![]() |
Kısmetse Geleceğim
...Aşıklar sultanı Yunus EMRE’ye; Bahar çiçekleri döle düşmeden, Söz sultanım geleceğim kısmetse. İçeceğim hikmet alan çeşmeden, Tez sultanım geleceğim kısmetse. Vücudum can bulmuş bir damla suda, Geçen ömrüm geçmiş çoğu uykuda, Bir aşk düşürdü ki, gönlüme Hüdâ, Köz sultanım geleceğim kısmetse. Vuslat için aşacağım dağları, Aşkın ile erittin sen çağları, Kavuşmaya engel olan ağları, Çöz sultanım geleceğim kısmetse. Rahmana gidiyor cümle yönümüz, Sevgi yoksa gönde tüner canımız, Vakit tamam kavuşmaya günümüz, Az sultanım geleceğim kısmetse. Yunus denilince durulur sular, Sence yumuşuyor katı duygular, Şefkatî’yim derken seninle dolar, Öz sultanım geleceğim kısmetse. |
Dünya
Gözlerimi açtığımda ilk seni gördüm Bazı gün oldu çok güldüm Bazı gün oldu çok üzüldüm Senden hayır gelmez ey dünya Ben hiç kimse için oturup ağlamadım Dert ve kederimi hiç kimseyle paylaşmadım Yenik düştüm bu hayata Senden hayır gelmez ey dünya Sevgi yerine dert verir sana Toz pembe hayaller döner hüsrana Çile odur dert odur Senden hayır gelmez ey dünya |
Tahta
Gün doğarken kapından Unutma bakmayı pervaza Belli olmasa da Taze bir iz vardır tahta da Kuş sesleri vurur sabaha Çalılıklar arasında gezinen Dönüşür bildik bir ahşaba Şah damarı kesilen |
Ömrümün Yorgun Kuşları
Ey gülleri derlemeyi unutan ellerim Eylülleri mi alayım koynuma şimdi Uzaklara açılıyor Hasretin kara yelkenli gemileri… Sesimi akıtırken içimin dehlizlerine Kapılar kapanır Kanatır duvarlarımı Ayak sesimden ürker Ağıtsız yiter Amansız tüter Bulutun ak ipliği Ağmaz duvarlarıma . Sabaha mı çıktık Aktık mı nehirleri Kül tutup avuçlarımızda Yandık mı ateşleri Yağmurlara değmeden ayaklarımız Geçtik mi Rüzgarsız değirmenleri Kanayarak akıyorum yarına Gökyüzünden alnıma Düşerken bir bir Ömrümün yorgun kuşları. |
Bak Hadi Aynaya Bak
Aşk suyunun dev dalgalarında yıkanalım.. Sulara yazmayalım yaşanacakları.. Ankara’da ne mi var? Arzu var… Özlem var… Güzellik var… Neredemi? Bak hadi aynaya bak.. Birde bak diyene… Kadr’in ile daha güzel anlar… Onurun yakamoz dolu… Mis kokuyor tenin… Ama inliyor.. Gökyüzünde eğreti duran… Boş..Bomboş Bensiz anların… Bir sen.. Birde ben bilelim ... Dudaklarımızdaki kar tanelerini.. Ankara’da sevgi var… Neredemi? Bizde güzelim bizde… Bak hadi aynaya bak… Birde bak diyene… |
Boşuna Gitme
Hac kapının önünde,hacca gitmene ne gerek. Defalarca hacca gidiyorsan,senin işin ticaret. Allah'ı kandıramazsın,hesap yerin ahiret. Sen boşuna yorma kendini,boşuna çekme zahmet. Kul hakkı yemişsen,oralarda arama affı. Allah için yapıyorsan,evinde yaparsın tavafı. Bu dünyada dürüstsen düşünme öbür tarafı. Yemişsen yetim hakkı,boşuna çekme zahmet |
Çöldeyim
Araçlar ve insanlar Koşuştururken caddelerde Rengarenk bezenmiş Kat kat üstüne binalar Yarış içindeyken gökyüzünde Ve kaldırımlar... Bir telaş içinde! Ben ise... Koca şehirde Ve bu gürültüde Kızgın bir çölde; Çırılçıplak Çaresiz Yapayalnızım... Kızgın kumlar kaplamış asfaltı Betonları, pınarları Ölümcül bir sessizlik Davet ediyor akbabaları Çığlık çığlığa Hücum ediyorlar kulaklarıma Bedenimde kuraklık izleri Gözlerimde bir filmin son perdesi Biliyorum; Yalnızca... Yalnızca, Bir dost eli uzanırsa biter yalnızlık Bir dost ile tükenir çaresizlik Yüreğimde bir küçük ümit Onu bekliyorum.... |
Arkadaş
Bitmesi gereken bu büyük savaş, Onun zaferiyle bitti arkadaş. Seni sevmiyorum demesi bile, Beni ağlatmaya yetti arkadaş. İsmini ismimin yanından atın, Ona ait ne varsa toplayıp yakın, Sevdiğim, taptığım, o meçhul kadın, Elveda etmeden gitti arkadaş, Bir veda etmeden gitti arkadaş. |
Bırak
Bırak ağlasın gözlerim yağmurlara inat, Dönüşsün yüzüm tufanlara, Ziyanı yok, Onlar alışmış ağlatılmaya, Kahretmez beni. Bırak acı çeksin yüreğim, Kapılmasın bomboş umutlara, Öğrensin artık, Sevmenin ne demek olduğunu, Küçültmez beni. Bırak ellerin tutmasın ellerimi, Sıcaklığını hissetmesin tenim, Kaderim olsun, Bir defacık seninle sensizlik, Öldürmez beni. |
Gül Yâr
Bana diken diyorlar, sana ise, hep gül, yâr! Hasret, nâlan gözüme bir kez olsun bak, gül, yâr! Vazgeçmez, ezel gönül vermiş sana, gönül yâr! Hasret, nâlan gözüme bir kez olsun bak, gül, yâr! Gönlümdeki çiçekler ümitlerle açıyor Neşeyle rayihasın sevdân için saçıyor Anlamadım, gözlerin niçin benden kaçıyor? Hasret, nâlan gözüme bir kez olsun bak, gül, yâr! Tut elinden kalbimin, peşin sıra sürükle! Külleniyor ateşi, gözlerinle körükle! Amâdedir emrine, ne derdin varsa yükle! Hasret, nâlan gözüme bir kez olsun bak, gül, yâr! Canım, kâlbim bendendir; ayırma eşiğinden Sevdâlanmış, hüsnünün demlenir ışığından Katlanır her cevrine, razı ol aşığından Hasret, nâlan gözüme bir kez olsun bak, gül, yâr! 1997 |
Yeter Ki Sen İste
Ekmeğime, aşıma kattığım tuzu Âşığım, aşk ile çaldığım sazı Çektirdiğin cefâyı, ettiğin nazı Yeter ki sen iste; unuturum ben. Güneşin sıcağı, kışın ayazı... Mevsimler güzeli bahar ve yazı Seni kıskandıran o güzel kızı Yeter ki sen iste; unuturum ben. Senden başkasını hayâl etmeyi Gücensem de sana, küsüp gitmeyi Bundan sonra sana sitem etmeyi Yeter ki sen iste; unuturum ben. Ömür denen bu kısacık rüyâyı Özlesem de dostlarımı, sılayı Senin için yaşadığım dünyayı Yeter ki sen iste; unuturum ben. |
Masal
Düşünüyordum Olaylara insan, İnsanlara olay çıktı Masalımdan. Biri varmış, biri yokmuş derken Yollardan trenlerden, Sözü aldım getirdim Dağlardan tepelerden. Ben de biriktirdim Hiç'leri hep'e Bir dağ bozdum Yaptım binlerce tepe. Kurdum orada burada Ev-ev, köyler kentler, Dağıttım oda oda Dağıttım birer birer. Dağıldı tepelere Dağların önü ardı, Sevenlere sevilenlere Artık bir tepe vardı. Birinde sen, birinde ben Öbürlerinde onlar vardı. Aşklar başlayacakken Sonlar tepelerden başladı. Başladı ayrılıklar, Ayrı ayrıydı adları. Birer birer ayırdılar Evleri odaları. Bir zaman oralarda Seven özleyen kimdi. Evlerde odalarda Yaşanmayan bir şimdi. Bir daha düşünürsem masal Bozmayacağım dağları. Düşünmek iyi, düşünmek güzel. Ama önce iyi çizmeli yolları. Yakın yakın derine El-ele olsun yürümeleri Ayrılığın yerine Mutluluğun şiiri. |
Şerefe
Nefes nefese uyuyan insanların kilitli kapı ve pencereleri... Şerefe Kenar mahallenin kaygısız, telaşsız fahişeleri... Bir kadeh de sizin şerefinize... Geçiyorum bu sokaktan da, elveda beton yığınları, elveda görünmez kaleler... Nice ıslak sokak, nice biçimsiz kaldırım daha beni bekler... Hey meyhaneci kadehi boşver şişeyi bırak İçeyim de efkarım dağılsın Şerefe a dostlar bu şiir de sizin şerefinize |
Dünyalara Bedel
Eskişehir'lerin birinden gelip Yepyeni şehirler kurdun Küçük ama sevgi dolu dünyamda Üzerinde sadece ikimizin yaşadığı Ve kimselerin asla giremeyeceği Merhum sevdalar bulamayacaksın Bu şehirde yapacağın kazılarda Ne de senin isminden başkalarını bulacaksın Ağaç kovuklarındaki kalp resimlerinde Madem ki yalnızız bu şehirde Özgürce yapmalıyız her ne istiyorsak Hesap soranımız yok nasılsa Önce bir çocuk parkı yapmalıyız Banklarında el ele tutuşacağımız Salıncaklarında yıldızlara yaklaşacağımız Yeşilinde yuvarlanacağımız Sonra şirin bir ev yapmalıyız Bacasından hasret tütmeyen Senin ellerinle ısındığımız Ve içinde güneşi de ayı da hapsetmiş Bir nehre komşuluk eden Keyif bu ya! Daha neler yaparız kim bilir Sen yeter ki mimarı olduğun Bu sevda yüklü şehre gel Şimdi tanışma zamanı geldi diyor saatler Ben Mustafa Bedelim Sen Dünyalara Bedel senem 'e ithaftır... |
Geçiyor Zaman
gece gündüzü kovalıyor gündüz ise geceyi, bu kovalamanın ardından ne de hızla geçiyor zaman. ya mevsimlere ne demeli? ilkbahar yaz'ı sonbahar'sa kış'ı kovalıyor çaresiz tamamlanıyor seneler.. |
Kapalı Çarşı
Kendi yastıklarına gölge salmasın Çocuklarının öpüşleri onlara anlat Onlara anlat yağmur karşılıklı yağar Ruhların içindeki müzikle karşılıklı Kapalı çarşı içinde bir sigara Bir keman kılıfı senin saçlarına sürünen yağ Onlara anlat kadınların gözlerinin içinden geçer Kapalı çarşı ve kapalı çarşıyı götüren saat Bir inci gerdanlık dumanları içinde kapkara Anlamağa başladığı ağır ve çekilmez kelimeler içinde dağ Senin resmin ince gerdanlığın siyah parlaklığı içinde ışıklı Işıklı ışıksız yandan ve önden ışıksız arkadan ve içten ışıklı Onlara anlat ki insan kelimelerden ve şiirden yaratılmadı Tüyler içinde gelen yeni dünya Bir sandalye kadar hür olduğu gün Sen cuma gününün hürriyet kadar kutsal olduğunu onlara anlat Benim aynamı küçültüp büyülten onlar Benim aynamı aynalıktan çıkaran Kapalı çarşılar içinde fikre ve gerçeğe Neler neler etti anlarsın onlar Şemsiyeler gibi Felaketlerin en şakacısına açılıveren onlar Kendi yastıklarına düşmesin Dostlarının kadınları üstündeki gölgesi onlara anlat Kapalı çarşılar içinde Aslanların ağaç kabuğuna yazdığı şiir Kapalı çarşı içerisinde Açık ve keskin yumuşak ve güzel Kur'an sesleri Kapalı çarşı içinde kapalı rüya çarşıları Kapalı çarşı içinde öfke ve af çarşıları Kapalı çarşıya gittiğin zaman Bir yangın sonrasının gazetelerini okudun Bir gazete uzun ve kul olmuş bir gazeteydi kapalı çarşı Mavi gözlü bir gazete Kapalı çarşı içinde bulutların en senin olanı Sen bana kapalı çarşı Şüphesiz o kadar satılan ve alınanlar var ki Şüphesiz bir harita kırığı Bir yapma deniz parçasıyla kapalı kapalı çarşı Sen kapalı çarşılar üstüne yağmur yağanı Yağmurun iyi ve doğru yağmadığını onlara anlat |
Ben Sana Aşığım
İçimde dermanım dışımda nurum Bahçemde çiçeğim bağımda gülüm Şerefim gururum zevkim onurum Ben sana mecburum sen değil misin? Güneşim yıldızım mehtabım ayım Bulutum yağmurum şekerim çayım Hayatta ki hayım mutluluk payım Ben sana hasretim sen değil misin Yarınım umudum elim ayağım Sıcağım sovuğum yolum durağım İlkimden sonuma tek sığınağım Ben sana aşığım sen değil misin |
Yağmurlar Baksın Diye
Rüzgarlarla yoldaş olmuş denizler gibiyiz. Yanyana geldikçe , Kumsallarımızı dövüyoruz . Peynirle şarabın yarenliğinde sigara içimi öfkelerle Geçmişten gelip ; Bugünün molalarında , Yarının terlemelerinde tıkanıyoruz . Dalgalarımızın dövdüğü kayalar , Buruk şarabın çürüttüğü peynir , Bugünün yorgunluğundaki gelecek , Ve biz... Her sevinç , her beis , her yeis ; Küçücük adalar olmuş yaşam rotamda . Ne yapsam hepsi sana çıkıyor Roma olmuş gün doğumları , batımları Zirvelerimde sisler var , Düşüncelerim çıkılmaz bataklık . Binbir umar arıyorum Seni de peşimden sürükleyerek . Yelkenlerim inmiş , Emanet limanlarda rüzgarlarını bekliyorum , Bizim olacak yarınlara , aydınlıklara . Bitmez bir kasım ayındayım Denize , güneşe ,yeşile ,dalgaya doyasıya hasret . Esmeyince rüzgarların , Tutmuyor planlarım . Sen yağmurlardan özür dilerken Ben ,bir tutam umudun vurgunlarındayım sensiz . Özür dilediğin yağmurlara inat Yamaçlardan uçasım geliyor sisler arasından ovaya . Gelmene özendiğim zamanlarda Vurgunlarımdan darbe almış Kuruttuğum çiçekleri , dalları , yaprakları savuruyorum Aşağılara Aşağılara Yağmurlar baksın da Gözyaşı neymiş , görsün diye 21 .03.2003 Afyon 04.00 |
Acı Ayrılık
Çalıyor zilim, alacaklım kapıda, Açmıyorum, çünkü alacak seni benden. Sende biliyorsun, kapımı çalan delicesine, Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık... Ben gitsin diye beklerken, O daha da yaklaşıyor bana. Ve hazırlanıyor tüm engelleri yıkmaya, Adını duydukça delirdiğim, acı ayrılık... Ayrılacağımı düşündükçe senden, Kaynar sular boşalıyor bedenime. Ağlıyorum gözlerimden kan gelene dek, Ve gitmesi için yalvarıyorum ayrılığa, Ama anlayışlı değil ayrılık, senin gibi... |
Yeter Ki Aşklar Solmasın
Söyle bana kara bahtımın gonca gülü Ömrümün baharında neden açmadın Yol üstünde çağlayan sevgi pınarıydım ben Bukadar susamıştında bir yudum neden içmedin. Söyle bana kar altında çiçek açar mı? Açsa bile uzun yıllar yaşar mı? Ok yaydan birkere çıkmayı görsüm Atılan ok hedefinden şaşar mı? Ben ne baharlar gördüm anlatayım bak Çiçekler açmıştı lale, sümbül, leylak. Hepsi bir harikaydı, pür neşeydi ak pak Bakmakla doyamıyor insan istiyor dokunmak, koklamak Anlayamaz bunları bu hisleri bilmeyen Anlatamaz bunları görmeyen,göremeyen. Sevdim,seviyoyum,seveceğim demek kolay değil Söyleyemez bunları sevecek bir kalbi olmayan. Bazan güllerin açışı bile hüzün verir insana Çünkü bir an solacağını düşünür insan Bir çam iğnesi gibi ömür boyu solmasa da Acıtsa da AŞK insana huzur verir. |
Acının Duvarı Asılınca
Kendisi çatlamadan Toprağı çatlatamaz tohum Aşmışım sınırını mutsuzluğun Ayrımsayamıyorum bile öyle mutsuzum Acısını artık duyamıyorum Ki kendim öyle bir acı olmuşum Nasıl görmezse göz kendini Kendimi arıyor bulamıyorum. |
Rastgele
Aldım elime gönül Oltamın billurdan sapını Savurdum onu engin Ve berrak duygu denizlerime Sabırla bekliyorum Göz kırpan şiir akınlarını ki.. Takılsın güzel güzel şiirler Takılsın oltamın hisli iğnesine Haydi arkadaşlarım o zaman Müsaadenizle bana rastgele. (5 Aralık 2006/ İstanbul) |
Rüzgarın Hışırtısı
Karardı yine her yer Güneş yorgunluğunu dağların ardına saklanarak gösterdi Bir sessizlik çöktü buralara Ne çocuk sesi, ne ana sesi, ne yarin sesi Çünkü buralar çok uzaktı onlara Onlar dağların, ovaların, ufukların Taaa ufukların ötesinde bir yerdeydiler Uzandım otların üzerine Gökyüzüne, birbirine gözkırpan yıldızlara baktım Onların sesi gelmiyordu buralara Hayallere daldım, kah bir düğünde, kah bir eğlencede, kah bir kalabalıktayım Onlarda seslerini gizlediler benden Yalnızdım, bir tek gecenin karanlığı Ve bazen, sessizlği bozan, rüzgarın hışırtısı Rüzgarın hışırtısı, rüzgarın hışırtısı, rüzgarın hışırtısı,............. 09/05/1999 |
Anasını Satem
Yok mu ellerimden tutan? Ölldüm anasını satem... Ölürken güler mi adm? Güldüm anasını satem... Tarlada gördüm Ceren'i Tutmadı gözüm fireni Hiç acımadan kalbini, Çaldım anasını satem... Bekle dedi samanlıkta Hemde zifr-i karanlıkta Şöyle birtek sarımlıkta, Daldım anasını satem... Mevsim kış,aydan Mart oldu Ceren başıma dert oldu Gayrı bir çare şart oldu, Buldum anasını satem... Tırmaladı her yanımı Zor kurtardım şu canımı Şimdi de Bursa'da şanımı, Saldım anasını satem... Yamandır Bursa kızları Bakmaz Hüsam'a gözleri Payıma düşen sözleri, Aldım anasını satem |
Ben Seni Hiç Unutmayacağım
Ben seni hiç unutmayacağım Sen herşeyi unutabilirsin Yenik ama pişman olmadan gidiyorum Sen ol istersen,zararı yok Yeri geldiğinde aşk canımı acıtmalıydı Suskun kalsaydık bizimkisi aşk olmazdı Seni de aldım hayatın yüküyle yanıma Nereye kadar taşırım seni ve ne kadar Bilemiyorum Ağladığımda gözyaşlarımı sildin Bunu hiç unutamıyorum. |
Beyaz gül
Seni arıyorum kalabalık caddelerde, Tanımadığım insanlar geçiyor, sen yoksun... Perişan hayallerimin başladığı yerde, Sana sesleniyorum, duyuyor musun? Beyaz güller açtı bahçelerde, sevdiğin... Ya o karanfil... Baygın kokulu çiçek. Gel, yalnızlık bahçeme beyazlar giyin, Anladım ki, bu ömür sensiz geçmeyecek. Odamı süsleyen ellerini uzat, Hazzından dile gelsin bastığın halı.. Açılsın sevincinden perdeler kat kat... Işık ve ateş senin için yanmalı... Sonra çevir düğmesini, radyonun Sevdiğin musiki dolsun odama, Dinle şarkısını büyük koronun, Beni düşün! beni düşün, ağlama... İçimden bir ses diyor ki; sabret.. Sonu gelecek bu yalnızlığın. Bütün aynalar gülecek elbet, Açılacak kapılar ansızın.. Yalnız sen varsın beyaz gülüm, Evde, bahçede ve sokakta, Bir eylül akşamı gördüğüm , O, beyaz hayalsin uzakta.. Yakınsın; yalnızlık kadar, Uzaksın; yakınmış gibi, Sensiz yaşadığım yıllar Bu kadar güzel değildi. Yeter... Gel artık yeter... Karanfiller açtı gel !! Kış bahçesinde güller, Beyaz güller açtı gel... |
Sır
gecenin üçünde kağıt toplayan gibi gönül çöplüklerindeki sevgi kırıntılarını topluyorum bir seferde yüreği dolduracak sevgiyi gösterecek olup olmaması sevme grevime etki etmiyor bu bir var olma hali ki yokluğuma kudreti yeten karışmıyor ya da bu karışıklığa akıl yetmiyor gönlün titreşimleri uyandırmıyor herkesi uyumayan biliyor aşk nöronları arasındaki sevginin ne eksi ne artı elektiriğini nötr değil, yokluk hali sevginin gelgiti ve sevgili dediğin su gibidir bazen farklı hallerde bazen de odunda diye ona sevgililer demenin luzumu yoktur sevgili dediğin bir tanedir tektir yaşamanın amacı ölmenin gereğidir kömürdür sigaradır anandır yarindir ahbabın dostun kardeşin baban Rabbindir sudur susuzluktur cennetten kovuluşundur bir ömür süren gecenin yalnızlığıdır yanlızlığındır dünyayı ilk görüşünde ağlaman ondandır |
Şeytan Taşlama
Şeytana taş atan atana Bir izdiham çıkıyor Yerde yatan yatana Buna bir dur diyen yok Ölülere ölü katan katana Hep aynı hazin manzara. |
Kömürhan'a Kursam Sevda Köprüsü
Kayalar yükselir, bozkır bir çok yer, Kimi yerler bodur meşe ve dağ armudu, Sanki gururla dağlara kafa tutarlar, Nede çoktur, Tatlı " Ternebi" beyaz üzüm bağları... Uçurum ganimet, Yol , kıvrımlı olsa da, Otobüs beyaz bir kuş misali, Gider ha gider, Adeta uçar... "Beyler Deresi" derler, güzel bir vadi, En derin yerinde ince su akar, Ve suyun üstünde eski bir köprü, "Sultan söğüdü" dür suyun etrafı, Sonra bir kaç sıra da; selvi kavak var... Dallar üzerinde ki cıvıldamalar, Dinlesen kuş sesi değil de, Sekiz köşe şapkalı çobanın, Söylediği türkü'ye, Sanırsın eşlik etmekte dir sazlar... Bir şey var ki, ince dere yalnızdır, Sanırsın çağlamaz da, İçinde dertli bir gelin, Sessizce durmaksızın ağlar... Dili de olsaydı, hiç konuşmazdı, Biliyorum dostlar, biliyorum ki, İnce dere, kaderim der, hep susar,susar... "Kömürhan Köprüsü" , İiki yanından demir korkuluklu kömürhan, Ve üzeri ise, çift yönlü asvalt, Bekler jandarmalar doğu yönünü, Karakol önünde, Er nöbet bekler, Geçeriz önünden, bize el sallar, İçinden geçeni okurum sanki, Terhis olmuş ve bizimle bu otobüste yolcu olmak var, Sanki aklında... Haklıdır da, benim gülüm, haklıdır, Sılasında onu bekler hanesinin efradı, Mahallede ise, gününü sayar durur tatlı yar... Bazı düzdür asvalt, bazı kıvrımlı, Bir bakınınca etrafına, Mevsimidir, sararmıştır artık kaysılar, Yol boyunca köyler, çiftlikler, Ve yol kenarlarında, Siz geçerken, Çocuklar, çocukça el sallar, Ve beyaz toprak sıvalıı, kerpiç evlerde, Hele hele toprak damların üstünde, Bakakalır bir an gelinlik kızlar... Ve işte Malatya, görülecek il, Bir Eski Malatya, bir yeni derken, Bu yıl kayısı bol, festival bekler, Hele "Kanal Boyu" off, offf, görülecek yer, "Şelale" o yarin gözleri mi ne, Şelale çağlar, çağlar durur da, O yar ise sanki olmuş benim içimde, binbir şelale, Sessiz hıçkırıklarla içimde ağlar, ağlar, ağlar, Kimse duymaz sesini, Bir yüreğim hisseder, bir o duyar... "Kermek" neden, neden, neden sensiz dir canım, Neden dir ki a gönül,kermek sanki ıp ıssız, Bir yetime benzemekte o gülsüz kermek, Hele benim içinde ki kermek,hepten virane... "Fatih Lisesi" nde Canan Öğretmen, Konu : "Leyle ile Mecnun" , Ders edebiyat, Sınıf sessiz, duyguludur liseli, Off, offf, Off, bilir mi ki, öğretmen canan, Sınıfında o an, Yirmibirinci asrı temsilen, Kaç genç kız birer "Leyla" dır, Kaç delikanlı vardır bilirmi acaba, sanki "Mecnun" ... Hüzünlenir canan öğretmen, Yaşarmıştır ya, güzel, badem gözleri, Çatılmıştır ya , kadere karşı duramayan kaşları, Onca "Leyla ile Mecnun" un içinde, Kara tahtaya döner yüzünü, Siler gözlerini belli etmeden, Sonra döner; çocuklara yüzünü, "Ne oldu hocam, yaksa ağladınız mı ?" "Hayır çocuklar,gözüme tebeşir tozu kaçtı sanırım" , Ve dersi bir espriyle bitirir : "Çocuklar, haydi size bir soru sorayım , Bir dişi aslan ile bir erkek kedi nasıl arkadaş olurlar ? Sorunun ardından zil çalar, Kapıdan çıkarken canan öğretmen, Çocuklar merakla sorarlar, "Nasıl olur öğretmenim, aslan ile kedinin arkadaşlığı,olmaz ki, Ve öğretmen gülümser, Olamazlar tabii çocuklar, olamazlar, Olsa olsa aslandan efendi, Kediden se köle olur ancak ço cuk laaarrr..." 18.06.2004 Taşkışla/Taksim |
Önce
Önce okumaya çabaladım Alt yazılı filmlerden Aktörlerin ağız oynatışı Katıksız ekmek misali Ve siyah beyaz ekran Yazıyı bile okuyamadan THE END |
Körün Taşı
Sanmayın ki felek hoş tuttu beni, Ne doldurdu ne de boş tuttu beni, Düşmanın attığı değmeden geçti, Hep kendi attığım taş tuttu beni |
Çıkmaz
İçine girip de çıkamadığım Söylemek isteyip konuşamadığım Gözlerine bakıp da anlatamadığım Ne varsa hepsi de bu çıkmazın bir parçası... Sevgiyse sonuna kadar yaşadığım. Sabırsa elbet hep yaptığım Ümitse asla kaybetmediğim Hepsi, hepsi bu çıkmazın bir parçası... Özlemini hissetmek bunun en güzel yanı Sözlerini düşünmek en mutlu tarafı Hayalimde yaşatmak en büyük rüyası İçinde bulunduğum çıkmazın bu parçası. |
Nazlı Gülüm IX
“Sensiz yüreğim bir Kerbela olur İçimde binlerce Hüseyin ölür” Gönlüm karardı yine sarardı hayal dünyam Akşam vakti denizde batan bir güneş gibi İçimde bir kıvılcım alev aldı derinden Yaktı umutlarımı kavurdu ateş gibi. Sevgimi buket yapıp gönderiyorken sana Kutsal bir sevda günü.. yeni bir heyecandı Sözlerin hançer gibi.. mesajın buz gibiydi Anladım bu zamanda aşklar dahi yalandı. Ne bir dost ne bir kardeş.. ne sevda kaldı şimdi Özlemini duyduğum o uzak diyarlarda Bir nazlı gülüm vardı.. O da yok olup gitti Gülşenim öksüz kaldı şimdi hatıralarda. Şiirlerin rengini bir gün çözersin elbet Her mısrada yeşeren bir çiçek olduğunu “Gül Endam”ı bulutun gölgesinde bırakıp Bir akşam güneşiyle nasıl kaybolduğunu. Ben bir şairim gülüm.. şairler şiir yazar Duygular olmasaydı şiirlerde olmazdı Şairlere senin gibi güzeller mezar kazar Şiirler olmasaydı şairlerde olmazdı. *******i gündüzden ayıran kara değil Aydınlıklardı gülüm.. ışığı aldın benden İçimdeki acıyı verseler insanlara Dayanmaz hiçbir damar.. kan akar her bedenden. Benden bir haber bile alamazsan gün gelir Unutma sevgi düşüm bıraktığın yerdeyim Eşkıyalar ölürse dağlar öksüz kalırmış O dağda nazlı bir gül açan bir kabirdeyim. Şimdi senden geriye sararmış bir gül kaldı Onu da ölene dek sevip sevip koklarım Bir sevda masalıydı.. bu şiirle son buldu Sevgimi yüreğimde ömür boyu saklarım. Senden başka bir aşkı artık tatmamak için Aşkıma zehir döküp öylece içeceğim “Elveda Nazlı Gülüm.. Elveda kır çiçeğim Bil ki seninle doğdum, seninle öleceğim”. |
Avuntum
ömrüm sonsuzluğa doğru kaçtığında güneşin kızıllığıyla elde edilemeyen yegane mefhum aldı benden bir nebze gençliğimi sakladım zannıyla yaşarken hayatı avuntum son buldu,aynaların aksinde gören gözlerim idrak ile boyandı serbezar |
Sevda Mahkumu
İlkokul sıralarında bakmıştım Yedisinde bembeyaz bir aşka Sonra yirmiikisinde Karanlık aşklara kelepce salladılar Vuruldum güneşin aydınlığında Karanlık sevdalara Gülden sokakalar çizmiştim bembeyaz tenine Şimdi anahtarını bulamadığım Bir kelepce bileklerimde 26/02/2000 |
Hak Ettin
bitti ama çok güzeldi seninle bir ömür geçti yaratandan diliyorum benim gibi çekmeni çek de biraz sen de sürün kurtuluşun olsun ölüm bu da yetmez sana gülüm kapansın ardın önün en sevdiğin nefret etsin herkes seni böyle bilsin ağlama üzülme sakın sen daha fazlasını hak ettin |
Güzel Allah'ım
Nasıl kurtulurduk bunca beladan? İltican olmazsa, güzel Allah'ım. Hangi güç alırdı, bizi dünyadan? ''Öl''emrin olmazsa, güzel Allah'ım. Ellerim üşür gecenin koynunda Yılların cürmü asılır boynuma Nasıl yaşanır bu kalpsiz toplumda? Şefkatin olmazsa, güzel Allah'ım. Maziyi karanlığa boğar ahım Harabeden farksız sensiz sabahım Hangi denizde yıkanır günahım? Rahmetin olmazsa, güzel Allah'ım. Sahra düşleri umudu silerken Nefsim benlerimi benden sökerken Doğru nasıl bulunur, yalan varken? Hikmetin olmazsa, güzel Allah'ım. Bir iflas teri bitmeyen atalet Canım, ailem, işim hep felaket Nasıl dönerim vermezsen muhabbet? ''Gel''emrin olmazsa, güzel Allah'ım. Yalnızlık gömleği giydirilmeden Mahrum etme beni hidayetinden Yaprak oynamaz sen izin vermeden ''Kün''emrin olmazsa, güzel Allah'ım. |
Ateşlere Atma Beni
Sevgim cam donatı bilezik, Ellerinde okşarken kırma, beni… Sesini uçurum kıyılarında , Tane , tane toplamıştım Acılara tutma beni… Sümer toprakları kadar uçsuz bucaksız, Kibele kadar doğurgan, Maykoski kadar dingin, Nazım kadar evrensel olabilirsin. Çıkmaz yokuşlara koşma beni… Marifet yaşamak diyor Bedri Rahmi ustam, Ben diyorum ; Kertenkele inadı ve aşkıyla sarılarak sarmaşığa, İdamlık bir düşün mahkumunun, Her geçen güne inat, Elinde kalın kalın felsefe kitaplarıyla, Ölümle alay eden bakışıyla yaşamak… Dinamitlenmiş taş ocağı yüreğim… Yırtılmış dünya atlası, Afrika ve Asya’sı parçalanan … Kainatı yutsam yetinmem, Ateşlerin ortasına atma beni… |
Dudağında Dudak İzi Olmasın
Belki diye bekleterek avutma Sevda aştır yiyeceksen soğutma Eğer bana geleceksen unutma Dudağında dudak izi olmasın Cana, candan arıyorsan bir saha Al aşkımı ne vereyim ben daha Bu sahaya gireceksen sakın ha Yanağında yanak izi olmasın Benim kadar seveceksen ben kulu Olacaksan bu sevdaya tapulu Güller gibi buram buram kokulu Saçlarında parmak izi olmasın |
Güzel Bahçem
Geldi güzel ilkbahar, Ağaçlarda çiçekler, Yetti güzel meyvalar, Bahçemde, ağaçlarda. Sebzelerim yeşerdi, Marul, soğan, kel biber, Kuşlar bahçeme geldi, Cıvıl cıvıl rengarenk. Elma, üzüm, şeftali, Bahçemin meyvaları, Kuşlarla bahçem şendi, Sonbaharla gittiler. Ağaçlar yaprak döktü, Mevsime de küstüler, Yeşeren otlar söndü, Kapkara toprak kaldı. Üzülme güzel bahçem, Yine gelir ilkbahar, Ne kadar dua etsen, Şimdi mevsim sonbahar. Güzel bahçem dertlenme, Sen şimdi yatıp uyu, İlkbahar hoş gelince, Kuşlar bozar uykunu. |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:14 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.