![]() |
|
|
#51 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
_ Sevgiliye Mektuplar / V A R M ı S I N! ? ! ?
……… Sırları, asla bilinmeze gömülü kar düşmeyen ama ulaşılamayan dikten öte yalçın kaya- lara sırtını vermiş, güneş görmeyen aydınlıkta, kendi mum ışığıyla ışıttığı yapraksız dünyala- rından yosunlar doğuran, yeşerten, dünyaya yosun yosun bakan iklimlerin bilinmezliğinden sesleniyorum, beni duyuyor musun? Var mısın? ……… En ulaşılmazda ulaşılan, zorlukları kolaya çeviren, yoku var eden, bittisinde dosta düş- mana inat kendi benliğinde doğan ve bitmeyen, bitmeyecek olan, umutsuz *******inde umut denilen olguyu dolduran... Yürekleri çoğaltan, her yürek yangınında yeniden kendi küllerinden doğan yangını, tüm yangınlara çevirmeye hazır ormansız ama dikenli yürekleri yakmaya ve ye- niden doğmamalarına etken olmaya Var mısın? …….. Vadilerin ulaşılmaz kayalıklarında, asla göremediği güneşe, dokunamadığı suya inat yaşama tutunan vahşi bir zambağın yalnızlığına eşdeğer yaşanan gündelik çatışmaların çıkar ilişkilerinden sıyrılıp yine.. Yine ve yeni unutulmaz anılar oluşturmaya, oluşturulan dünyevi güzellikleri çoğaltmaya Var mısın? ……… Tayfası, kaptanı, miçosu, mültecisi biz, kaçak tekneyle rotasız, dümensiz, heyamola- larla yeni koy, koyak, aşk kıyıları keşfetmeye, keşfedilen sığınak, mabet, tapınakları sadece ikimizin sırlarına yeni sayfalarla yazısız, sözsüz, imgelerle eklemeye Var mısın? . Eklenen her harfin bir tanesiyle tapınakların derinliğinde tapınacağım, ölümsüz tanrıçam olmaya ve içmesem öleceğim o bir bardak ölümsüzlük suyunu benimle paylaşmaya Var mısın? ……… Adı, sanı, ovası, dağı, ırmağı, haritada paftası dahi olmayan, varlığını bizimde bilme- diğimiz anayasası aşk, demokrasisi iki yürek, prensi ben, prensesi sen olan, saraysız, hiz- metkarsız, vatandaşsız, ikimizden başkasının yaşamadığı, giremediği, ülke, ülkeler keşfet- meye, günlüğünü tutmadığımız anılar defterine, kalemsiz, kokularımızla yazmaya Var mısın? ……… Pasaportsuz, sınırları çiçek bahçelerine dönüştürülmüş, aşkla sulanan, sevgiyle bes- lenen, evlerin, binaların olmadığı kentlere girmeye, her girilen kenti, ziyaretimizden yüzyıl- lar sonra antik kent aşk kalıntılarını ziyarete gelen insanların görselliğine çevirmeye, burada okudukları kitabede asırlar önce yaşanan bu aşkın efsane olduğunu söylediklerinde orada yerleşen ruhlarımızın gülümsemesine… Efsanenin biz olduğu… Bizim yarattığımız sırlı ve ölümsüz aşkın bir daha yaşanmayacağına…Hüzünlü gözlerle gülümsemeye…Gülümsemeler bırakmaya… Var mısın? ... Varım… Var mısın? ... 15.08.2007 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#52 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
_ Sevgiliye Mektuplar / YALNIZLıK SENFONİSİ
................Savruk düşlerimden solgun yaşantıma giren efsanedeki prenses değildin sen. Günler, yıllar süren yüzyıllık savurganlıklarda tekil yalnızlıklar yaşadığım, sofradaki aşım, çorbadaki tuzum, bardaktaki suyum oldun gelişinle ve henüz kutsanmayan gizemimsin tapınaklarımda... ................Eflatun rengi ve kırılgan ve hüzün ve uçurum çiçeği serinliğinde yazarken dizelerimi, hazırlanırken yoksul semt pazarlarında satılan eski giysilerin sokak çocuklarındaki eskiz duruşunun dayanılmaz sancılı tariflenmesine… Dizelerin çarptı yüzüme.. Gök gürültülü sağanakların ardı sıra rengarenk gökkuşağının ebruya dökülen yansımasıydın yüzümde... ............... Virtüöz'süz konserlerden solo yaşamlara açılıyordum... Henüz pencere önündeki sarmaşıkların, ıtırlı saksı çiçeklerinin, ortancaların tükenmediği emekçi bir mahallenin sabahlardaki izdüşümlerinden. Ve her sabah kimliksiz, cinsiyetsiz yollardan gidiyordum, geri dönüşü olan, güneşi hep karşımda yansıyan... ................Tahrip gücü yüksek patlayıcılar yüklüyordum geceden usuma, sessiz patlayan... Dip dalgalarım olsun ruh sürgünü sevdalarda firari aşıkların manifestosu, çöl ayazı susuşlarda gecenin gökkuşağı doğsun diye, ruhu dağınık bir aşk yaşarken yankı yankı sessiz infilaklara gebeydim... ................Ateşi sönmeyen gözlerime film arası mola vermişliğimin yıllar sürecek sancılı bekleyişlere uzantısının farkında ol(a) madım... Su vermedim içimdeki köksüz çiçeklere… Kokusu yayılır benden alırlar hoyrat koklarlar diye... Buğday tanesi koymadım yemliğine yüreğimde şakıyan kanaryaların, nağmelerini duyar sustururlar diye... Altın kafese koymadım hiçbir bülbülü vatansız kalmasın diye... ................ Panayır kalabalığında giydiğim yalnızlık giysilerim yüreğime düşen Cemre'nle son buldu. Yeryüzündeki son cemreydin bilinemeyen, saklanan, keşfedilemeyen... İçimdeki deniz, gönlümdeki toprak, soluduğum havaya düştün... Önce yavaş, dingin, sessiz... Şimdi Tsunami esrikliğinde bentleri yıkan, coşarak dalga dalga, sevgi sevgi, ırmak ırmak... Terkisi hazır şimdi beyaz atımın kanaviçesiz, çeyizsiz gelişlerine... Güneşi karşımda doğan, karşımda batan yolları kısaltıyorum ulaşmak için... Susuz çiçeklerim kökleniyor, kokusunu sevdana sunmaya… Başak taneleri biriktiriyorum, kanaryalarım ara nağmelerde son ve sonsuz valsımıza senfonileriyle eşlik etsin diye... Ve vatansız sevdalarda bitirmek için firari aşkları, yaşasın yaşansın diye aykırı aşkların tutsakları… S enfoniler fısıldayan, keman yayındaki konçert O E zgilerin nağmelerinde sen... söylenmemiş fası L V e boğaziçinden sahildeki piyaniste uzanan or G T ürkülerin kıvamında halay çeken... usta oyunc U A şk yolunda savaşan, en yalın en güzel amazo N P otbori anılarla efsanem…sevdamsın… 8.2.2006 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#53 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
_ Sevgiliye Mektuplar / YILDIZ'LAR BİRiKTİRİYORUM…
……… Soğuk *******de yıldızlara uzanır, ısınırım ve her yıldız sen olursun, gökyüzü ateş topu olur sıcaklığının yayıldığı atmosferde… Ben üzerimdeki her şeyi çıkarır ve deniz kızı özgürlüğü yaşarım, güneş tenimde, başaklar içimde boy verirken… ……… En yakınımdaki yıldız koynuma girer, yeşil akan nehir, okyanusun mavi sularına benzeşir ve her yıldız kıskanırken koynumdakini, ben kulaçlar atarken, her yıldızın ma- visini yeşile, yeşilini maviye çeviriyorken her yıldız sen oluyorsun, geceden sabaha dek milyonlarca yıldız yakalıyorum… Yıldızlar biriktiriyorum şimdi uçsuz bucaksız… ……… Vedasına hazırlanmakta olan gecenin geç kalan tüm yıldızlarını, yaprağını çoktan dökmüş, dallarından başka serveti olmayan, baharı bekleyip yeşilliklerini fark edemeyen insanlara sunmaya hazırlanan o devasa ağacın altında topluyorum… Yıldızların bayramı olurmu? Olurmuş, şimdi her biri, kendini sonbahar hüznünü yaşayan ağacın dallarına kızıl, mavi, yeşil, sarı ve her biri bir renk panayırına bürünerek salsa kıvamında, oynak ve ağır kalçalarını oynatan oryantal kıvamda yapıştırırken yıldız yapraklı ağaç üremekte ve geceden sabaha yalancı baharlara inat, yıldız yapraklı ağaçtan ıtırlar yayılmakta… ……… Türdeş ağaçlar kıskanıyor benzerini, dal büküyorlar gün ağarırken yeryüzüne ve direnişindeki işçinin sessiz sloganlarını fısıldıyorlar dallarından dallarına… Her yeni gün doğumunda güneş altında yıldızlar arıyorum beyhude ve senden gelecek en acı sözü bile kabullenmek istiyor, onun tek harfine bile sarılmak, yıldız varsaymak, ucuna tutunmak isteğim yeniden kanatıyor kapanmayan yaramı… Güneş altı yalnızlık ve acı- larımı ince bir ipe sarılarak göğe tırmanmak, orada seni bulmak, ışıtan sevginle avunmak ve sende kalmak, yıldız kokmak istiyorum kahreden soğukların yürek yangınlarında… ……… Ayperest düşlerime inat uyumuyor, siyahi gecede görünmeyen yıldızlara ulaşmaya çabalıyorum, olmayan denizin rıhtımına yanaşmaya çalışan şehir hatları vapurunun deniz fenersiz kayalıklara çarpışında… Sarsılıyor, adını sen koyduğum yastığıma sarılıyor, yıldız kokunu arıyorum uykuya daldığımda düşeceğim bir ayağı kırık yatağımdan… Yakalarsan bırakma, bırakırsan yüreğinin boşluklarına çarpar, ışığım söner diyorsun aylarca gelmediğin düşlerimde… Düşlerime nice sonra gelmene kızıyor, gökyüzünden seni nehirlerin olmayan sularına indirmek istiyor, bereket ve su ver istiyor, sonra seninle gecenin mateminde beraber kayboluyor, bilinmezliğe doğru sürükleniyoruz şeytanın yağmur sesli yokluğunda… ……… Peribacası semalarından ceplerime doldurduğum o yakamoz ışıltılı yıldızları, ıssız ve karanlık *******de gökyüzüne yapıştırıyorum, aydınlığında ay ışığıyla vals yapsın diye ve yine o anlarda intihar kokulu güverteler duyumsuyorum, çünkü; yine bir yıldız kayıyor ve asi suları kabarıyor, içimdeki okyanusun… Delişmen sularımdan beyaz bir güvercin havalanıyor, biriktirdiğim yıldızlara kanatlarındaki ipleri takıyor, gökyüzünden yeryüzüne salıncaklar sarkıyor… Yıldız renkli, güvercin kokulu salıncakta geceden sabaha ay ışığına sallanıyorum, omuzlarıma kuşlar konuyor ve gece vedasına hazırlanırken her kuş tanesi yıldız oluyor, ceplerime dolduruyorum… Yıldızlar biriktiriyorum… 28.12.2006 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#54 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
__ Merhaba Sevgili - 1
Bugün de ölmedim…! ! ! Sana çıkıyorum yine bu sabah Mahfasığmaz'dan hareketle Her gün rutinleşen yollarda seninleyim İller Bankası kavşağından Dilberler Sekisi'ne ulaşıp İçinde olmak isteyipte olamadığın Otomatik yıkamadayım, sana doğru gülümserken Mimar Sinan açık hava tiyatrosundan Sola saparak her sabah Köprü Köyü'nün portakal bahçelerini Alarak soluma ilerliyorken Yol üzerinde servis beklerken insanlar, Ben sana ulaşma çabasındayım Bu sabah ve her sabah… Merhaba Sevgili, Kenti ortadan bölen Yosun kokulu Seyhan'ın üzerindeyim.. Saat 07.29'da yazıyorum bu satırları Sağ elimde kalem, solumda direksiyon Kırmızı ışık molalarında... öyle sanıyorum ki İltifatlar alıyorum yanımdaki araçların Uykusuz, bezgin, içsel kavgalı yüzlerinden Bilseler sabahın bu kapalı saatinde Sana dökülen dizeleri Bilseler uzaktaki yakınıma dökülen Çisil çisil yağan berrak damlaları Yeşil yansın isterler mi? Duyuyormusun, dinle Emel Sayın söylüyor radyoda __SİLEMEZLER GÖNLÜMDEN NE AŞKINI NE SENİ….. Açıyorum sesi ve sol yanımdaki camı Portakal çiçeği kokuları Yağmurla raks ederken havada, Şarkıya karışıyor ebruli kokular Mistik hava doluyor içeriye şimdi Mustafa Kemal Paşa bulvarında seyrederken.. Ve her gün işyerine gidiş, Ama dönüş istikametim olmayan yolda.. ___Belki biliyorsun, Seyhan nehri ikiye böler bu kenti ___Belki bilmiyorsun, İncirlik-Şakirpaşa arasındaki demiryolu İkiye böler bu kenti ___Bilmem biliyormusun, E-Beş** karayolu da ikiye böler bu kenti Peki şimdi biz kaç parçayız bu bölünmüşlükte? Demiryolu ile paralel giderken E-Beş Seyhan nazenin gelindir süzülen Ve ikisinin altından kayan bir yıldız… Üzerinde salına salına Gençlik Köprüsü önce Boğaz köprü'sünün minyatürü adeta ve sevimlisi, Beyaz Gelincik adlı diziye dekor ve Sabah yürüyüşcülerini Yüreğir'e aktaran.. Otoban köprünün altında çağıldamasını dinletir Sıcak çay eşliğinde Dilber Cafe'dekilere.. Eski Baraj'ın kapaklarından süzülürken, Her gün geçtiğim köprüye (isimsiz) ve Nazlı nazlı ulaşır Demir Köprü'ye Bir iç göl muştusu olur Girne Köprü'sünden Taşköprü'ye... sağına alarak O, Mübarek Merkez Camii'yi.. Ve Regülatör köprüden Akdeniz'e Amansızca uzanır beyaz kozalara can olmak için.. Merhaba Sevgili, Kısa uğraklarla anlattığım Seyhan'ın ardından Kiremithane civarındaki hemzeminde Ray'lara dokunarak, E-Beş' te yol alıyorum şimdi, Sana gelen yolların ters uzantısındayım… Mesai başlayacak birazdan Ve başka dönüş yolu ekleyerek akşama Diğer yollardan başka kuytulara gömüleceğim Midemde alkolün dayanılmaz sancıları Ve cebimde biriktirdiğim aykırı şiirlerle.. Esriksiz bir akşam dönüş yolculuğunu Başka mısralarda ve bu kentin Görünmeyen diğer yüzleriyle yazacağım Arnavut kaldırımlarında parketmişliğimle.. Hoşça kal Sevgili… Kasım - 2005 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#55 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
__ Merhaba Sevgili - 2
Yine ölmedim…! ! ! Güneşin batımını fark etmediğim akşamın Yola düşme saatlerinin hazırlığında Sana çıkan yolların uzantısındayım Bu akşam ve her akşam.. Birazdan, Sol şeridi işgal eden, ama hep Sağ partilere oy veren Klaksona kızan, sollamaya aman vermeyen Sellektörlere sövgüler dizen Ülkenin en iyi sürücülerinin (adliyesinden sonra) Ve de….. Efes Pilsen'in yakışıklı Satış temsilcilerinin Cirit attığı yollara çıkacağım.. Birazdan, Arnavut kaldırımlı yollarda Park edemeyeceğim! bir sokak arayacağım Ve bende karışacağım sövgüler üreten Sürücüler kervanına park yersizlikten.. Eski Ceyhan yolunun, şimdiki Tali olan yolun bozuk satıhlarındayım Amerikan Konsolosluğunun önünden geçeceğim Saniyeler sonra, yine ürkeceğim geçerken, Beni bomla yüklü intihar aracı sanarak Kurşunlarlar mı? Diye… Bilirsin eski tüfekleriz ya, hep içimizde taşırız Bize gelecek yanlış intiharları, Pimi çekilmiş, patlamamış fünyeleriz ya.. Neyse deli deli güldüm kendime, Seversin sen bu gülmelerimi ben gibi… Polis Koleji kavşağından az sonra Ana yola çıkacağım, -neden baba yol demezler ki.. Soluma alıp bazı şirketlerin bölge müdürlüklerini Sağımda az da olsa portakal ağaçları olacak mecburen Ve bu kez demeyeceğim portakal çiçekleri diye.. Onlar bu mevsimde olmaz ya, Müdürüm o şiirde uyarmış, eleştirmişti ya, Yanıt bile verememiştim ya..işte öyle.. Yine Sabancı'nın maddi katkılarıyla Güzelleştirilmeye çalışılan Hilton-Merkez Camii-Taşköprü manzaralı Ve bu kente ilerde çok sıkıntılar verecek Ama şimdilik kimselerin anlayamadığı Köprü yapımı devam eden, edecek olan aylarca O kavşağa yaklaşmak üzereyim Sevgili.. Geçici ara sokaklardan ana yola ulaşmak için Dolmuş ve mavi halk otobüslerinin Küfürsel bakışmalarına eklerken sövgülerimi Çıkıyorum bende, Girne Köprüsündeyim... ve Geçerken şimdi o muhteşem ışıklandırılmasıyla Sabancı Merkez Camii'nin önünden Yine ve çok kızıyorum kendime Niye bir gün burada namaz kılmadım diye! Allah onuda kısmet eder birgün İnşallah.. Seyhan Otele varmadan şimdi Sağa saparak ve eski Adana izlenimi uyandıran Reşatbey sokaklarında olacağım.. Önce var olan düzen, sonra birbirleriyle kavgalı Ve hep muhalif olan bir şeye, birilerine Edebiyatçıların arasına karışacağım Bir şiir akşamı dinletisinde.. Okur muyum bilmiyorum ama sen Hep oku dersin ya, biradan yudumlayıp Okumamakta ayıp oluyor dostlara ya Okurum yine Sevgili…seviyorum ya okumayı Üstelik şimdi havada kar, yollar buz, belki de Kar'lı bir Ankara şiirinde kesişir yolumuz.. Ya da önce gidip evvela Bir ameliyat mı olmalı? Operasyon akşamı okunanlar En güzeli olmaz mı şiirlerin? Ve bu akşam içmeli Yarın akşam okumalı.. Hoşça kal Sevgili… 22.12.05-Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#56 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
__ Merhaba Sevgili - 3
Ölebilmeyi, En çok istediğim Kasım'dayım… Vurgunların yıl dönümlerinde yeşeriyor, Kaldırım taşları arasında, Ayaklar altında eziliyorum, hoyratça ve vurdumduymaz… İçime akıttığım kanlı gözyaşlarım Nazire yaparken azgın ırmaklara İçimin tenha sokakları Al renklerle süslenmekte… Gündüz şekerlemelerimin nedeniyken Geceden sabaha uykusuzluklarım, Şimdi sorunsallıktan uzak Tüm kent uykuya daldıktan sonraki yarı uykusuzluğumu Hiç uyumama / analizinde çözümledim… Yarı ölüm hali ve horultularında uyurken bu kent Onlardan bir adım önde Ve daha çok yaşıyor Sensiz yağmurlarda y a ş lanıyorum … Nikotin dolu *******i bölerken ikiye Alkol esintilerini iki katına çıkardım.. Paylaşırken yudum yudum sigarayı, Yeni kadehler ekliyorum yalnızlığıma Masamda iki kadeh; biri senin Gelmez de içmezsin belki, araya gitmesin diye.. Gök gürültülü sağanak akşamlarda Yağmur sesli ıslıklıklar biriktiririm Gece renkli, mehtap dokulu, sevda kokunu Yağmur esintilerinde tüm kente yayarken Islıklarının kardeş kokusuyla bezenir kent… Şimdi ne zaman yağmur yağsa Boğulur yalnızlığım, denizi olmayan dalgalarda Kıyılarına ulaşamaz kulaçlarım.. Ve ne zaman ıslansam yokluğunda Müzikal kokular işler yüreğime, kentime Gözyaşlarım kan olur, içime yağar yağmurca Yağmurlar ıslık kokulu… 2.11.2006 - Adana, Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#57 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
__S*A*N*A* hep S*A*N*A*
S_evdiğim….S_evdam…....S_evgilim…......ben yolunda Rome_O E_fsanem…..E_vrimim…...E_ylemim….....ben aylarından Eylü_L V_enüsüm….V_uslatım.....V_efalım….......ben alanlarda mitin_G T_anrıçam….T_apınağım...T_ılsımım……..ben tenindeki o kok_U A_danam…...A_ntalyam....A_nkaram.....ben nehrinden Ceyha_N P_rensesim...P_amuğum...P_latolarındayım...parolam sın.. Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#58 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Acil Kan Aranıyor! ! !
Deli, uçuk, serseri Fırtınalar içinde depreşen Bir adam için İvedi kan aranıyor Damarlarında Kan yerine bira dolaşan Ceplerinde kabak çekirdeği Ağzında sigara eksik olmayan Serseri bir adam için Bira grubu kan aranıyor Çalıştığı bira fabrikası bile Gereksinimini karşılamayan Serseri ruhlu adama Kan vermek isteyenler Her Pazar Gizemli Kafe'ye Baş vurabilirler… 14.03.2005-Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#59 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Adana Bana Dar Geliyor
Sığamıyorum bu kente, Mikroplu sulama kanallarında yüzmeyi Tozlu topraklı taşlı yollarında Bisiklete binmeyi öğrendiğim, Tenefüslerde simit-şalgam için Okula koşarak gittiğim bu kent, Bana dar geliyor… Dallarından tozlu tozlu Ve yıkamadan yediğim Kırmızı beyaz dut tanelerinin, Eski Baraj'da çaldığımız hind incirlerinin Tablacılardan yediğim şam tatlısının Şırdan dolması, kebabın el kıyması Kana kana içtiğim meyan kökü/haşlamanın En güzelinin yapıldığı bu kent, Bana dar geliyor… Dilberler sekisinde bira içtiğim, Zilli dede'de top oynadığım Seyhan nehrinin çağlayanında, Çocuk aklımla korkmadan yüzdüğüm Kara Fatma caddesinde börekler yediğim Demirköprüde trenleri izlediğim bu kent, Bana dar geliyor… En güzel beyaz, tuzlu kabak çekirdeğinin Mestan Hamamı karşısında satıldığı, Ulucamideki ters kapı hamallarının Yağcami önündeki işportacıların Küçük Saatin hiç durmayan akreple yelkovanının 5 ocak meydanında namaz kılanların Bakliyat kokularının eksilmediği, Melekgirmez toptancılarının olduğu bu kent, Bana dar geliyor… Büyüksaatteki mistik hanların Kazancılar çarsında dinlenen fasılların İncirlik de Türkçe tabela olmayan dükkanların Otopark yapılan Erciyes otelinin Arabesk çalan dolmuşların, Cadde-sokak ortasında ve her yerde İndirme bindirme yaptığı bu kent, Bana dar geliyor… Özel misafirler için yapılan Bumbar karın dolmasının Annemin yaptığı analı-kızlının Tadı doyumsuz dul avrat çorbasının Halamın içli köftesinin Yapılan her elde nefis olan kısırların Kız kardeşimin sarımsaklı köftesinin Ve her türlü kebapların Dürümleştirildiği bu kent, Bana dargeliyor… Mitinglere katıldığım Uğur Mumcu meydanın Konserler izlediğim Mimar Sinanın Dokusu bozulmayan Taşköprünün Atatürk evi ile bakışan Ulus Parkının Kasım Gülek köprüsünden Çocukluğuma açılan eski mahallelerimin Yağmurda delik deşik olan asvalt yolların Adliyesiyle ünlenen bu kent, Bana dar geliyor… Oğluma İlk öğretim okulu bulamadığım, İş yerine giderken her gün önünden Tam iki kez geçtiğim, Otuz bin kişilik (! ! !) Sabancı Merkez Camiinin, Ve önündeki Girne köprüsünün Ve arkasında portakal ağaçlarıyla kaplı Adana'nın oksijen deposu olan bahçelerin katledilerek Yerine Merkez Park yapılan bu kent, Bana dar geliyor… Mustafa Kemal Atataürk'ün Ve silah arkadaşlarının Ve Kurtuluş Savaşı kahramanlarının yerine, ''Asmayalım da besleyelim mi? '' diyerek Onyedi yaşındaki çocukları ipe çekenlerin 'Bana milliyetçiler suç işliyor dedirtemezsiniz'' 'Benzin vardı da biz mi içtik'' Ciddiyetindeki devlet büyüklerinin! ! ! Memurunun işini bildiğini söyleyip Rüşvete, yolsuzluklara yönlendirenlerin İsimlerinin ana cade-bulvarlara verildiği bu kent, Bana dar geliyor… VE BEN GİDİYORUM….. 06.01.2005 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#60 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ahşap Yalnızlıklar
Sensiz Ve sessizliğinden hep Hışırtıdan dahi sarsılıp Eğreti baraka misali Savrulmam... Biliyor musun? Sarsılmayan direncimsin. Ki Lodostaki yağmur Karayeldeki fırtınadır Gözlerine tutunup Kaybolduğum saçların Kokusunda konuklandığım, sessiz ve ıssız. Sen bilmez ve sendeyken ben... Seziyor musun? Yokluğun, eğreti yalnızlık Kırk yıllık ahşap sanki kırılgan Varlığın, var oluşum Yıllara uzanan menzil Yaklaştıkça kaybolduğum gözlerin... Görüyor musun? Şubat - 2008 - Adana Olgun Ekinci
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|