![]() |
|
|
#51 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Çocuklara Kıymayın Efendiler
İnsanın en değerli varlıkları, hatta kendi canından bile değerli saydıkları, gerektiğinde uğruna seve seve canını verebileceği tek varlık, elbetteki çocuklarıdır. Kime sorsanız vereceği yanıt bellidir: “Ben çocuklarım için yaşıyorum. Tüm çabalarım, onlara mutlu olabilecekleri yaşanası huzurlu bir gelecek hazırlamak içindir” der. Bu teorik söylem elbette doğrudur. Ama gerçekte bu teoriyi pratiğe geçirebilen insan sayısı çok azdır. Çocuklarını okula kaydedip (okul yüzüne hasret olanları saymazsak) , ceplerine de gücümüzün yettiği kadar harçlık koyup babalık ve analık görevimizi yaptığımızı sanırız çoğu zaman. Tüm anne ve babaların çocuğun öğretmeni kadar kendi çocuğuna zaman ayırdıklarını söyleyebilir miyiz acaba? Sanmıyorum. Her öğretmen öğrencilerine günde en az altı ders saati (240 dakika) zaman ayırmakta, onları eğitmek için çaba sarf etmekte, onları geleceğe hazırlamak için kendi sağlıklarını severek ve isteyerek feda etmektedirler. Peki ya anne ve babalar? Hangimiz çocuğumuza severek ve isteyerek, sıkılmadan günde iki saatimizi ayırıyoruz? Bu soruya “evet” diyebilecek çok az sayıda insan çıkacağını, olayların içinde yaşayan biri olarak çok iyi biliyorum. Çocuğumuz okuldan geldikten sonra, hangimiz merak edip “acaba çocuğum dışarıdaki zamanını kimlerle, hangi ortam ve koşullarda ve nasıl geçiriyor” diye araştırıyoruz? Bu soruya “ben” diyebileceklerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar azdır. O zaman? Ne verdik ki, ne bekliyoruz? İzin verirseniz, konuyu pekiştirmek adına yaşanmış kısa bir öyküyü sizlerle paylaşmak istiyorum. Baba, bir akşam üstü yorgun argın bir şekilde işten eve dönüyor. Aceleden lavaboya gidip, elini yüzünü yıkadıktan sonra iş giysilerini çıkarıyor ve kanepeye uzanıp televizyon izlemeye koyuluyor. İlköğretim üçüncü sınıfta okuyan oğlu, babasına duyduğu özlemi az da olsa gidermek için koşarak boynuna sarılıyor ve: “ Babacığım seni çok özledim! ” diyor. Baba, yorgunluğun da verdiği bir ruh hali ile isteksizce: “Ben de seni… oğlum” diyor çocuğun yüzüne bile bakmadan. Çocuk bunun üzerine: “Baba sana bir soru sorabilir miyim” diyor ürkek bir edayla. Baba yine çocuğun yüzüne bakmadan: “Tabi ki sorabilirsin oğlum! Neden soramayasın? Sor bakalım, neymiş? ” Çocuk sıkılarak biraz utangaçça: “Baba, günde ne kadar para kazanıyorsun? ” diye sorar. Baba bu soruya çok sinirlenmiştir. Zaten yorgunluktan gergin olan sinirleri büsbütün gerilmiştir artık. Sinirli bir şekilde: “ Yine oyuncak mı alacaksın? Bıktım senin bu fuzuli giderlerinden! ” diyerek, tersler çocuğu. Çocuğun geri adım atacağı falan yok. Tekrar sorar: “ Lütfen söyler misin baba, günde ne kadar para kazanıyorsun? ” Baba uzandığı yerden hiddetle doğrularak: “ Oğlum ne yapacaksın kazandığım parayı? Sen neden gidip ödevlerinle ilgilenmiyorsun? Bırak artık beni sıkboğaz etmeyi.” Çocuk üstüne üstüne gidip, babasına aynı soruyu tekrar sorar: “ Baba ne olursun haydi söyle, günde ne kadar para kazanıyorsun? ” Baba artık pes etmiştir ve günde ne kadar para kazandığını söyler: ” Günde 20 YTL.” der. Çocuk babasından aldığı bu yanıtla çok mutlu olur ve koşarak kendi odasına çıkar. Aylardır biriktirmeye çalıştığı harçlığını sevinçle yatağın üzerine döker ve sayar. Biriktirdiği para, 20 YTL’ yi çoktan aşmıştır. İçinden sadece 20 YTL alarak, büyük bir sevinçle aşağıda televizyon izlemekte olan babasına koşar ve: “Al babacığım! Sayabilirsin. Tamı tamına 20 YTL. Yani bir günlük ücretin. Artık bir gününü bana ayırır mısın babacığım? ” der. “Bir musibet bin nasihatten iyidir” demiş atalarımız. Ama musibetten ders çıkarmasını bilenler için… (Gazete köşe yazılarımdan bir seçki) Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#52 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Depreşen Arzularım
Çocukken çok istediğim, özlemini ta iliklerimde duyumsadığım, dokunsam; tüm sözcükleri darmadağın olup hece hece yerlere dökülecek sandığım; gül gibi, çiçek gibi koklamak istediğim, ama bir türlü dokunamadığım o güzelim çocuk öykülerini; yani baştan sona beni anlatan, ama benim olmayan kitapları yeniden özledim. Neredeyse torunlarım olacakken; yani yaş kemâle ermişken; yeniden çocuk olma, son bir kez çocukluğa dönme isteğimin neden, nereden ve nasıl depreştiğini ben de bilmiyorum. Oysa her 21 Mart sabahı sonrası irili ufaklı tüm ağaçların dalları yağan kara, dinmeyen fırtınaya inat; yeniden ve daha gür tomurcuklanıp yüzlerini güneşe dönmek üzeredirler. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#53 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dokunsanız Dağılacak Yüreğim
Dokunsanız dağılacak, paramparça olacak bu emanet yüreğim. İsyan derseniz değil, teslimiyet hiç değil. Kahreden bir yakamozun parıltısında kurşunlanan bir delikanlı gibi sereserpe uzanmışım bir kumsala usulca. Aç bir çocuğun sararmış çıplak cesedi göğsümün orta yerinde filizlenmekte yeniden. Zehir zemberek bir yalnızlık sarmış dört yanımı. Tüm gökyüzü yıldızları tanıktır ki; Mavinin yaladığı kumlar kan kırmızı şimdi. Ve çığlık çığlığa gecenin meltemi. Üfleseniz sönecek tüm umut fenerleri. Dokunsanız dağılacak Özenle taranmış damat stili saçlarım. Ay çatlayacak, karanlığa gömülecek hırsından. Bir ben kalacağım kan kırmızı kumların soğuk kucağında, bir de sararmış çıplak çocuk cesedi göğsümün üstünde. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#54 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dört Mevsim Bahardık
Birlikte yola koyulurken tek bedende birleşen canlar, bir çınarda yüzlerce dallar gibiydik. Umuttuk, kara sevdaydık yüreklerde. Şimşek şimşek bilinçtik serde. Sarptı, dolambaçlıydı, aşılmaz bir labirentti yolumuz. Gencecik fidanlardık. Duyguların en safı, en temizi vardı yüreklerimizde. Ve bu duygularla âşıktık bir çoğumuz. Nedense aşk yasaktı lisede. 'Olsun dedik, yasaklar baş göz üstüne'dedik. Ama yeminler olsun ki... Yeminliydik en güzel sevdalar üstüne. Ferhat'la Şirin gibi, Mem û Zin gibi sevda yüklüydük. Kaypaklığı bilmezdik hiç birimiz. Belki eski püsküydü giysilerimiz, ama bahar kadar yeni, filiz kadar tazeydik tümümüz. Mutlu ve umutluyduk yola koyulurken. Çelik çomak, kartopu oynamak yerine tarihi yargılardık lisede. Tarihi yazanların yargıç olduğunu düşünemeden. Henüz yarılamışken yolu, iflas etmiştik birçoğumuz. Umutlarımızı, sevdalarımızı, ve yeminlerimizi unutmuş gibiydik. Kasırgalara meydan okurken, basit esintilerde yelken bile olamadık bazılarımız. Dökülenler, kopan tespih taneleri gibi sağa sola dağılanlar... ayak bağı olanlar oldu zaman zaman. Hatta; sabahsız *******in lümpen serserileri oldu bazı dostlarımız. Kolayı seçtik beyler, yazık ettik sevdalarımıza. Hani ya ağalar biz sevgilerin simgesiydik! Hani ya biz; gökyüzünün yağmuru, yeryüzünün bereketiydik... Hani ya ağalar, hani ya biz dört mevsim bahardık...? Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#55 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dünya Dönüyor
Bir tur daha, bir tur daha derken; yerküre başladığı yere geri döndü. Ya da geri döndüğü yerden yeni bir başlangıç için start aldı. Dön babam dön. İnenler erken de olsa, düşüyorlar yarı yolda. Çocuklar gençliğe, gençler olgunluğa, yaşlılar kara toprağa ne yazık ki bir yıl daha erken yaklaşıyorlar. Uyuyanlar uyusun, iyi ******* de; uyuşanlar, mayışanlar ne alemdeler? Dünya geri dönse de başladığı yere, yollar tükenip, ömür bitince umutlar kışa dönüşür, toprak soğuk bir döşektir yerde sere serpe. acı da olsa, yaşamın güç yetmez realitesidir bu dönence. Yoksa deryada gemi nasıl varırdı menzile? Yağmur kara, kar doluya nasıl dönüşürdü bu yolculuk olsaydı bir bilmece... Canlısı, cansızı, gecesi, gündüzü bir maraton yarışında belli ki. Yaklaşınca son çizgiye yarışanlar, yürekte sevinç yerine, başlar bir sızı. Kış baharın, bahar yazın, yaz ise güzün takipçisi. İster kabullen, reddet istersen. Güz, yaprak dökümünün habercisi. Dökülen her yaprak da yeni doğuşların müjdecisidir şüphesiz. Varsın bir yıl daha geçsin. Otlar sararsın, ağaçlar soyunsun. Varsın şakaklara karlar yağsın, bıyıklara yıldızlar konsun varsın. Yeter ki geleceğe umut, yarınlara kucak kucak sevgi taşıyanlar bahar seli gibi coşsunlar. Varsın dünya, bir yerine bin dönsün. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#56 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Düşeş Zulada
Has ekmek, kör memleket. Ye babam ye Şevket. Hey yavrum hey! Kafatası Helmut, kuşamı elberbat. Beyni Şaronvari, Duruşu; mübarek Gorbi sanki... Vatanseverlikte hep yek dubara, yine başta, yine en önde bir numara. Düseler, düşeşler yan cepte, yedekte zulada. İhtiyaç anında, bir bu yanda, bir o yanda. Hey yavrum hey! Yozgat'tan Satılmış Bey, Urfa'dan Sato Ağa, binmişler bir kel kabağa. Ya Allah, bismillah, ilk hedef: kısmetse Cello Ağa'ya bir kaç Bez-men ısmarlamaya. Belki de buradan oradan, biraz börtüböcek, biraz da iş olsun diye köşe bucak kapmağa... Hey yavrum hey! Kuralsızlık kural olmuş, bizim çoban kral olmuş. Kavaldaki Derdo Paşa, metropolde bir hoş neyzen olmuş. Etrafında üç beş zibidi, hem sağı yedi, hem solu bitirdi. Şimdi ortada bir iki hindi, gulu gulu bindi, sulu sulu sindi. Heeeyt be hey! Neye niyet, kime kısmet. Serde nakış nakış kispet, cepte birkaç peksimet. Stockholm'da demet demet, biraz senet, biraz sepet. Londra, Newyork, Lahey, Çantada keklik adalet! Acelen ne yavrum? Çalış seninde olur elbet. Sabret sabret. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#57 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Düşten İçeri Kadına
Ben dağları vurulmuş, toprağına kan kokusu sinmiş hücreleri paramparça diyarlardan sana gelen bir gemi olsam... Sen de bir kuytuda unutulmuş, zalim bir tecridin yalnızlığında ıssız sessiz bir liman olsan... Son bir çırpınışla ablukayı yarar yorgun bitkin yanaşırdım kucağına. Yüreğimi maviyle zincirleyip demir atardım rıhtımına. Ama gördüğün gibi kurban ben yüreği örste dövülmüş, vurgun yemiş bir insanım işte. Sen de ne bir limansın, ne de kuşatılmış bir rıhtımın var. Şimdi söyler misin kurban? Böyle perişan, böyle ezik, böyle paramparça düşsem ocağına yüreğinde yer var mı yüreğime? Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#58 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Emzirilen Umutlar
Güneş batıp kaybolunca aydınlıklar, ve cümle yıldızlar birer birer parladıkça gökyüzünde bir hüzün, bir özlem esir alır bedenimi. Ne kadar gizlesem de sensiz olmuyor, Özlüyorum seni bir tanem. O gülüşünü, yürüyüşünü özlüyorum. Bazen geçmişimi, çocukluğumu anımsıyorum. anamın ninnilerini, türkülerini özlüyorum. anam emzirirken bizi, düşlerini de emzirirdi büyüsünler diye. Biz büyüdük, düşlerimiz küçüldü yıllar geçtikçe. Düşlerimin içinde sadece sen, bir tek sen büyüyorsun bir tanem. Ve sen büyüdükçe, uzaklaşıyorsun nedense. Meraklanıyorum, Hayıflanıyorum gidişine. Her gece gökyüzüne dikip gözlerimi, kayan yıldızları izliyorum. Her biri senmişsin gibi algılıyorum. Bir de gece şahinlerini izliyorum bazen. Gündüz olsa, bulutları bıçak gibi kesip geçerler. Ya *******i? *******i neyi biçtiklerini göremiyorum. Meraklanıyor ve ürküyorum. İstemeden, tekrar çocukluk günlerime dönüyorum. Umutlarımız vardı o zaman. Kocaman kocamandılar. Anam umutlarımızı da emzirirdi, Bizimle birlikte büyüsünler diye. Biz büyüdük, Umutlar küçüldü yıllar geçtikçe. Ama; Özlemlerim büyüdü biliyor musun? küçülen umutlara, umutsuzluklara inat, özlemlerimin ardından sana geliyorum. Sen tüm dişiliğinle kara bulutların ardında bekleye dur. Saçlarınla set çek pusudaki yağmur bulutlarına. İzin verme sakın, sönmesin yüreğindeki kıvılcımlar. Fırtınalar yaratsın sevdan. Benim her karanlık gecede özlemleri emzrdiğim gibi, Sen de benim için sevdamızı emzir bir tanem. Daha sonra bulutların ardında, Yıldızların en tepesinde bekleye dur. Ben, Emzirilen sevdamızın ardından Bulutlara tırmanıp geliyorum. Bekle beni. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#59 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Erganim
Ya sabır! ... Ya sabır dedik. Sen bizi dışlarken, biz seni hep sahiplendik. Zalim *******in kara koynunda tir tir titrerken bile, ihanetlerine inat seni lanetlemedik. Yazın tozlarınla, kışın çamurunla beslendik. Nice yeni dünyalar kurulurken, biz toprağını eşmekle yetindik. Sen ekşittikçe yüzünü, biz sabırla gülmeye çalıştık. Ya sabır, ya sabır dedik. Hilar'daki tarihini, ilk yerleşik düzenini, Makam'daki rivayetini, öpüp öpüp başımıza koyduk. Sen ütopyalarda gezinirken, biz seni taçlandırmaya çalıştık. Milyonlarca ton ağırlıktaydın. Kimimiz çocuk, kimimiz genç yaşlardaydık. Gün oldu birer birer, gün oldu onar onar sırtladık seni. Geleceğin aydınlık günlerine, seni umut yapmaya çalıştık. Yürekten sevdik seni. En kutsal varlık sayıp, sana hizmeti ibadet saydık. Bazen ter olup, yiğit alınlardan aktık. Bazen damla damla yaş olup, kara gözlerden süzüldük. Artık bıraksan somurtmayı, gülmeye başlasan artık. Gecede kalmayı reddedip aydınlığa koşsan, Ve birazcık sırtımızdan inip bizleri kucaklasan diyorum. Bulanık düşüncelerden sıyrılıp Çiftepınar gibi, Minto'nun suyu gibi, artık berraklaşsan; Gülbaran gülleri gibi allı yeşilli koksan... Ve artık, yüreklerimize aksan diyorum. Ahhh Erganim! Sen şu yaralı yüreklerde ne sevdalar yeşerttin biliyor musun? Sen, hançerlenen sevdalara ne diyarlar gezdirdin görmüyor musun? Sen sevdaların en güzel bakışı, sen doğanın özenli bir nakışı, sen kardeşliğin gülümseten yarışı... Artık aç o güzelim koynunu da, doyasıya emzir yarınlarımızı. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
|
|
#60 |
|
Uzman ®
![]() Üyelik Tarihi: Jun 2007
Konum: Cezaevi ¿
Mesajlar: 2,547
Teşekkür Etme: 16 Thanked 27 Times in 23 Posts
Üye No: 43364
İtibar Gücü: 1917
Rep Puanı : 3450
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Eskimezler
Birkaç eksiğimizle yıllar sonra yine bir aradayız. O günlerden bu güne ne değişti be dostlar? Tutkularımız aynı tutkular, özlemlerimiz aynı özlemler. Her şey olduğu gibi, her şey yerli yerinde. Sadece biz 'eskimezler' eskidik. Şakaklarımıza karlar yağdı, yüzlerimizde çukurlar oluştu. Biraz da diz ağrılarımız, sırt ağrılarımız arttı galiba. Şimdiki mevsimler de bir başka. Kar daha şiddetli yağıyor, rüzgârlar daha bir sert esiyor. Yüreklerimizde tipi,boran... Rüzgârlar ekip fırtınalar mı biçiyoruz ne! Anlaşılan, bir tek mevsimler değişti. O da çirkinlikten yana... Söylencelerin Sürgün Yahudisi gibi, Bir ucdan öbür uca savrulduk. Geçmişi sanık, geleceği yargıç yaptık. Davayı savunmasız mı bıraktık ne! Geçmişle geleceğin kavgasında, taraflar bir başka acımasız. Sevda yanıbaşımızda inlerken, biz sevdasızları oynadık. Söyleyin be dostlar. Karanlığın karası, akrebin zehiri mi azaldı? Denizin balığı, arının balı mı çoğaldı? İstanbul'daki işçinin, Harran'daki köylünün ellerinin nasırı mı yok oldu? Yoksa sahipsiz ak başaklar, umut dalındaki tomurcuklar bire on, bire yüz mü verdi? Ne değişti be dostlar? Anamın türkülerinde aynı ezgiler, 'kılam'ları notasız. Uyduruk masallarda hep aynı dev. Yine bir dudağı yerde, öbür dudağı gökte... Yine kocaman elleri ensemizde. Değişmedi be 'eskimez' dostlar, değiştiremedik işte. Sazlarda hep aynı repertuar: yine 'Bir Başkadır Benim Memleketim' yine 'Urfa'nın Etrafı Dumanlı Dağlar' ve yine 'seré çiya bı dumane.' Ne iki adım ileri, ne bir adım ileri... Bence biz, hep aynı yerdeyiz be dostlar. Resul Üstün
__________________
'' Efsaneler Olmez , Shekil Degistirir ''
|
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|