![]() |
|
|
#61 |
|
ÇaKaL Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,791
Teşekkür Etme: 0 Thanked 88 Times in 15 Posts
Üye No: 26295
İtibar Gücü: 2587
Rep Puanı : 76884
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
|
![]() Aşık olduğumuzda hayata daha olumlu bakıyor, daha enerjik oluyoruz. Yapılan araştırmalar da aşkın depresyondan koruduğunu ve ruh sağlığımız üzerindeki pozitif etkilerini ortaya koymuş... Aşk insanı rahatlatan, vücuda huzur ve denge veren, günlük hayatta aslında çok gereksiz olup da kafamıza taktığımız birçok olumsuz şeylerin baskılanmasını sağlayan bir duygu. İnsan huzurlu bir aşk yaşadığında stres faktörü belirgin bir şekilde azaldığı için, pek çok sistemin yanında özellikle şeker metabolizması olumlu bir şekilde etkilenir. Vücutta denge uyandıran, huzur veren her şey direkt olarak sağlığı da olumlu etkiler. Dolayısıyla huzurlu, dengeli, iyi yaşanan bir aşk, sağlığı da olumlu etkiler. Hormonlar coşar International Hospital'dan Psikiyatri Uzmanı Ali Ayas aşkta vücutta yaşanan değişiklikleri şöyle anlatıyor "Doğamıza pek aykırı gibi görünmesine bakarak 'aşkın' hastalık olup olmadığı akla geliyor. Gerçekten de ruhsal hastalıklardakine benzer bazı değişikliklerin, vücudumuzda aşık iken de olduğu gösterilmiş. Seretonin, dopamin, oksitosin gibi hormonların seviyelerinin değiştiği ispatlanmış. Marazi aşklar: Bazı aşklar hastalıklı bir hale gelip psikiyatrinin alanına dalıverirler. Erotomani, (ki bir çeşit akıl hastalığıdır) en sık rastlananıdır. Genelde daha üst sosyoekonomik düzeydeki bir erkeğe karşı bir kadının hissettiği imkansız aşktır. Gerçekle ilgisi kopmuş kişi bu aşkı hayalinde büyütür ve hatta bazen karşısındaki kişinin hayatını zehir eder. Özgüveni artırır İyileştiren aşk: Aslında aşkın fizyolojimizde yol açtığı değişikliklerin büyük bir kısmının iyileştirici özellikleri olduğunu da vurgulamak gerekir. Aşk kalp hızımızı arttırır, kan dolaşımını hızlandırır, kişi kendini daha enerjik hisseder. Önceden aşılmaz gibi gördüğü sorunların üstesinden gelebilme gücünü kendisinde bulur. Fiziksel görünüm ve sağlığına daha dikkat eder. Dolayısıyla özgüveni artar, sağlıklı hisseder. Yine bazı hormon değişimleri kişiyi depresyondan koruyucu bir etki yapmaktadır."
__________________
CaKaLBot Banlanmış ve üyeliği iptal edilmiş üyelerin mesajlarını tek nickte toplayan bir bottur. |
|
|
|
|
|
#62 |
|
ÇaKaL Üye
![]() Üyelik Tarihi: Jan 2006
Mesajlar: 1,791
Teşekkür Etme: 0 Thanked 88 Times in 15 Posts
Üye No: 26295
İtibar Gücü: 2587
Rep Puanı : 76884
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
|
Ne insafsız yüreklere misafirlik etti bu gönül… Her defasında pamuk ipliğine bağlı hayatım biraz daha incelmekte, biraz daha elimden kayıp gitmekte… Üzüntüm yenilmişliğime değil, hak etmediğim yerde kendimi buluşuma. Yürüdüğüm yollardaki çakıl taşlarına değil isyanım beni oraya bile, bile mahkum edenlere. Ben kalbimdeki cam kırıklarını toplamaya çalıştıkça daha fazla batıyor yüreğime, kanatıyor… Yok olmaktalığın koynunda yaşamak öyle zor ki sevdiğim… Bilemezsin, o ulaşılmaz sandığın yıldızlar en yakın dostun oluyor. Onlara anlatmaktan başka çaren olmadığını bildiğin için döküyorsun yüreğini hiç ama hiç düşünmeden. Zannettiğin kadar kolay olmuyor hiçbir şey. Uykusuzluğa çoktan alıştım ben… sadece hayalini görebildiğim gecelerde o soğuk bedene sarılıp uyuyabiliyorum ki bu bile benim için büyük bir nimet sevdiğim. Şimdi sen kim bilir hangi gönüllerdesin, kim bilir yine nasıl masum bir çocuk rolündesin… hayat senin sevdiğim! Ama dikkat et! sandığın kadar uzun sürmez hoyratlığın, yaramaz tavırların. Elbet bir gün hayat sana da kanlı hançerini vuracaktır. İşte o zaman anlayacaksın soğuk bedenlerde yok olup gitmeyi…sen de öğreneceksin yüreğini dilediğince yıldızlara dökmeyi. Hiçbir zaman cesaret edemeyeceksin o aşık gönüllere girmeye, tekrar üzüleceğinden korkarak… biraz daha yok olup gideceksin sen de tıpkı benim gibi ç****izliğin orta yerinde… o karşısına geçip süslendiğin aynaya baktığında tanıyamayacaksın kendini, acıma duygusunu öğreneceksin ve en çok da bu duyguyla kendine bakarak tanıştığına üzüleceksin. Artık hiçbir değer ifade etmeyen o çapkın bakışlarında birkaç insan gülümsemesi arayacaksın ama farkında olmadan daha derin bilinmezliklerin kör, sağır ve karanlık diplerine dalacaksın, kaybolacaksın… işte bu noktada beklide hiç fark etmediğin beni arayacaksın, aynı kulvarda olduğumuzu düşünerek… çok yanılıyorsun sevdiğim beni de bulamayacaksın yanında… evet belki görünüşte aynı kaderi paylaşıyor, aynı şeyleri yaşıyoruz ama yinede bir fark var ki aramızda bu bizi birleştirmeyecek en büyük neden, sen hak ettiğin ben ise hak etmediğim yerdeyim…
__________________
CaKaLBot Banlanmış ve üyeliği iptal edilmiş üyelerin mesajlarını tek nickte toplayan bir bottur. |
|
|
|
|
|
#63 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
Üye No:
Cinsiyet :
|
AYRILIĞIN İLANI...
Gidiyor musun diye sorma bana. Gönderen sensin. Ne terk etmeyi istedim seni, ne de daha yaşamadığımız bu aşkı toprağa gömmeyi. Senin kadar öfkeliyim ben de, senin kadar endişeli... Bir dokunuşunla bin kenti yıkacak güç verirdin bana, ama inandıramadım seni. Sen sorgularken beni kafanda, ben gözlerinin içine bakıyordum kuşkuyla. Bir tek sözün bağlardı beni sana, oysa sen hep susmanın koynunda.. Aşkın içine bir kez girdi mi kuşu, teslim alır bedenleri de. Sütten çıkmış at kaşık değildim ama yalanı sokmadım iki kişilik dünyamıza. O dünya ki, bazen minicik bir odada bazen kentin ortasında şekillendi. Nasıl da güzeldi. Zaten varsın diye her şey güzeldi ama sen buna inanmadın. Ah bu sorular... Yaşamak varken sevdayı delice, niye boğarız sorularla? Nasıl ikna edebilirdim seni? Ben "aşk" dedikçe sen "hayır" dedin. Zaten az konuşan sen, olumsuz ne kadar sözcük varsa bulup çıkardın ortaya. Ben bir şey diyemedim. Ne kadar zarar vermişim sana meğer... Nasıl değiştirmişim seni... Oysa hiç böyle düşünmemiştim. Kimseye zarar vermek istemem ben. Kimseyi olduğundan farklı bir hale getirmek istemem. Ama öyle oldu işte... Demek ki gitmelerin zamanı geldi şimdi. Çocukluğuna sığınır atlatırsın bu acıyı. Ne sevişmelerimiz kalır aklında ne sevda sözlerimiz. "Rahat değilim" diyordun ya, rahat ol artık. Gülüşlerini saklaman için bir neden kalmadı. Tedirginliğinin sebebi be kalktı ortadan. Gidişim yürekten değil, zorunluluktan. Sanma bu toy sevdayı başka kimliklere taşırım. Sanma ki benden sakladığın dülüşlerini yalancı yüzlerde ararım. Seni de götürürüm yüreğimde. Yokluğunu taşırım. Bulup bulup kaybettim seni.. Ne yazık ki toz-duman edemedim kuşkularını, ne yazık ki kalamadın bana. Öpücüğümün kokusu kalacak kapının eşiğinde. Kokladıkça bizi bir yanlışa mahkum ettiğini anlayacaksın. alıntıdır |
|
|
|
#64 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
Üye No:
Cinsiyet :
|
Duygu
Bir zamanlar , bütün duygularin üzerinde yasadigi bir ada varmis... Mutluluk , üzüntü , akil ve digerleri... Ask´da dahil... Bir gün adanin batmakta oldugunu adada yasayan duygulara haber vermisler. Bütün duygular adayi terk etmek icin sandallarini hazirlamislar... Ask adada en son kalan duygu olmus... cünkü mümkün olan en son ana kadar adada kalmak istemis... Ada neredeyse batmakta iken ask yardim istemeye karar vermis.. . Zenginlik , cok büyük bir teknenin icinde yakindan gecmekte imis... Ask: "zenginlik beni yanina alirmisin" diye sormus...? Zenginlik: "hayir alamam , teknemde cok fazla altin ve gümüs var . Senin icin yerim yok" demis... Güzel bir yelkenli icinde gecen kibir den ask yardim istemis. "Kibir lütfen bana yardim et... " Kibir: " cok sirilsiklamsin , yelkenlerimi mahfedebilirsin" diye red etmis... üzüntü yakinlardaymis , ask tekrar yardim istemis. üzüntü: " Of be ask o kadar üzgünüm ki yalniz kalmaya ihtiyacim var" demis... Mutluluk da yakinlardaymis ama o kadar mutluymus ki , ask´in cagrisini hic duyamamis... O sirada ask bir ses duymus: " gel buraya , orada artik kalamazsin... " Ask oraya baktiginda oldukca ihtiyar birisini kayigiyla yanina gelirken görmus. O kadar mutlu olmus ki kayigina bindiginde kim oldugunu dahi sormayi akil edememis... Bir kara parcasina geldiklerinde ihtiyar adam , ask´i buraya birakarak yoluna devam etmis... Ask , ilk gördügü duyguya , Bilgi´ye sormus: " Bana yardim eden kimdi ? " "O zaman´di" diye cevap vermis bilgi. "Zaman mi? neden bana yardim ettiki?" diye sormus ask. Bilgi gülümsemis: "cünkü , sadece Zaman Ask´in ne kadar büyük oldugunu anlayabilir " |
|
|
|
#65 |
|
Forum Demirbaşı
![]() Üyelik Tarihi: Nov 2005
Konum: Ç.KALE/BİGA
Yaş: 44
Mesajlar: 5,907
Teşekkür Etme: 594 Thanked 2,624 Times in 685 Posts
Üye No: 3332
İtibar Gücü: 3979
Rep Puanı : 132808
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
|
Oysa sen, onlar gibi değildin... Anlar gibiydin.
Zaman aktı, geldikleri gibi gitmesini bilen cinslerden. İnsanlar konuştu, uzun uzun ve sık sık. Gözlerim uzun süre gittiğin noktada bakakaldı, ayak izlerine. Kaybolmayan sevgin gibiydi gözlerim, yokluğunun aksine. Uzun zaman geçti. Sen biteli... Ve ansızın çekip gideli... Uzun zaman geçti. Bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dakikalar. Yavaş aktı yokluğunu düşündüğüm anlardaki cümlelerim. Ve hiçbir şey diyemeyişim. Yavaştı zamanın akışı... Hiç kimseye benzetemediğim yanların içindi sende kalan suskunluğum. Ve en çok seni söylemekti, seni sana anlatmaktı doyasıya. Ve her iki cümle arasında hiç kimse olmayışının ifadesini anlatabilmekti her düşüm. Düşlerimi gerçekleştirdiğim kadar düştüm, giderken gözlerinin içinden... Dakikalar içinde, çok fazla öldüm. Her damla da tekrar tekrar öldüm... Ve sen beni anlayan gözlerinin aksine, beni tane tane terk ettin kendi içinde... Ve gittin. Ansızın bittin… Gidişinin ayak izlerinde seni izlerken, beni düşürdüğün son umudum geldi gözlerimin önüne... Anladım. Ben senin için. Hiçbir şey değildim. Hiç kimse de değildim. Son terk eden hep bendim, ayaklar altında kalan göz yaşlarımın ıslaklığında serinleyen her bir kum tanesiydim... Ölen bendim... Giden sen... Oysa sen, onlar gibi değildin... |
|
|
|
|
|
#66 |
|
Forum Demirbaşı
![]() Üyelik Tarihi: Nov 2005
Konum: Ç.KALE/BİGA
Yaş: 44
Mesajlar: 5,907
Teşekkür Etme: 594 Thanked 2,624 Times in 685 Posts
Üye No: 3332
İtibar Gücü: 3979
Rep Puanı : 132808
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet :
|
Az önce yokluğundan dönmüş bedenim çok yorgun..
Uyanmak için bu kabustan kendini çok zorlamış Uyumadığını fark ettiğinde ölmek için… Saniyeler bile anlam taşımaya başladılar artık Yokluğunun üzerinden geçen her saniye!!! Yokluğuna anlam katan saniyeler… Her biri daha gerçekçi kılıyor gidişini, Her biri daha çok ölüme sürüklüyor bedenimi.. Seni benden uzaklaştıran saniyeler… İlk zamanlar kalbim daha hızlı giderdi onlardan, Yetişemezdi saniyeler bana, sen varken!! Ama şimdi kalbim daha yavaş, Saniyeler daha hızlı.. Seni götüren zamana karşı direnemeyen kalbim!! Zaman artık daha hızlı ve sessiz senin gidişin gibi, Olmayışının ardından döktüğüm yaşlar gibi, Gözlerine kurban giden gecenin, sabaha karşı can çekişip yok olup gitmesi gibi.. Sevgimi sana bir anlatamadım.. Seni ruhumdan bile kıskandı nankör vücudum, Oda beni götürüyor ama nereye? Artık o da bıktı çektiği acıdan; Ağır ağır taşırken belki toprağa beni yorgunluğundan, Dönüp sana bakışımı bir Allah biliyor İçimdeki Bırakma lütfen beni dediğim o anı, Kurtar beni, ölmek istemiyorum diyen bakışlarımı bir gece gidişim biliyor! Elle tutulur ve gözle görülür her şey, Seni görünmeyen ve hissedilmeyen ama tükenmeyen sevgimden kıskandılar.. Dünya, kendi üzerine binen bu yükü kaldırmadı; Rüzgar umutlarımı alıp gitti içimden, Gece yolumu kaybettirdi seni bulamadım.. Geleceğin yöne koşup sana daha çabuk ulaşmak isterken Güneş hiç doğmadı, önümü bile göremedim… Ama dünya daha güçlü… Sevgime gücü yetmedi ama bedenime çok rahat.. Ama her şeye rağmen sana olan sevgimi alamadılar elimden…. Yaşayan bir varlığa verilecek en ağır ceza bu diye düşünürken, Beynimin sınırlarını zorladım Ama suçumu kimseye soramadım… Kahrolmak, yaralanmak ve her şeye rağmen direnmek… Direncimi kimler kırdı Berna?? Seni hayallerimden kimler çaldı? Seni bana kim vermedi? Bu büyük sevgiyi yaratan, büyüten ama sonunu getirmeyen güç, Seni benden niye aldı??? Dedim ya Berna… Kıskandılar seni benden! Sana olan sevgimden… Ama yok edemediler ve vazgeçtiler seni unutturamadılar bana… Ya ben günahkarım, ya sen çok güzelsin! Şeytanı bile aşık etmişsin kendine, O da senin yolunda… Ve bana karşı!!! Seni alan aldı, giden gitti, fırtına dindi ve savaş bitti.. Bir ben kaldım meydanda, Elimde bir resmin, kalbimdeki sevgin ve ruhuma işlemiş o bakışların.. Sen güneşe doğru gittin, hayat geceye doğru.. Gülümsemelerimi sen aldın, umutlarımı hayat O cıvı cıvıl halimi sen aldın, gençliğimi de hayat Aklımı, mantığımı, geleceğimi ama her şeyimi.. Bir sen kopardın benden bir hayat! Bir sen bir o, bir sen bir o… |
|
|
|
|
|
#67 |
|
Guest
Mesajlar: n/a
Üye No:
Cinsiyet :
|
mutlulugun yoklugum olsun
Gece yağan yağmurlar hüzünlendirirdi hep beni. Yağmur değil, yalnızlığımdı damla damla vuran odamdaki cama. Gecelerimi dolduran sessizlik, yıllarımı dolduran sensizlikti. Hep bi yanı yalnızlık, hep senden uzaktalık, hayattaki tek "kimsem" den yoksunluk, yani kimsesizlikti... Bir kavuşma mucizesine inanma yolunda harcanmış bir hayatın ansızın sonuna gelme, ve o mucizeyi yaşayamadan bir başına ölme korkusuydu yağmur. Yine yağmur yağıyor geceme, ve yine gecemi yaşıyorum yağmurda... Dönüp geriye bakıyorum da şimdi, sanki günler değil geçen ya da akıp giden yıllar değil. Yüzyıllar girmiş aramıza. Aramızdan ayrılıklar, ihanetler, kayboluşlar, vazgeçişler, yeniden bulmalar, korkular, yalnızlıklar, savrulmalar, durulmalar geçmiş. Ve bu ilişki ne çok biçim değiştirmiş... Seni yollarca, şehirlerce uzağından sevdim ve seni kelimelerce, şiirlerce yakınından sevdim. Seni dünya üzerinde sanki ilk kez benim için kalemi eline alıp da yazdığın mektuplarca sevdim. Seni umutsuzca, beklentisizce, hayallerce sevdim... Dürüstlük kimi zaman yalanlardan daha da acımasızmış. Gerçeğin buzdan ülkesinde yapayalnız kalan bu yürek, hayatta kalabilmek için yalanları bile özleyebilirmiş kimi zaman. Bana aksini ispat etmeye çalıştığın anlarda bile, buzlar ülkesinde azıcık ısınabilmek için, aslında beni çok sevdiğin yalanına inandırmıştım ben de kendimi... Aşkıma kapalı bir kapının önünde bırakılmış yaralı bir kuş gibiydim. İnanacak, bir ibadet gibi yaşayacak tek şeyimdi senin aşkın. Karşılıksız, güvensiz, tek başına, sessizce yaşanan bir aşk... Nasılda hoyrattın bana karşı. Kalbinde değil miydim gerçekten? Neydik biz söylesene? Can yoldaşı mı? Yol arkadaşı mı? Dost mu? Sevgili mi? Hayata karışmamak için tek kalkanım, tek sığınağımdı aşkın. Tek silahımı yitirdim ve aşka teslim oldum. Korkuyu beklemenin telaşı, korkuyu yaşamaktan daha ürkütücü biliyor musun? İşte bu yüzden sensizliğin karanlık kuyusunda kendi ellerimle bırakıyorum kendimi, kaderime. Korkuyu beklemekten vazgeçiyorum, ama asla seni sevmekten değil... Madem varlığım acı veriyor sana. Madem ki ancak yokluğumda yaşayabiliyorsun sevgimin sıcaklığını. Öyleyse yokluğumda kal. Madem ki yokluğumda daha mutlusun. O halde yokluk "benim bu aşk için büründüğüm son kimlik" olsun... |
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Mecnun Leyla İle Sohbette | ÇaKıR- | Eskiler (Arşiv) | 0 | 03-28-2008 12:04 AM |
| Ben Mecnun | GooD aNd EvıL | Eskiler (Arşiv) | 0 | 01-06-2008 03:56 PM |
| leyla ile mecnun | вσυя∂¢αη | Eskiler (Arşiv) | 0 | 07-13-2007 11:12 AM |
| leyla ile mecnun | Angel of death | Eskiler (Arşiv) | 1 | 07-20-2006 09:24 AM |
| Mecnun mu kör? | CoolTurk | Eskiler (Arşiv) | 3 | 05-30-2006 04:53 PM |