![]() |
|
|
|
|
#1 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Çıkagelsem
o sahilleri bilirsin hani fabrika paydos düdüğünü çalınca yürürdük boydan boya martı çığlıkları tren seslerine karışırdı pür neşe türkü söylerdik o iskelede martılara simit dağıtan o genç kızı hiç görmedin sen tanımazsın kimse tanımazdı yüreğinde koca bir dünya kavgaya sevdalı aşka utkulu bir çocuk saklardı içinde hep hiç büyümedi biliyor musun? yedi tepe yedi umut kitap-kalem bir de sen bir gece yarısı ılık bir rüzgarla esip gelen ve beni benden alıp sende dirilten yedi tepe yedi umut yedi sevda yedi can kimler kaldı onlardan? şimdi çıkıp gelebilsem çıkagelsem şimdi omuzlarımda karasevda heybem dilimin ucunda kekre sözler gözlerini yollarıma serip var mı bekleyenim yüreğinin dağlarında ateş yakıp var mı gözleyenim? ... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#2 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Çöl Gibi
avuntusuz yaslandığın yıllardan hüzünlü bakışlar kalmış gözlerinde gülüşlerin Ilgaz mavisi tenha bir gecede ölmek ne fenadır bilirsin havada yağmur kokusu, kar sesi saçlarına bahar akşamları sinmiş ellerini tutsam erguvan olursun İstanbul’u rüyalarıma sakladım şimdi gözlerinin buğusu memleketim bana bir türkü söyle sesini mıhla yüreğime hangi dağa yönelsem kurt uluması, çakal sürüsü izimde başımı göğsüne gösem düşmem bilirim... yağmurla çoğalıyor aşk kayısı tazeliğinde sarışın bir bakış yüzünde ışık gibi sızıyor *******ime uyku tadında seriliyorum uzanıyor mavi karanlık boylu boyunca ve dipsiz bir uçurum ay başımın üstünde yıldız döşüyorum tenine bu gece çöl gibi yalnızım kulaklarımda bir çoban kavalı yarım bir ezgi yaşamak eksik dudaklarımla dokunduğum sabah uyanışı gamzelerinde bir lale tebessüm baktıkça içlenişim, öptükçe doluşum sen ve geliş gidişin belki de yaşamak ölü nergizlerden kalma bir sarı tebessüm gelişin ki mavzere çevirir yüreğimi korkarım çıkacak diye namludan ha desem turna sesleri çoğalır bilmediğim türküler söylersin gül açışlı gülümsemeler diye sakladığım okunmamış kitaplar gibi baş üstünde tuttuğum nağmeler gözlerin Akdeniz mavisi yağmur yağmur ağladığım belleğimin derinlerinde gizlenen acılar yumağı bütün yaşamışlığım bir kaç basamak aynı kadehten yudumladığımız şarap gibi öpesim gelir dudak ucundan bırak zaman alıp gitsin kervanını kırlangıç göçleri geçsin başımızın üstünden Kuzey yıldızı gibi sabahlayalım kibrit çakılmış barut gibiyim bu gece suyu sevmek gibi toprağı kucaklamak gibi bir şey bu dilimde ham meyve kekresi şiirin her imgesi buruk gecikmiş bir bahar gibiyse yaşamak varsın ay da doğmasın Nemrut gibi asiyim bu gece... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Çöl Gülü
bir avuç sarı buğday tanesiydi yüreğimde sevgin başak başak serptiğim kirpiklerimin yağmurundan suladığım hasat zamanı harmanlayamadığım ve seni bulduğum ******* nicedir riya düştü vuruldu aşk durgunum bu gece kalem ucunda kelimeler susmuş kan revan yaralı şimdi imgeler çöl gülü şimdi yüzüm step yangını, susuz... tenimde köz izleri gece karası yar perçemi bir tutam hüzün asılı duvarımda yüz yerden delindi yama tutmaz artık bu yürek alnım şakında bir bıçak saplı ağrısı hasretin sancısı iki kaşım arasında bir kurşun yarası yürekteki sevdaların gizinde kor ateş olup yandığım al yıldızım söndü şimdi... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#4 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Deniz Ol
mevsimler iklimsiz aylardan Nisandı gamsız-kedersiz bir yağmur bulutu sanki şimdi yüzüne astığın hüzün gül yaprağı gibi ıslak boşaldı boşalacak gözlerin kederini öptüm dudaklarının dudaklarında şarkıların bir elim uzaktı sana bir elim o sahillerde -denize uzandığımız kıyıda- başı bulutlarda bir elim zirvesini okşardı düşlerin gülüşlerin meneviş kokar senin elimi sürsem bahar olurum ülkem ırmakları gibisin bu gün köpük köpük akıyor yine büründüğün hüzün dokunma toprağına varsın yalnız kalsın o gelincik dokunma bu gün yasaklarını çiğnedim düş ile ten arası bir kasırga belki de bir volkan ağzı o deniz suskun şimdi ellerim kıyıda bir sandal gidip gidip geldim adresi yok cehennemin gel sen deniz ol bu gün al beni içine dalga dalga savur üşüdüm... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#5 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Denizi Düşün
efruz bakışlım bahar yağmurum gece karanlık, ölüm sessizdir yıkılası bu senin perişan halların geçmiş zamanların kuytu bahçeleri gibisin yaprak dökümü yemişsiz dalların mavi gök altında durgun yatan deniz gibisin henüz en güzel türküsünü söylememiş sesin ölümsüz aşkların aksettiği aynalarda kalmış yüzün özgürlüğüne doymamış ülkeler gibisin kaburganda son işgalin son ağrısı susuz denizleri düşün şimdi batık bir mavna gibi düşmüş derinlerine bu hüzün uçup giden turna sürüleri gibi süzülüp üstümden son gemiler de demir alıp gitti bu köhne limandan unutulmuş bir ada gibi mahzur kaldım şimdi düş gibi yorgun, rüzgar gibi asi, gün gibi apaydın ve yedi renk salkımı ey yediveren dökül de apansız bütün mevsimlerinden kurtar çığlıklarını bu huzursuz martıların bulutlar geçiyor başımın üstünden ufuklarda cenup bir kızıllık delirten, baştan çıkartan, kızgın! cehennem karası *******e yazma adımı ver aşkın ellerine, kırsın kalemini kıldan keskin, kılıçtan ince boynum vakitli vakitsiz kurup sehpayı varsın ölüm versin fermanımı ya da gel asrın adsız gerillası en ileri, en ışıklı çağlara çağlayan yanlarınla gökçe bir gelin gibi süsle başımı yıldızlı bir akşam düşür saçlarıma bu keşmekeş dünyaya inat kök sal toprağıma yekser olalım aynı urganda asılıp ölelim seninle elimi uzatıp alnını tutsam öpsem iki kaşın arasından coşsam, çağlasam nehirler gibi ya da kurusam çöl gibi yansam ey yar... yansam sana... gece ile gün gibiyiz seninle sen geliyorsun, gidiyorum ben yaklaş biraz daha sabahlarıma ruhuna işlesin ilk günahlarım ruhumun ruhuna ışımasında..., mavi gök altında durgun yatan deniz gibisin henüz en güzel türküsünü söylememiş sesin... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#6 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dil Çürüdü
gittin, yarım kaldı her yanım ve gözlerim yarı cehennem yarım sesle çağırıyorum seni duyuyor musun yolcum? ... ne zaman seni ansam (ki, nicedir belleğim puslu) ay dökülüyor denize yanıyor içimde yıldızlar görüyor musun yolcum? ... bacalarını sis tuttu bu kentin buz çiçekleri gibi kurudu yeşil ve savruldu göğe bütün sözcükler denizi kurumuş balıklar gibi susadı dil, çürüdü... üşüyor musun yolcum? ... pencereme uzaklardan sızan ışık usulca düştü, toprak eridi yeryüzünde ellerimi unuttum dokunamadığım alev teninde şimdi kökler saçlarını dağıtıyor parmaklarım da yok artık yanıyor musun yolcum? ... öylece duruyor dudaklarımda bıraktığın gülüş kıyamam silmeye asıp yüzüme büsbütün sesini saklarım *******in şimdi meltemler de soğuk biliyor musun yolcum? ... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#7 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dilim Dilim
ırmaklar akıyor içinin uçurumlarından deniz bir adım ötesi /heyecan... dalgalarla gel kıyılarıma can bölüş beni yalnızlığın arasından esmer başaklar gibi bölüş sana göz kamaştıran renkler arasında etini dişledik aşkın bundandır dudaklarımızın kanaması zaman katil biz kayıp adım adım gezdik tarihi böyle yazılmış seceresi sustuğun yerde yükselir sesin sen başkasın dudakların çağırır olmadık anlarda beni seni içime doğursam ölüm düşer ellerime karabasan gibi çökerken ******* yedi iklim dört kıta’da sen ve ben üfleseler yanacak gibi bir avuç toprak misali sularımız her sabah diline düşürdüğün ilk şarkı yüzüne vuran ilk ışık olsam didik didik edilmiş bir orman gibi gelip serilsen uykularına darmadağın düşlerine düşsem usulca dokunsam rüyalarına iğdiş zamanlardan kalma arsız arlanmaz bir aşk ile uyansak yeni güne labirentlerinden geçiyoruz hayatın sen dilini sürüyorsun, donuyor camlar ben dişlerimi sıkıyorum ellerimde kan suretin düşüyor pencereme yitiriyorsun gölgeni kan revan bizden önce de buradaydı bu gökyüzü ay yüzün buradaydı belki bizden önce de ve toprağı öpen sabah güneşi silip giderken yıldızları alnımdan sen beni geceye bırakıp gidiyordun gözlerinden şarabi bir hüzün kalıyordu dilimde bir susku kurdu parampaçaydım belki o zamanlar da dilim ki koparabilirdim dilim dilim hangi türküye tutunsam yarım kalıyor hangi söze sığınsam lal oluyordu ve sen çekip çekip gidiyordun ben yavru bir serçe gibi kalıyordum kışın kapalı pencerende... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#8 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dişiliğe Biat
bu şiiri ithaf ediyorum dünyanın bütün kadınlarına yaşlısına, gencine büyük analarına, teyze ve kuzenlerine bekarına, evlisine analarına bacılarına, sevilenine, sevgilisine kadınsız yaşamak istemediğimden söz ediyorum onlar ruhumun bahçesine dahiller çiçekler gibi, ayrık otları ve çalı çırpı gibi ruhum bir yabani bahçe belki başlıngıcındayım kavramanın kadın ve erkeğin kopmaz bağlılığının yıldızlar ve gezegenler arası çekime benzer bu her şeyi yıkarız, ki bilmeden doğanısını maddenin kayboldu kendi içimize yüklenen aritmetiği düşünmenin nihayet anlam değerini bulmuşçasına yok adam hissediyorum kendimi kesin duyumsamayan adamdım oysa yıllarca satır satır devamını okudum hayatımın romanının mutluluk ve mutsuzluk beslemiş beni sıradan biricik ve tek karışımı sihir ve gerçekliğin her şeye minnetimin tandını bir kadının göğsünde çıkarmak isterim hayatımda birden yeni pencereler açıldı bazen benim mutluluğumun eksik kalan parçasısın hep yanımdaki dişisin hem de aşkımız kopukluklarla inlese de dizlerine kadar suda duran ve nehir çamurlarını süzen bir altın arayıcısı olarak kalacağım ben oysa artık asla bulmak zaruretim olmadığını da bilirim sevdiklerime yüreğimin altınlarını bahşediyorum altınımı buldum diyeceğim anama bu dünyanın kadınları hayatımda sanki ömür törpüsü ve küfür Tanrım, ben bu küfürü seviyorum! öncelike bir kadından doğdum kız istermiş oysa anamın ağlamasından bilmiş ve tesseli olsun diye demiş ki ebe “bu bir oğlan ama her şeyi tamam” dörbuçuk kilo gelmişim bu gün seksenbeş kilo ve yetişkin bir adamım dişilik önünde eğilmek için yazdım bu şiiri ona aşkımı ilan etmek bir çok yüzde sevginin varlığını kabullenmek için Ralp Raske Çeviren (übersetzt) Meral Vurgun Huldigung an die Weiblichkeit Ich widme dieses Gedicht allen Frauen dieser Erde den alten, den jungen den Großmüttern, Tanten, Cousinen Jungfrauen und Ehefrauen Müttern, Geliebten und Freundinnen Ich spreche davon, dass ich ohne Frauen nicht leben will sie gehören in den Garten meiner Seele wie Blumen, Unkraut und Gestrüpp meine Seele ist ein wilder Garten Ich stehe wahrscheinlich am Anfang, um zu begreifen was Mann und Frau unwiederbringlich verbindet ähnlich der Anziehung zwischen den Planeten und Gestirnen Wir berechnen alles, doch nichts wissen wir über die Natur der Sache verloren in der uns selbst aufgebürdeten Arithmetik des Denkens Endlich, als hätte das Nichts seine Bedeutung preisgegeben fühle ich mich als Mann jahrelang war ich Mann, ohne es wirklich zu fühlen ich las den Roman meines Lebens weiter Kapitel für Kapitel Glück und Unglück befruchteten mich gleichermaßen eine einzigartige Mischung aus Magie und Wirklichkeit meine Dankbarkeit für dies alles möchte ich an der Brust einer Frau auskosten In meinem Leben öffneten sich ständig neue Fenster mal bist Du das fehlende Puzzleteil zu meinem Glück immer bist Du das Weib an meiner Seite selbst wenn unsere Liebe Schiffbruch erleidet Ich bleibe ein Goldsucher der knietief im Wasser steht und den Flussschlamm durchsiebt eigentlich weiß ich, dass ich gar nichts finden muss Meiner Geliebten schenke ich das Gold meines Herzens meiner Mutter sage ich, dass ich mein Gold gefunden habe die Frauen dieser Welt sind in meinem Leben Segen und Fluch zugleich Mein Gott, ich liebe diesen Fluch! Einst wurde ich von einer Frau geboren sie wünschte sich eigentlich ein Mädchen die Hebamme wusste darum und sagte zum Trost weil meine Mutter nach der Geburt weinte: „Es ist ein Junge, aber an dem ist alles dran! “ ich wog neun Pfund Heute wiege ich hundertsiebzig Pfund und bin ein ausgewachsener Mann Dieses Gedicht schrieb ich, um mich vor der Weiblichkeit zu verneigen ihr meine Liebe zu gestehen zu akzeptieren, dass es viele Gesichter der Liebe gibt Ralp Raske Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#9 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Dokunma
dokunma yüreğime durgunum bu gece gül koklasam genzim yanar ayışığı geceden de kara ağlasam yağmur yağacak tuvalimde kararmış bütün renkler çizemedim resmini hayalime ne özgürlüğün, ne de senin tükendi sözcükler kalemim küstü bu gece ne tarifini yapabildim bu sevdanın ne de adını yazabildim yüreklice tırnakla kazınmış yazgımıza sürgün kır çiçekleri kokar saçları anamın gözlerim çiy damlası hüzün dalgası bir keşmekeş vurgunum bu gece eli kanlı, yüzü kara pençesi leş kokulu vurdular... kanıyor İstanbul’um uzaklarda aslanlar tutsak can kafeste direşken yirmidokuz harfe kan damlıyor hani şiirlerim umutlar kelepir yok pahasına onur satılıyor sorma yangınım bu gece canhıraş ren nehri kendi içimde üşüyorum gel diyorum sana gel! gel de çözülsün bu bilmece... Meral Vurgun |
|
|
|
|
|
#10 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57950
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Duruşun
tam da sıyrılıp çıkacakken adressiz suskulardan uçurum olup düşüyorum çığlıklarım vuruyor derilerine evrenin darmadağın saçılıyor umutlarım ben seni gülüşünden tanırım ayağının tozundan uzaklardan rüzgarla gelen kokundan canımın şahdamarında şahlanışından sesinin her telinden seni yüreğinin nasırından tanırım seni gözlerinin keskin bakışından duruşundan duruşun ki kara kaşın diviti mürekkep hokkası güncesini yazar sevdanın duruşun ki Gabriel Peri meydanında abidemdir Diyarbakır kalesinde türkü'm öteki adıdır direnmenin baş kaldırısı Spartaküs'ün kanarken karaca yavrusu yüreğimin telleri çığrıma çığlıklar düşürdün durulurdum serin sular içeydim pınarlarından ben seni köpük köpük çağlayışarından tanırım... Not: Gabriel Peri, 1902'de doğan, 1941 Aralık ayında kurşuna dizilerek öldürülen Fransız sosyalist Meral Vurgun |
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|