www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee  

Geri Git   www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee > Forum > Eskiler (Arşiv)

Eskiler (Arşiv) Eski konular

CevaplaCevapla
 
Konu Araçları Görünüm Modları
Old 08-23-2007, 10:36 AM   #851
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Ağbi, geçenlerde resmen dumura uğradım. Ayşen var bilirsin.
Kızla okulda da aramız az buçuk iyiydi. Ama hatun bir kaç haftadır
pek takılmaz olmuştu. "Yahu ne iş?" diyorum. O da "Ballı" bir şeyler
diyor. "Tavşanlar" diyor. "Gel diyorum, cumartesi akşamı takılalım
bir yerlere" seninki hiç oralı değil. Yok erken yatacakmış, zaten çok
yorulmuş, pazar da ballı mallıya gidecekmiş, bir alay mazeret. Olm,
baktım bu iş böyle gitmeyecek. "Ben de geliyorum." dedim. Biliyon mu
kız bi sevindi... Ulan dedim, demek ki sandığım gibi değilmiş, kızın hala
bizde gözü var ama şu ballı işini de biraz sıkı tutmak lazım. Cumartesi
sabah aynen Gebze minibüslerine erkenden takılmaca. Hatun sırt
çantasına doldurmuş ıvır zıvırı. Biz de giymişiz ket'leri. Hani dağa
çıkacaz ya, işte hazırlıklı olalım dedik. Gebze'ye indik, hadi ordan
Hereke minibüslerine. Sanırsın 80 günde devrialeme çıkmışız. Allah'tan
az sonra bizimki bağırdı şöföre "Tavşanlı'da inecek var!" diye. Olm,
duysan bizim Ayşen'in sesini inanmazsın. Aynen öğrenmiş minibüs
raconlarını. Olmuş mu sana bir taşra kuşu. İndik... Sağa sola baktım.
Dağ mağ hak getire. Bir b*k yok. "Yahu" dedim "Ayşen, nerde kız, bu
dağ?" Ağbi, seninki şöyle küçümser, küçümser bi baktı. Valla içim bir
garip oldu ama renk vermedik. Kız koyverdi asfalt bir yoldan kendini
aşağı, bizde aynen peşinden. Gittik gittik, köye girdik. Bakkal çakkal
vaziyetleri, poğaça, gazoz almaca, caminin yanında çay içmece. Aaa!
Bir baktım, sırtı çantalı bir kaç kişi daha geldi. "Vay Ayşen'ciğim ne
haber'ler" Sarılmalar, alayı kanka olmuş bizim kızla. Bizimki de aynen
beni tanıştırıyor. "Okuldan bir arkadaş!" Ağbi duydun mu? "Okuldan
BİR akradaş". Hani okulda arkadaş dediğin b*k gibi, bu da onlardan
biri. Yani öylesine, fasulyeden. Ulaan dedim, orada ne halt ediyorsanız,
size beş basmazsan bana da....... Neyse, yürü babam yürü, dere geldi
köprüden geçtik. Köpekler sardı, biz onlara havladık falan sonunda
geldik ballı dediklere yere. Olm, bir kanyon.. altına edersin. Hiç öyle
İstanbul'un yanında böyle yer aklına gelmez. Sanırsın Amerika'ya falan
geldin. Bizimkiler bastılar sol tarafa çıkıyorlar. Yahu her taraf kaya.
Olm, dedim kendi kendime; aman kestaneye mukayet ol, Ayşen
giderse mayşen gelir, kestane gitti mi bir daha nah! gelir.Durduk.
Oh, dedim. Şöyle oturup aşağılara bakarkene bi kola mola kayalım.
Haydaa! Bizimkiler başladılar soyunmaya dökünmeye. Ulan öbür
tayfadan bir kız, çıtır mı çıtır. Şöyle, badi türü siyah bi şey giymiş.
Vücut, çok güzel değil ama zıpkın gibi. Ayaklarına renkli bale
ayakkabısı türü bir şeyler geçiriyorlar. Diğer heriflerin çantalarından
bir şeyler çıkıyor. Aklın uçar. "Gençler! Ne yapacaksınız?" dedim.
"SporT Klaymbing" yapacağız dediler. Ulan soramıyorum da o, ne
diye. Burada herkes, işin raconunu biliyor. Bir de üstüne üstlük
lavuklardan biri kolunu Ayşen'in omzuna şöyle bir attı. Olm, Allah seni
inandırsın aynen şöyle bir şey dedi: "Geçen hafta TOP ROP yaptığın
yeri bu hafta RED POĞİNT dene bakalım." Anaa! Mıçtık! Ulan bunlar
nece konuşuyorlar? Bizim kızı da aralarına almışlar. Yoksa, bunlar
şeytana falan mı tapıyorlar? Baktım bizim ki de mevzuyu çözmüş
aynen laf yarıştırıyor: "Ama Salih, ben en fazla beş artı çıkıyorum..."
Ulan ben de sana bi kafa çıkacam!.. Göreceksin. Bi yandan da bana
bakıp göz kırpıyor. Ulan cıvır, hem beni, hem de Salih'i mi idare ediyor
acaba? Her neyse biraz mevzu dağılsın diye kafayı bir kaldırdım. Ağbi,
kayanın üzerinde bir herif. Hani kaya dediysek öyle bizim oradaki
aşıklar kayası falan gibi değil ha!.. Ağır deprem hasarlı bina duvarı
gibi... Adamın üstüne geliyor. Ağbi herif, ya örümcek adam ya da, onun
memleketlisi. Yahu kardeşim sen orada nereyi tutuyorsun, neye
basıyorsun?.. Olm, adam nasıl çıkıyor biliyor musun ? Hayatta
inanmazsın. Altta geyiğin biri de ipi tutuyor. O ip ne işe yarayacaksa?
Kuyudan adam mı çekeceksin? İp salacaksan yukardan sal da bir işe
yarasın. Adam düşerse tutarsın. Aaa! Bizim kıza da bir şeyler
giydirmişler. Salih bir heves, kızın karnına bir şeyler bağlıyor. Şangır,
şungur bir takım alet edevat çıktı. Olm, alayı rengarenk. Aralarında
muhabbet de devam ediyor "EKSPRES" olsun, "TAKOZ" ver.
"FREND"in iki numarası yok mu? Ağbi, artık kadere kısmet, çöktüm
kayanın köşesine. Bizimki, asıldı kayanın birine. Lavuk da ipin öbür
ucunu tutuyor. Ulaan, içim bir kötü oldu... Bizimki düz kayada
yükseldikçe yükseliyor. İster misin şimdi yere düşüp karpuz gibi
patlasın. Dokunmaya kıyamadığım başı CART! İkiye ayrılmış falan...
Başım dönüyor resmen. Baktım lavuk da dikelmeye başladı. Hani,
bekçi köpekleri postacıyı görünce nasıl dikelirler, onun gibi. Bunlar da
korktuklarına göre durum biraz vahimleşiyor galiba. Aralarında
konuşmaya başladılar. Ayşen'e de duyurmuyorlar. "Yahu, kız da daha
acemi sayılır"... "Yapar yaw, geçen haftayı görmedin mi"... "Olsun
tecrübesi eksik"... Bir yandan da lavuk bizimkine bağırıyor: "Ayşen!..
Sağ elinin hemen yanında bolt var. Tak oraya bir ekspres." Ulan
bunlar ekspres falan derken tez elden bizim kızı eksprese bindirip
eşekler cennetine gönderecekler galiba. Aldı mı bizim kızı bir telaş.
Olm, bayağı yukarda. Bacağı titremeye başladı, ta buradan görüyorum.
Kıçında sallanan alet edevata bakmaya çalışıyor. Canım benim, nasıl
da çırpınıyor. Hah! Bir tane buldu. Çıkarttı orada bir yere çengel gibi
taktı. Ardından bir şey daha taktı. Valla tam ne yaptığını göremiyor.
Yukardan "Klik! Kluk!" sesler geliyor. Birden herkes rahatladı. Bizim
lavuk tayfası, gülmeye başladı. Anlaşılan kriz durumu çözüldü. Ayşen
biraz daha yükseldi. Ama bizimkiler pek bir rahat. Ulan her halde bir
bildikleri vardır diye ben de fazla kasmamaya çalışıyorum. Birden
durumu çaktım. Bizimki düşerse ipi, en son taktığı zımbırtıda asılı
kalacak, aynı yukardan ipe bağlanmış gibi olacak. Baktım, kız iki tane
daha şu ekspres denen şeylerden takmış, ipini de içlerinden geçirmiş.
En sonunda kayanın tepesine kadar vardı. Ulan helal olsun be!
Hakkaten ciddi bir işmiş bu. Bizimki de pek yamanmış. Salih, elindeki
ipi yavaş yavaş koyvermeye başladı. Bizimki gökten melekler gibi
aşağıya süzülüyor. Geldi, geldi, biraz ileriye kondu. Herkes bi tebrik
ediyor ki, bilemezsin. Beş bilmem ne başarmış. Dur yahu demin
ezberlemiştim, şimdi unutmuşum. İpleri çözdü. Kırıta kırıta yanıma
geldi. Hafif terlemiş biliyon mu, kokusu ciğerime öyle bir doldu ki,
anlatamam. Resmen başım döndü. Tam rüyalar alemine geçecekken,
hani damdan düşer gibi "Sen de denesene" deyiverdi. Neyi denemek?
Hayır!.. Denemek istemiyorum?.. Benim ne işim var o kayanın
üzerinde!.. Diye bağırıyorum ama sanki aynen kabustayım. Ağzımdan
çıt çıkmıyor. Olm, birden kendi sesimi duymaz mıyım? Valla, Allah seni
inandırsın, ben, orda öyle başkası gibi konuşuyorum, "Tabii" diyorum.
Başka bir kayanın altına gittik. Caner diye birisi yukarı çıktı. İpi aşağı
attı. "Burası başlangıç için daha iyi dediler." "Korkma, bu ip üç ton
çeker dediler" İyi de olm, bu Caner denen çocuk çöp gibi bişi.. Üç kilo
çekecek hali yok. Hepsi güldü. Sürtünmeymiş, özel tekniklermiş, tek
elle iki tonu durdururmuş. Ağbi, baktım çocukların hepsi delikanlı
tayfa. O anda öyle bir kanım ısındı ki. "Hadi tırman"dediler. "Nerde
olm, ekspresler. Kıza vermiştiniz bana vermediniz" dedim. "Hop! Dur
bakalım, onların daha sırası gelmedi, sen önce adam gibi burayı
tırman." dediler. Burası biraz daha kolay. Hadi bakalım deyip tuttum
kayayı. Çocukken mahallede ceviz ağacına çıkardık. Onu falan
hatırladım. Bir iki tuttum. Vay be! Ağbi, gidiyor. Aşağıdan da
konuşuyorlar, duyuyorum, "doğal yeteneğim varmış" Var tabii be!
Neden olmasın ki! Olm, ardından bi topukladım, aynen yükseliyorum
ha! Ben çıktıkça ip geriliyor. Hani bir düşsem en fazla on santim
inecem. İyice de cesaret geldi. Ulaan, diyorum içimden, çocuklara
lavuk mavuk dedik, şimdi de canımızı emanet ediyoruz. Meğerse bu işin
raconu böyleymiş. Kayanın tepesine vardım. Baktım bir düzlük. Bi sürü
bantlar, demir halkalar, ipler falan. Oraya istasyon diyorlar. Hah,
tamam işte ekspresin treni hazırdı, bi istasyonu eksik kalmıştı. "Eee
bitti. Şimdi ne yapacağım?" diye sordum. "Kendini ipe bırak" dediler.
Olm, demesi kolay. Altımda yirmi metre boşluk. Çocuklar kalorifer
böceği gibi görünüyorlar. Nasıl atarım kendimi? Ama Racon neyse
uyulacak. Kendimi arkaya doğru eğdim. Ulan bir türlü gitmiyorum.
Aşağıdan bağırıyorlar. "Kayayı bıraaak!" diye. Valla farkında değilim,
sol elim pençe gibi kayaya geçmiş, bacaklarım tir tir titriyor. Yok ağbi,
olacak gibi değil. O kayayı aslan gibi tırmanıp, sıçan gibi inmek olmaz.
Kapadım gözlerimi, okudum içimden bir şeyler. Küçükken anneannem
öğretmişti. Baktım asansör gibi yavaş yavaş iniyorum. Caner ipi
bıraktıkça ben aşağıya kayıyorum. İndim, indim, Ayşen tam ayağımın
dibinde. Kız öyle kendini hiç kasmıyor. Yere ayak bastım, baktım kız
boynuma sarılmış öpüyor. Ağbi var ya, o anda sevinçten hüngür hüngür
ağlayacam zor tuttum kendimi. Diğer çocuklar da çok kafa. Salih'e
baktım, bizimki öptü diye hiç bozulmaca falan yok. Gelmiş o da tebrik
ediyor. Yanlış anlamışım. Daha da bi sevindim. Ağbi, ondan sonra neler
oldu neler. Aynen ben mevzuya yazıldım. Ulan elde avuçte ne varsa
döktük ortaya. Yok frikşın ayakkabısıymış, sırt çantasıymış, kılmış,
tüymüş cebi boşaltıp, evi doldurduk. Şimdi her hafta Tavşanlı
Ballıkayalar'a gidiyorum. Hafta içinde de iki gün antrenanım var.
Geçen hafta yedilik ilk rotamı top rop çıktım. Yani ip yukardan
geliyordu. Ama rota gerçekten çok zordu. Şimdi üç dört hafta daha
çalışıp, aynı rotayı red point çıkacağım, yani yükseldikçe ekspresleri
kayadaki boltlara takarak gideceğim. Bu arada sigarayı da bıraktım,
rakıya artık hiç takılmıyorum ama çocuklarla her pazar tırmanıştan
sona sıkı bir bira attırıyoruz. Ayşen mi ne yapıyor?
Bilmem. Onu çok ihmal ettimi söyleyip duruyordu.
Bir süredir artık Ballıkayalar'a da pek uğramıyor zaten...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:36 AM   #852
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Roman gibi hayatım
Her sayfayı cevirdiginde hüzünlenen
Her okudugunda dısı seni ici beni yakan dedirten
Ve aglayana sus aglamaya degmez diye ögüt veren
O kim ki dedirten
Hayat bu arkası yarın denilen filimden farksız
Her günü dertten deniz
Gülmeyi unutmus gözleri
Aglamayı meslek edinmis gözleri
Elbet birgün bende gülerim diyen yüregi...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:36 AM   #853
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

__Sana Evin diyebilir miyim?.
__Neden ?....

Neden diye başlayan bir soru, cevabının ardında binlerce kelimenin
gizli olduğunu kendisi de biliyordu, ama yinede o gizemli kelimeyi
kullanmadan edemedi. Aslında neden o isimle hitap edilmek istediğini iyi
biliyordu. Ancak bir daha neden'e neden olan nedeni duymak, bilmek
istiyordu. Belki önceki nedenden bir başka bir neden vardır diye düşünüyordu.
Küçük bir ihtimal olsa da yine içine küçük bir umut doğdu ve o gizemli
kelimeyi kendisine sordu.
Güneş batmak üzereydi, sahilde sadece onlar vardı, akşam üstü sahilde
kimseler yoktu. Bir birinin elini kenetlenmişti, daha da parmaklarınızı
avuçlarında sıkarak yürüyorlardı. Şaziye hiçbir şey demeden o gizemli
kelimeyi sorduktan sonra, eğer vereceği cevap daha önce verdiği cevapla
aynıysa hiç de duymak istemiyordu. Bir daha ne kendi yüreğini sızlatmak
nede kanayan Ahmet'in yarasını bir kez daha kanatmak da istemiyordu.
Unutmaya yüz tutmuş, hayatının en güzel günleri cehenneme çeviren o
anları bir kez daha Ahmet'e hatırlatmak da istemiyordu. Ama içinde büyüdükçe
büyüyen bu kuşkunun nedeni de öğrenmeden edemiyordu.
Şaziye uzun zamandır içini kemiren, hiç yüzünü görmediği ama Ahmet'in
kendisiyle konuşmadığı süre içinde bütün kalbi onun olduğu kişiyi
kıskanıyordu. Hiçbir zaman cesaret edip de kendisiyle bu konuyu konuşmamıştı
o ana kadar ve hiçbir güç Ahmet'in onun duygularından
arındıramayacağını da iyi biliyordu. Ne zaman kendisine "sana evin diyebilir miyim"
sorulduğun da kendisi bunun nedeni biliyordu, ama yinede sormadan
edemiyordu. Belki bir gün gerçeği söyler diye. Ancak o güne kadar Ahmet var olan
gerçeği hiç söylemedi. İçinde alevlenen ateşiyle kavuran yüreklerini
Şaziye'ye göstermedi. Aslında kendi derdiyle onu üzmek de istemiyordu.
Şaziye kendisini sevdiğini iyi biliyordu. Sevmenin de ne demek olduğunu
da iyi biliyordu. Bir başkası için yüreği yandığı kadar, Şaziye'nin de
yüreği onun için yandığını da iyi biliyordu. Bu nedenle asla gerçeği o
ana kadar söylememişti. Hep aynı cevap ve gözlerini Şaziye'nin
gözlerinden kaçırarak. Kaçamak cevap vermişti.

__Ben bu ismi seviyorum.
__Başka bir nedeni yok mu.
__Sevmekten başka ne neden olabilir ki.

Şaziye bütün cesaretini topladı. O anda her şeye hazırdı. Bu nedeni
öğrenmek bahasına Ahmet'i yitirmeye de hazırdı.

__Ben hazırım. Eğer sende hazırsan anlatmaya başla. Her kimse Evin,
biliyorum aramıza beden olarak girmez. Ama duyguları ise her zaman
yanımızda, evimizde, hatta yatağımızda olduğunu biliyorum. Artık onunla
tanışmak istiyorum.

Sahil boyunca hiç konuşmadan yürüdüler. Ahmet hiçbir şey söylemek
istemiyordu. Aynı zamanda bu kadar karışık olan bir konuyla ilgilide
hiçbir şey de anlatmak da istemiyordu. Uzun yıllar yüreğini inciten,
*******ini uykusuz geçirmesine neden olan sevdayı nasıl anlatabilirdi ki, o
anda kendisine aşık olan kişiye. Ama Şaziye sessizliğe bürünerek onun
açıklama yapılmasını bekliyordu.
Şaziye onun açıklama yapmasını beklerken Ahmet de kafasında bin bir
fikir geçiriyordu. Bilemiyordu nereden başlayacağını. Evin ile o kadar
karışık şeyler yaşamıştı ki. Bir tarafta hayatının en güzel duyguları
onunla paylaşmıştı. Bir yanda da hayatının en karanlık ve yalnızlık
içinde avazı çıktığı kadar bağırdığı *******i onun hayalıyla yaşamıştı.
Hayatının en belirgin şeyleri Evin ile yaşadığı için, hangisini anlatmaya
başlayacağını bilemiyordu. "İyi tarafını mı yoksa kötü tarafını mı
anlatayım" diye düşünüyordu. İyi tarafını anlatırsam, Şaziye kıskanır ve
onunla geçireceği her an kıskançlık duygularıyla yaşayacağını düşündü.
Kötü taraf ise; asla Şaziye kendisine inanmayacağını düşünmeye başladı.
Uzun bir yürüyüşten sonra, artık karar verdi. Anlatacaktı her şeyi.

__Gerçek anlamda ilk aşık olduğum kızdı. Pek güzel sayılmazdı, ama
gönül bu bir kere sevmişti. Seviyordum, kendisi de beni seviyordu veya
ben öyle sanıyordum. Onsuz bir şeyi düşünemiyordum. Aslında onunla
gelecekte bir planım da yoktu. Onu yitirmek hiçbir zaman düşünemedim. Her
zaman benim olduğunu ve yanında olacağını düşünüyordum. O kadar seviyordum
ki, hiç düşünmeden hayatımı onun uğrunda verebilirdim. Derken bir gün
ailesi bizim ilişkimizi uygun görmedi ve ayrılmamız gerektiğini
kendisine söylediklerinden haberim yoktu. Nerden bilebilirdim ki, yaşantının en
karamsar günlerin beni beklediğini. Bundan sonra kendisinin bende
bıraktığı acı izlerle yaşayacağımı nereden anlayabilirdim ki. Neden ise
aslında hem çok basitti hem de belirgin di. Kendisinin zengin olmasıydı.
Onun için zenginlerden nefret ediyorum. Tanıştığımız ilk gün bu nedenle
sana sordun zengin misin. Sende yanlış anladın ve benim zenginleri
aradığımı düşündün.
__Evet öyle düşünmüştüm.
__Ondan sonra tahmin edersin işte, uykusuz *******. Zamansız
kabuslar, gündüzü olmayan *******. Yarını olmayan düşünceler. Hayatımın en zor
anlarını en büyük kabuslarını yaşadım. Yıllarca cep numaramı
değiştirmedim, hep aynı numarayı uzun süre kullandım. Sadece belki bir gün arar
diye. Yanlışlıklada olsa numaramı çevirebilme ihtimalini düşünerek hep
telefonumu açık tuttum ve numaramı değiştirmedim. Uzun süre arar "seni
seviyorum" diyeceğini bekledim. "Seni seviyorum" diye bilmesi için
neleri vermezdim ki, her şeyimi verirdim hiç düşünmeden. O kadar istiyordum
ki o kelimeyi ondan duymayı hayatımı bile verirdim hiç düşünmeden. Uzun
yıllar bekledim demedi, aramadı da. ayrılmamızın nedeni ailesinin
baskısı mı yoksa bir başka birimi bunu da anlamadım, anlayamadım. Kendisi de
söylemedi, bende sormadım, soramadım. Sadece ayrılığı kabul etmedim o
kadar. Hep onunla karşılayacağım anı bekledim.

Şaziye en korktuğu andı işte o an, bir daha karşılaşırlarsa, o kadar
büyük olan aşklarının tekrar canlanması ve o kadar büyük bir aşkla
sevdiği Ahmet ile onun arasına girmesi düşüncesine kapıldı. Aceleyle hemen
sordu.

__Bir daha onunla karşılaşmadın mı.
__Bir gün otobüsün içindeydim, sabah erken olduğu için aracın içinde
fazla kimse yoktu, çok dalgındım ve bir anda birinin kucağıma bir bebek
bıraktığını gördüm. irkildim!. Kafamı kaldırdığımda karşımda Evin
duruyordu. Bebek onundu ve benden değil bir başkasındaydı. Aklıma gelen tek
şey, bu bebek bizim olabilirdi..Ama benim değildi. Evin de artık benim
değil, bir başkasının olmuştu, hem de bir bebek vererek.

Şaziye bunları duyduğunda hem çok sevindi, hem de içi bir acıyla
burkuldu. Sevdiği adamın böyle bir acı yaşadığına üzülüyordu, aynı zamanda
artık hiçbir nedenle Evin onun ile sevdiği kişinin arasına
girmeyeceğini de iyi biliyordu.
Evin bir başkasının olmuştu, tüm ruhuyla, beyniyle, hayatıyla hata
bebeğiyle. Bunu iyi biliyordu, asla Ahmet ile Evin bir daha
kavuşmayacaklarını da. Tamamen beyninden silmek için artık başka Evin veya Evin'leri
sevmek istediğini anladı Şaziye. Onun için kendisine Evin demek
istiyordu. Onunla yaşadığı her şeyi, ama her şeyi unutmak istediğini iyi
anlıyordu. Bundan böyle kendisine ait olacağını düşündü, hem de tüm
benliğiyle.
Evin'e olan aşkı hiçbir şeyin bitiremediğini, ne ailesinin çıkardığı
engeller, onları ayırmak için yaptıkları baskılar, uykusuz geçirdiği
*******, kabus dolu anlar, nede yarını olmayan günler. Sadece o küçük
bebek Evin'e olan aşkını bitirmişti. Babasının başaramadığı şeyi, küçük
bebeği başarmıştı. Artık Evin aralarında olmayacağını iyi biliyordu.
Şaziye iyice Ahmet'e yaklaştı ve başını onun göğsüne gömdü, ağlayan
bir ses tonuyla.

__Evet bana Evin diye bilirsin. Acılarına teselli olacaksa, senin
için Evin de olurum.

Çürümeye yüz tutmuş duyguların arasında, sadece kendisine tek bir şey
hatıra kalmıştı, Evin. Evin olurum demekle, Evin olunmuyordu, Evin
demekle, Evin de olmayacaktı. Bunu ikisi de iyi biliyordu.
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:37 AM   #854
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış... Büyüğü Halil... Küçüğü ise İbrâhim...
Halil, evli çocuklu. İbrahim ise bekârmış. Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin.
Ne mahsul çıkarsa, iki pay ederlermiş. Bununla geçinip giderlermiş. Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar. İş kalmış taşımaya.

Halil :
- İbrahim kardeşim ; Ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
- Peki ağabey demiş İbrahim.

Ve Halil gitmiş çuval getirmeye. O gidince, düşünmüş İbrahim:
- Ağabeyim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine
Veee... kendi payından bir miktar atmış onunkine.

Az sonra Halil çıkagelmiş.
- Haydi İbrahim...! Demiş, önce sen doldur da taşı ambara.
- Peki ağabey...!

İbrahim, kendi yığınından bir çuval doldurup düşmüş yola..
O gidince, Halil'i düşünmüş bu defa:
- Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirip ev kuracak... Böyle düşünerek, kendi payından onunkine atmış birkaç kürek. Velhasıl , biri gittiğinde diğeri aktarırmış kardeşinin payına. Birbirlerinden habersiz etmişler akşamı. Bakmışlar ki buğdaylar bir türlü bitmiyor hatta azalmamış bile.

Bu kadar iyi yürekli iki kardeşin hiç bir işi ters gitmemiş. Ürünleri bereketli dostlukları ise hep hayırlı olmuş.

"Bereket" denilince, bu kardeşler akla gelir.
Birbiri için çabalayan bu bereketin adı ise "Halil İbrahim" bereketidir...

Allah hepimize Halil İbrahim bereketi versin.
Birbirimiz için koşuşturalım, artalım eksilmeyelim.
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:37 AM   #855
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Saat sanırım 12 ydi. Sahildeki dalgaların sesi çok etkileyiciydi. Çok güzel bir yer buldum burada biraz yüzmek dalgaların sesini dinlemk istiyordum. Usulca patikadan aşağıya indim. 5 dk olmuştuki bir sesle irkildim. Beraber sahile inmiş bir çift olduklarını gördüğümde bir an için rahatlamışlardı. Farklı düşüncelere dalmıştım hemen oradan uzaklaştım. Onları rahatsız etmek istemiyordum. Ama sesleri
bana yaklaştıkça kızın sesi tanıdık geliyordu. Olamaz dı bu imkansız dı bu benim sevgilim di. Ne yapacağı şaşırdım elim ayaklarıma dolanıyordu. Sinirlenmiştim sanki 5 dk önceki insan değildim zaten olamazdım. Bir hamle yapıp onlara saldırmak istedim.. Sonra bir el silah sesi duydum. Evet ayağından vurulan erkek acı içinde kıvranıyordu. Kim vurduğunu göremiyordum. Sevgilim koşmaya başladı. Kaçıyordu. Bir silah sesi daha duyuldu. Sevgilim yere yığılmıştı hareketsiz oluşundan ne olduğu anlaşılıyordu. Erkekten yapma yalnış anladın sesleri yakarışları çıkıyordu. O an yerimden fırladım onu ben öldürmek istiyordum. Nasıl yaptım bilmiyorum ama koşarak çıktım bulunduğum kuytu köşeden. Onu ben öldüreceğim diye haykırdım. Karşımda duran 20 yaşlarında çok güzel bir kızdı. Yemşeşil gözleri sarı saçlarıyla önümde duruyordu. Öylece bakakaldı. Ve tek silah
sesi daha duydum. Ağlamaya başladı. Bunu yapmamalıydı. Diyordu. Anlatmaya başladı onu çok sevmiştim diye.. İnanamadım aynı kaderi paylaştığım kız benden daha cesur çıkmıştı. Ona olanları
anlattığımda bana çok ilginç olarak baktı inanmıyordu. Sanki erkeklerden artık nefret ediyordu. Masum gözlerinde sevgiden eser yoktu. Silah elindeydi. Ve ayağıma bir el ateş etti. Kurşun
dayanılmaz acı veriyordu. Az önce olanlar benim başıma gelmek üzereydi. Nasıl kurtulabilirdim diye düşünüyordum. Dengesini kaybettiği belliydi. Hiç bir şey onu engelleyemezdi. Tam ona doğru hamle yapmak üzereyken başka bir silah sesiyle irkildim diğer ayağımdan vurulmuştum. Öyle kalakaldım
Gelen kasaba polisiydi. Yaklaştığında az önceki masum kız tam bir tiyatro oyuncusuydu. Olanları öyle farklı anlattı öyle şekilde anlattıki ben bile inandım. Şu anda hapisteyim ve sanırım çok uzun süre
daha burada kalacağım. Oysa kimbilir hangi erkekten intikam alıyor...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:37 AM   #856
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

anlatılmaya değer mi bilmiyorum ama çok sevdim canımdan çok sevdim sevdiğime inandıramadım aldattığımı düşündü yalan söyledim yalan söyledi içimden gelerek yüreğimi haykırarak ağlayarak söylüyorum hala seviyorum ve seveceğim kocamın her dokunuşunun onu andıracağını biliyorum bana dokunanın o olacağını biliyorum hala rüyalarımda görüyorum sen mutlu ol diye sana kötü davranıyorum ben dünyanın en kötü insanı olabilirim ama seni mutlu edemeyeceğimi biliyorum ve eziyet çektirmek istemiyorum anla beni bebeğim seni seviyorum sende şuan acı çekiyorsun biliyorum ama birbirimizi çok kırdık incilttik yapmasaydık olmasaydı keşke ama oldu dönüş yok artık bebeğim kuşumu salmışsın olsun o özgür artık benden senden özgür sevdalara uçtu belkide bizim yapamadığımızı yaptı seni seviyordum seviyorum seveceğim ama bitti derdin ya biz bu sevdayı yaşatamadık sana sevdana layık birini bul ve beni unut diye haykırıyorum ağlıyorum çünkü unuttuğunu bilmek canımı yakıyo bebeğim sev çok sev ve karşıma çık seni benden daha çok sevdi bende onu de ve git ben belki yıkılırım ama olsun sen mutlu ol yeter bebeğim kalbimdesin ruhumdasın bedenimdesin
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:37 AM   #857
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Öğretmenin adı bayan Thompson'du ve 5.sınıf öğrencilerinin
önünde ayakta durduğu ilk gün onlara bir yalan söyledi. Çoğu
öğretmen gibi, onlara baktı ve hepsini aynı derecede
sevdiğini söyledi. Bu mümkün değildi, çünkü orada en önde,
sırasına adeta çökmüş gibi oturan küçük bir öğrenci vardı.

Adı Teddy Stoddard. Bir önceki yıl, bayan Thompson,
Teddy'i gözlemiş, onun diğer çocuklarla oynayamadığını;
giysilerinin kirli ve kendinin de hep banyo yapması gereken
bir halde olduğunu görmüştü ve Teddy mutsuz da olabilirdi.

Çalıştığı okulda bayan Thompson, her öğrencinin geçmişteki
kayıtlarını incelemekle de görevlendirilmişti ve Teddy'nin
bilgilerini en sona bırakmıştı. Onun dosyasını incelediğinde
şaşırdı. Çünkü; birinci sınıf öğretmeni:
"Teddy zeki bir çocuk ve her an gülmeye hazır.
Ödevlerini düzenli olarak yapıyor ve çok iyi huylu...
Ve arkadaşları onunla olmaktan mutlu..." diye yazmıştı.

İkinci sınıf öğretmeni:
"Mükemmel bir öğrenci, arkadaşları tarafından sevilen,
fakat evde annesinin amansız hastalığı onu üzüyor ve
sanırım evdeki yaşamı çok zor.." diyordu.

Üçüncü sınıf öğretmeni:
"Annesinin ölümü onun için çok zor oldu. Babası ona
yeterince ilgi gösteremiyor ve eğer birşeyler yapılmazsa
evdeki olumsuz yaşam onu etkileyecek." diye yazmıştı.

Dördüncü sınıf öğretmenine gelince:
"Teddy içine kapanık ve okula hiç ilgi göstermiyor,
hiç arkadaşı yok ve bazen sınıfta uyuyor." demişti.

Şimdi bayan Thompson sorunu çözmüştü ve kendinden
utanıyordu. Öğrenciler ona güzel kağıtlara sarılmış süslü
kurdelerele paketlenmiş yeni yıl hediyeleri getirdiğinde
kendini daha da kötü hissetti. Çünkü Teddy'nin armağanı
kaba kahverengi bir kese kağıdına beceriksizce sarılmıştı.
Bunu diğer öğrencilerin önünde açmak ona çok acı verdi.

Bazıları, paketten çıkan sahte taşlardan yapılmış,
birkaç taşı düşmüş bileziği ve üçte biri dolu parfüm şişesini
görünce gülmeye başladılar, fakat öğretmen, bileziğin
ne kadar zarif olduğunu söyleyerek ve parfümden de birkaç
damlayı bileğine damlatarak onların bu gülmelerini bastırdı.

O gün okuldan sonra Teddy öğretmenin yanına gelerek;
"Bayan Thompson, bugün hep annem gibi koktunuz" dedi.

Çocuklar gittikten sonra öğretmen yaklaşık bir saat kadar
ağladı. O günden sonra da çocuklara okuma, yazma,
matematik öğretmekten vaz geçerek onları
eğitmeye başladı. Teddy'ye özel bir ilgi gösterdi.
Onunla çalışırken zekasının tekrar canlandığını hissetti.
Ona cesaret verdikçe çocuk gelişiyordu. Yılın sonuna dek,
Teddy sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biri olmuştu.

Öğretmenin, hepinizi aynı derecede seviyorum yalanına
karşın Teddy, onun en sevdiği öğrenci olmuştu.

Bir yıl sonra, kapısının altında bir not buldu. Teddy'dendi.
Tüm yaşantısındaki en iyi öğretmenin kendisi olduğunu
yazıyordu. Ondan yeni bir not alana kadar 6 yıl geçti.
Notunda liseyi bitirdiğini ve sınıfındaki üçüncü en iyi öğrenci
olduğunu ve bayan Thompson'un halâ hayatında gördüğü
en iyi öğretmen olduğunu yazıyordu. Dört yıl sonra, bir mektup
daha aldı Teddy'den. O arada zamanın onun için zor olduğunu
çünkü üniversitede okuduğunu ve çok iyi dereceyle mezun
olmak için çok çaba sarfetmesi gerektiğini yazıyordu. Ve
bayan Thompson halâ onun hayatında tanıdığı en iyi öğretmendi.
Daha sonra dört yıl daha geçti ve bir mektup daha geldi.
Çok iyi bir dereceyle üniversiteden mezun olduğunu ama daha
ileriye gitmek istediğini yazıyordu. Ve halâ bayan Thompson
onun tanıdığı ve en çok sevdiği öğretmendi.
Bu kez mektubun altındaki imza biraz daha uzundu.
Theodore F.Stoddard Tıp Doktoru.

Bu hikaye burda bitmedi. İlkbaharda bir mektup daha aldı
bayan Thompson. Teddy hayatının kızıyla tanıştığını
ve evleneceğini yazmıştı. Babasının birkaç yıl önce öldüğünü,
bayan Thompson'un düğünde damadın anne ve babası için ayrılan
yere oturup oturamayacağını soruyordu. Tabii ki oturabilirdi.

Tahmin edin ne oldu?
Bayan Thompson törene giderken özenle sakladığı
birkaç taşı düşmüş olan o bileziği taktı,
Teddy'nin ona verdiği ve annesi gibi koktuğunu
söylediği parfümden sürmeyi de ihmal etmedi.

Birbirlerini sevgiyle kucaklarlarken, Teddy, onun kulağına
"Bana inandığınız için çok teşekkürler bayan Thompson,
kendimi önemli hissetmemi sağladığınız için ve beni
böyle değiştirdiğiniz için de..." diye fısıldadı.

Bayan Thompson gözünde yaşlarla ona karşılık verdi:
"Yanılıyorsun Teddy... Ben değil, sen bana öğrettin.

Seninle karşılaşıncaya kadar
ben öğretmenliği bilmiyormuşum..!"
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:37 AM   #858
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Henüz 18 yaşındaydı, hayatının baharındaydı ama çaresi olmayan bi kanser hastalığına yakalanmıştı, gitmedik hastane gitmedik doktor kalmamıştı ölecekti, son günlerini evinde geçiriyordu o ve annesi başka kimsesi yoktu, annesi oğlunun bu halini gördükçe içi parçalanıyordu ama yapacak bişey yoktu.
Çocuk evde oturmaktan iyice sıkılmıştı, bi gün sokağa çıkmaya karar verdi ve çıktı, vitrinlerin önünden geçerken gözleri birden bi cd dükkanının içindeki güzel bi kıza ilişti hani ilk görüşte aşk derler ya öyle vurulmuştu kıza, hemen içeri girdi, kız gülümseyerek buyrun dedi nasıl yardımcı olabilirim? çocuk ordan rastgele bi cd gösterip almak istediğini söyledi. kız cd yi alıp arka tarafta paketleyip çocuğa getirdi çocuk cd yi alıp koşarak evine gitmişti. o gece hiç uyuyamamıştı hep o kızı düşünmüştü. sonraki gün sabah erkenden yine o dükkana gitti ve tekrar rastgele bi cd aldı, kız yine cd yi arkada paketleyip çocuğa getirdi, çocuk cd yi alıp yine koşa koşa evine gitmişti.... günler haftalar hep böyle devam ediyordu ama çocuk artık dayanamıyordu kızla konuşmak istiyordu ve buna cesareti yoktu sonunda annesine açıldı ve kızı sevdiğini söyledi, anneside git konuş dedi anlat ona elbet dinler seni demişti.
Çocuk diğer gün sabah erkenden tekrar o dükkana gitti yine rastgele bi cd aldı, kız cd yi arkada paketlerken, çocuk elinde; MERHABA, EĞER SİZCE Bİ SAKINCASI YOKSA YARIN AKŞAM DIŞARDA YEMEK YİYEBİLİRMİYİZ; yazılı kağıdı kasanın yanına gizlice bırakıp cd sini alıp koşarak dükkandan çıkmıştı kağıdın altınada ev telefonunun numarasını yazmıştı. Evde sabırsızlıkla aramasını bekliyordu aradan iki gün geçmişti kız yeni görmüştü o kağıdı, hemen çocuğun evini aradı, telefona annesi çıkmıştı, çocuğu sordu kız, annesi duymadınızmı dedi.. Ağlamaklı bi sesle oğlum dün vefat etti, kanser hastasıydı... Kız olduğu yerde yıkılıp kalmıştı.
aradan haftalar geçmişti ve bi gün annesi oğlunun odasına girdi, dolabın içinde açılmamış bir sürü cd paketi görmüştü, eline alıp tek tek açıyordu cd leri, sonra bi baktı ki bi cd paketinin içinde küçük bi not, kız yazmış, SELAM SİZ ÇOK TATLI BİRİSİSİNİZ Bİ AKŞAM BENİ GEZMEYE DAVET EDERMİSİNİZ, SEVGİLER AÇELYA.. sonra bi başka paketin içindede bi not görmüş, SELAM HADİ AMA BU GECE DAVET EDİN BENİ SEVGİLER AÇELYA..... Ama çocuk o paketleri açmadığı için görememiş...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:38 AM   #859
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Iki fanatik futbolsever konusmaktadir. Biri :
- Maça gitmiyor musun?
- Ne diye gideyim?.. Oynanan futbol degil ki... Hakemler kötü... Oynanan
oyun itis kakis... Saatlerce gise önünde, kuyrukta bekle... Içeride kavga
gürültü... Çikistavasita bulamiyorsun...
Digeri :
- Bende tipki senin gibi maça gitmiyorum. Beni de tipki senin gibi karim
birakmiyor...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
Old 08-23-2007, 10:38 AM   #860
GooD aNd EvıL
Aşmış Üye
 
GooD aNd EvıL Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98
Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57948
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi : GooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond reputeGooD aNd EvıL has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

Rivayet olunur ki, kuşların hükümdarı olan Simurg Anka, Bilgi Ağacı'nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş...

Kuşlar Simurg'a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürmüş. Kuşlar dünyasında her şey ters gittikçe onlar da Simurg'u bekler dururlarmış. Ne var ki, Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Derken bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg'un kanadından bir tüy bulmuş. Simurg'un var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg'un huzuruna gidip yardım istemeye karar vermişler.

Ancak Simurg'un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı'nın tepesindeymiş. Oraya varmak için yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar. Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş(oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış);

Kartal; yükseklerdeki krallığını bırakamamış;

baykuş yıkıntılarını özlemiş,

balıkçıl kuşu bataklığını.

Yedi vadi üzerinden uçtukça sayıları gittikçe azalmış.

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi "şaşkınlık" ve sonuncusu Yedinci Vadi "yokoluş"ta bütün kuşlar umutlarını yitirmiş... Kaf Dağı'na vardıklarında geriye otuz kuş kalmış.

Simurg'un yuvasını bulunca ögrenmişler ki;

"SİMURG ANKA - Otuz Kuş" demekmiş.

Onların hepsi Simurg'muş. Her biri de Simurg'muş. Simurg Anka'yı beklemekten vazgeçerek, şaşkınlık ve yokoluşu da yaşadıktan
sonra bile uçmayı sürdürerek, kendi küllerimiz üzerinden yeniden doğabilmek için kendimizi yakmadıkça, her birimiz birer Simurg olmayı göze almadıkça bataklığımızda, tüneklerimizde ve kafeslerimizde yaşamaktan kurtulamayacağız.

Şimdi kendi gökyüzünde uçmak zamanıdır...
__________________
Buraya Kadarmış ..
GooD aNd EvıL çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla
CevaplaCevapla


Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 

Yayınlama Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap gönderemezsiniz
Eklenti ekleyemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

Kodlama is Açık
Smilies are Açık
[IMG] code is Açık
HTML code is Kapalı


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 02:00 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.