bütün gereksiz heyecanları Bir anlam veremem Çünkü; Kapını mutlaka çalacaktır O karanlık bahçenin bekçisi Görecek ve kabul edeceksin ki Siyah da açarmış güller Ecel de olsa adı Her sevginin bir sonu varmış... Bir tek adım kaldı Tereddütsüz söyleyebildiğim Kendime bile anlatamıyorum Artık kim olduğumu Bilincimi, ışıltısı gözümü alan Süslü caddelerde bıraktım Uzak dağların ardında bıraktım Güzel günlere olan inancımı... Öyle kısa ki bu yaşamak denilen Aşık olmaya yetmiyor artık hiçbir ömür Bütün zamanlar dar artık Gülü, dikenine rağmen kalbinde taşıyabilene Ve bir gönlün çıkmazına Ömrünü koyabilene... Yani dostlarım Hayat dar geliyor artık bütün sevmelere Hayat aşka yetmiyor İçimde her şafak Bir asker duvarlarımı kanatıyor tırnaklarıyla Bitecek ve başlayacak günlerim arasında Anne babasını arayan bir çocuğun gözleriyle Bakıyorum yarına Bağırıyorum Kayboldum kendi şehrimde Kendimi bulamıyorum... 2003 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#394 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kana Kesmiş Mayıs
Ağlayışım çaresizliğimden değil Hala mayıs şafağında gözyaşı döken birileri kalsın diyedir... Ve kana kesmiştir Mayıs Meyve verecekken çiçeklenmiş dallar, Bir yudum su verin toprağıma Kanla yeşermez bu ağaçlar... 28 Şubat 2003 00: 34 Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#395 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanamakta Olan Bir Şair İçin
(Kanamakta olan bir şair için Acil olarak Aşk aranıyor...) Tükenmiş mürekkebi kalemimin Günden güne kuruyor avuçlarımda Aşka adanmış karanfil. Kırılıyor ellerimin değdiği bütün anılar Kırılıyor gelip geçtiğim yerinden zaman. Söylenmemiş aşklar ansiklopedisinde Kaçıncı ciltte saklı kaldı resmim Kaç şiir yazdım sana senden habersiz bilemezsin. Şimdi son kez çağırıyorum Kendini sevilmeye mahkum ettiğin yüzünü Gel de çağır geriye Benim o eski heyecanımı Yine en güzel şiirlerimi senin için yazayım... Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#396 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanayan Ülkeme Mektuplar-1
Kanayan Ülkeme Mektuplar-1 Güzel annem, Burada geçirdiğim ilk günüm. “İnsanoğlu kuş misali” dedikleri ne kadar doğruymuş. Oysa daha dün dizlerinin dibinde otururken zamanın hiç geçmemesini böylece durmasını diliyordum tanrıdan. Kuş deyince aklıma geldi. Dünyanın en güzel duygusu olsa gerek kuş misali uçabilmek. Belki kanatlarım yok benim ama dün uçağa ilk defa bindiğimde bu duyguyu tattım birkaç saatliğine de olsa. Haylaz bir çocuğun duvara çizdiği resim gibi görünüyordu yeryüzü binlerce metre yukarıdan. Yolumuza otobüsle devam ettik uçaktan sonra. Otobüs yolculukları hep öğrencilik yıllarımı hatırlatır bana. En sevdiğim şiirler hep o otobüs yolculukları üzerine yazılmıştır. Ama keder verir insana daha önce hiç gitmediğin ve hiç kimsenin gitmek istemediği bir yere gidiyorsan. Yollar her zaman kavuşmalara uzanmıyor ne yazık ki anne. Buradaki yollar bizim oradakilere hiç benzemiyor. Yol kenarlarında görmeye alıştığım onca şey bile o kadar farklı ki. Sanki gökten taş yağmış bütün tarlalarına uçsuz bucaksız Mezopotamya’nın. Dalıp gitmişim bakarken o düzlüğün sonsuzluğa uzanışına. Uyandığımda o düzlük yerini dağların sonsuzluğa uzanışına bırakmıştı. Sonsuzluk kavramı gerçekten ne kadar değişken anne. Bazen sürüp gideceğini sanıyor insan bazı şeylerin. Oysa her şeyin bir sonu var. Acılarımızın da, mutluluklarımızın da... Sanırım senin içinde en az benim için olduğu kadar zor olacak bu ayrılık. Malum, geldiğim yer adını bile duymak tedirgin etmeye yetiyor insanı. Ama senin için çok daha farklı olmalı. Nasıl bir duygudur ki etinden yüreğinden bir parçanın çok uzaklarda soğuk bir namlunun yalnızlığında sabahlaması. Büyük fedakarlıklarla büyüttüğün, hastalandığında sabahlara kadar başından ayrılamadığın oğlunu ölesiye merak etmek, sesini duyabilmek için bütün gün telefonun başında yüreği avucunda çırpınarak beklemesi nasıl bir duygu acaba anne... Sana ne kadar ben iyiyim, beni merak etme desem de biliyorum ki sen yine yüreğin avucunda bekleyeceksin bütün gün telefonun başında. Endişe etme gün gelecek baharda gelmiş olacak memleketime.Ve bu dağlara da bir gün mutlaka bahar gelecek anne. O zaman dönmüş olacağım belki yorgun dizlerinin dibine... Oğlun Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#397 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanayan Ülkeme Mektuplar-2
Güzel annem, Burada bir haftamı bitirdim. Yavaş yavaş alışmaya başlıyorum buradaki hayata. İlk günlerdeki burukluğumu da attım üzerimden. Alışkanlık böyle bir şey işte anne. Ne kadar berbat olursa olsun yadırgamıyor insan bir zaman sonra, ilk başta şaşkınlıkla, tedirginlikle karşıladıklarını. Bunları yazarken aklıma geldi. İnsan acaba acılarına da alışabilir mi anne? Alışmak mı, yoksa sağalması mı hiç kapanmayacak sandığımız yaralarımızın? Bu soruyu sana soruyorum çünkü biliyorum en çok annelerdir acı çeken. Sende bir annesin ülkemin bütün yüreği kanayan anneleri gibi. Hiç kimse annelerin hissettiklerini duyamaz etinden canından bir parça koparılıp koynundan binlerce kilometre uzağa gönderildiğinde. Hiç kimse hissedemez biricik oğlunun artık hiç dönmeme ihtimalini düşündüğünde hissettiklerini. Yine sulandırdın biliyorum o güzel gözlerini. Ağlama demiyorum sana. Yoksa bilirim gizli gizli içine akıtacaksın gözyaşlarını. Ağla ama umutsuzluk olmasın gözyaşında. Hasret olsun sadece, hasret büyütür sevincini kavuşmaların. Bende saklamıyorum artık göz yaşlarımı. Güçsüzlük sanırdım ağlamayı küçükken. Utanırdım, saklardım en yakınlarımdan bile. Artık utanmıyorum. Çünkü utanması gerekenlerin hiç ağlamayanlar olduğunu öğrendim büyüdükçe. Daha yazacak o kadar çok şey var ki bir daha ki mektuba kısmetse. Hasretle öpüyorum kederli alnından... Oğlun Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#398 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanayan Ülkeme Mektuplar-3
Güzel annem, .......Birkaç gün sonra iki ayımı tamamlayacağım burada. Havalar öyle sıcak ki bu günlerde. Geldiğim günden bu yana bir damla yağmur düşmedi toprağa. Ve ben hiçbir zaman buradaki kadar kızgın görmemiştim güneşi. .......Ancak ne kadar kinini kusar gibi yakıyor olsa da tenimizi kimse güneşin batmasını istemiyor.Buradaki herkes geceden korkuyor anne, tıpkı karanlıktan korkan çocuklar gibi. Çünkü buranın *******i büyük şehirlerdeki parıltılı *******e hiç benzemiyor. Alabildiğine uzanan dağlarda, alabildiğine karanlık, çok uzaklarda tek tük yanan ışıklar ve ufak bir ses bölmeye yetiyor bıçak sırtında uyunan uykuları. .......Herkes sorular soruyor kendine sürekli. Neden ben, neden bir başkası değil? Ben de soruyordum bu soruyu kendime ilk zamanlarda. Ama alışmak; olmuş olanı kabullenmek bir anlamda. Bizim yerimizde olmasını istediklerimizde soracaklardı bu soruyu elbet kendilerine. Yani anlayacağın güzel annem hasretin üç beş nöbetini tutmak bize düştü sürekli kanamakta olan ülkemde. .......Her an daha da çok özlüyorum şehrimi ve sizleri. Deniz kokusu hala burnumda. Hala duyar gibi oluyorum gökyüzünde martı çığlıklarını. .......İnsan doğduğu yerin havasına suyuna alıştığı için özlüyor besbelli. Sırf bu yüzden bir şehri sevebiliyor insan. Onu oraya bağlayacak hiç bir şey olmasa da. Hatta o şehirde hiçbir şey olmasa da bir şehri sevebiliyor insan. İnsanların doğdukları yere bu kadar bağlı olması bundan elbette. Düşünsene hayatında denizi görmemiş biri nasıl özlem duyar sonsuz maviliğe. .......Mektubuma son verirken seni bir kez daha öpüyorum yaslı alnından. Gün gelecek bu dağlara da bahar gelecek elbet. Hoşçakal anne... Oğlun Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#399 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanayan Ülkeme Mektuplar-4
Merhaba güzel annem, .......En son mektubumda artık buradaki hayata alıştığımı anlatmıştım. İnsan her şeye alışıyor ama hasrete alışılmıyor nedense bir türlü. Daha öncede ayrı kaldığım zamanlar oldu sizlerden ve tüm sevdiklerimden ama inan ki hiç böyle olmamıştım ben hiçbir ayrılıkta.. .......En son konuştuğumuzda sen hala benim küçük oğlumsun demiştin ya bana. Neden büyümez çocuklar anne babalarının gözünde hiç? Bunu baba olduğum zaman öğreneceğim sanırım. .......Aslında korkmuyor da değilim büyümekten. Sebebini bilmediğim bir çocuk kalma isteği var içimde, olup bitene hep beş yaşında bir çocuğun gözlerinden bakabilmek, acılardan bile küçük mutluluklar çıkartabilmek payıma. Ve hala yaslayabilmek istiyorum hayatın karabasan gibi üzerime geldiği *******de yorgun başımı omzuna. .......Güzel annem ne kadar büyüsem de bilmeni isterim ki ben koynunda uyuyan o çocuk yüzüyüm hala. Gözlerim beş yaşında. İnan bana acılar yüreğimi büyüttü sadece ama beni asla. .......Büyümek de istemiyorum hiç bir zaman. Korkuyorum hayatın beni her seferinde acılarla imtihan etmesinden, sanki bütün suçlu benmişim gibi büyümüş olmanın bütün ağır yükünü omuzlarıma yüklemesinden. Korkuyorum aşık olup sevilmemekten, incitilmekten, yapılan haksızlıklara ve söylenen yalanlara karşı çıktığımda yanımda kimseyi bulamamaktan. .......Öyle midir oysa çocukluk. Çocuklardır en beyaz yanıyla görebilen dünyayı, hiç bir sebep yokken sevebilen bir kediyi, kuşu, çiçeği. Çocuklardır yalnızca ölümü ve ayrılığı düşünüp kederlenmeyen. .......Ne yazık ki bir mektup boyunca büyüdüm bugün yine. Ama sen yine de beni koynunda uyuyan o çocuk yüzümle hatırla olur mu... .......Öpüyorum kederli alnından bir kez daha... Oğlun Melih Coşkun |
|
|
|
|
|
#400 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57960
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Kanayış
Cam kırıkları üzerinde dolaştım yıllar yılı İzim kaldı kanlı ayaklarımla bastığım Bütün topraklarında yurdumun. Duydum gencecik bir yaşamı sona erdiren merminin Namluya sürülürken çıkarttığı O çelik kokan çığlığını Düşen her tetikte Kanadı umudu kavuşmanın Yuvasından fırlayan her boş kovanda Can verdi Merhameti insan kalan yanımın. Başka acılara bastım Toprağının her karışında Kan revan içindeki ayaklarımla. Kızıl akan derelerde yıkadım yüzümü Ekmeksiz, aşsız evlerde sabahladım. Şimdi isyan olup Fırlatsam sesimi sonsuzluğa Neye faydam olur Kendi vicdanımı kurtarmaktan başka. Oysa her çığlığımda Bir can katabilmek isterdim Susuz bırakılmış her karış toprağıma. Bir cana daha öğretebilmek Bölüşmeyi sofrasında tuzu, ekmeği Direnebileyi yeri geldiğinde Hakkını almak için Sevgiden ve ekmekten yana… Cam kırıkları üzerinde dolaştım yıllar yılı Sızladı ayaklarım Kan revan içinde yürüdüğüm Her karış toprağında yurdumun Gördüm bir hayalin alnının ortasından vuruluşunu Toprakta boylu boyunca uzanırken İnsanlığımız……………………..! 2005 Melih Coşkun |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|