![]() |
Benden bu kadar....(Dörtlük) ....31-03-2008...11:55
Yetti gücüm, eğildi de önümde dağlar Neyleyim. bir gülüşü çok gördü, yar Git gönül kime yalvarırsan yalvar. Benden bu kadar, benden bu kadar... Ahmet Ünal Çam |
Beni Uğurlamak
.........................28-03-2007 11:20 Havada bir gasvet ve şiddetli bir sağnak Yol boyu şiir kokulu toprak Bu yağmurda zor değil mi beni uğurlamak Oysa, deniz kenarında uzanmak vardı sahte hüzünden kaçmak …. Kalbleriniz gibi elleriniz de soğuk, Dokunmayın cesedime üşürüm Ne çare, gözüm kapalı, dudağım buruk Sağ olsam halinize üzülürüm Ahmet Ünal Çam |
Benim Yerime
Dostlarım !.. Benim yerime bakın ağaçlara Benim yerime göz kırpın yıldızlara her gece Benim yerime şarkı söyleyin karanlıklara. Ve sonra Benim yerime '-Merhaba'deyin sabaha. Gücüm tükendi benim, bir gönülde hapisim, hasretim ışıklara... Ahmet Ünal Çam |
Benimki kara sevda....16-7-2007...14:40
Her derde bir çare, bulmak nasip olsa da Yar’dan gelen dertlere, yar’dan gelir deva Benim ki bitmez dava, son nefeste, son sözüm Seviyorum, seveceğim, benimki kara sevda Vardığım pınarlar, kurumuş olsa da Bütün çiçeklerim, bir bir solsa da Gönlüme gayri, bahar uzak olsa da Neyleyim, geçemem, benimki kara sevda Sevdim, sevilmedim, gerisi hep yalanmış Sevdaların büyüğü, karşılıksız olanmış Desem de gönlüme; “Sevilmek rüyaymış” Geçmez ki, geçemez, benim ki ‘Kara Sevda’ Ahmet Ünal Çam |
Beş kasımda yaktım sobayı
Beş kasımda yaktım sobayı “Nasıl geçer bu kış” diye çektim tasayı Kim icat etmiş, söylen bu yasayı Verdiği kömürün, alır yarısın kaymakam Ahmet Ünal Çam |
Bırakıp Gidiyorum
Seni bırakıp, Şen gülüşünle loş odalarda İçimde hüzünle, içimde ah’la Alıp yalnızlığı koynuma gidiyorum. Ne sevdin beni, ne anladın Gülüşünle vurup, yaraladın Üzülüp kendim, kendime Bırakıp seni zalimliğinle gidiyorum. |
Bırakıp Gittin Beni Yaralı
Bırakıp Gittin Beni Yaralı Ah.. Gittin De Kime Yaradı Buldun Mu Söyle Benden İyisini Hala Gözlerinde Hüzün Bırak Gerisini Ahmet Ünal Çam |
Bil ki !
Biter sandığım nice şey devam ediyor sensiz de Yalnız nefes alışım değil gülümseyişlerim de. Ahmet Ünal Çam |
Bilir misin ?
Bilir misin ki ? Sana şu satırları Herkes uyurken yazıyorum. Bölmüşsün uykumu yine ; Seni düşünüyorum , Ne kadar istemesem de !.. Bilir misin ki ? Ümitlerim sen olmuş ; Geçmişsin karşıma, Olmayacak dua gibi Gülüyorsun... Bakıp gözlerime. Ve, Bilir misin ki ne kadar acı; Bunun hiç olmayacağını bilmek, Hayalinle bile gülememek. Ahmet Ünal Çam |
Bir Akşamdı
Yeni umutlar büyüttüm içimde,kış günü Umutlar ki; taşıdı yüzüme gülücüğü. Güzeldi sevdiğim, nazlıydı sevdiceğim, Kasvetli bir akşamdı, Ah.. duydum öldüğünü. Ahmet Ünal Çam |
Bir Barış Yılı - Bir Kış Günü
(Türkiyem ve terör) Yüreklerde sevgi eksikti Bir serseri kurşun daha sekti, Bir çocuk daha öldü. Kar üstüne kan düştü, ...sonra da çocuk. Ümit tükenmiş, gözler kaygılı Kimsenin haberi yok ama bir barış yılı. Duvarlarda yazılar, pankartlar ...kimi bombalı Ne yapmalı...ne yapmalı? Kar üstüne kan düştü, ...sonra da çocuk. Herhangi bir kış günüydü, Bir çocuk daha öldü. Hava soğuk, hava soğuk !.. Tüm yürekler üşüdü... Ahmet Ünal Çam |
Bir Demet Hüzün
Bak; Bulutlar geziyor gökte, Rüzğarlar esiyor. Ben acı çeksem de Hayat devam ediyor. Sonu olmayacak gidişin Sevinçlerimin, gülüşlerimin. Biliyorum, yansa da kalbim şimdi Unutacağım,d aha öncekiler gibi. Her alev söner, köz de kalmaz, Unutanlar elbet unutulur,aranmaz. Dönersen, arama maziyi, Bil kî; nehirler yukarı akmaz. Ahmet Ünal Çam |
Bir Düş Gördüm
Vücud gönle dar idi Etrafım gülzâr idi Mutlu idim, baktım Yanımdaki yâr idi Ahmet Ünal Çam |
Bir gülüşün ısıtır …….. 19-10-2006 09:00
Gece indim bahçeye, Kavak dibin eşmeye. Yarim gelmiş diyorlar Gizli derdim deşmeye Sarıl-Sarıl sar beni Hiç bekletme yar beni Bir gülüşün ısıtır Üşütemez kar beni. Gözleri sürmeli yar Elleri kınalı yar Her gün gel-geç yolumdan Sensiz dünya bana dar Sarıl-Sarıl sar beni Hiç bekletme yar beni Bir gülüşün ısıtır Üşütemez kar beni. Ahmet Ünal ÇAM |
Bir huzur Nağmesi.............................Ahmet Ünal ÇAM
12-07-2007 08:25 Gönlümün kırık sazı, bir huzur nağmesi, çalmadı gitti Ömrümün son perdesi, bir içten dost,bulmadan bitti Son dalım da kurudu Bütün yapraklar soldu Bir ömrü heba ettim Aramakla umudu Sıra sıra pişmanlıklar Boşa geçti güzel yıllar Çalar şimdi ardımdan En hüzünlü şarkılar Neşe bitti, haz bitti Bahar bitti, yaz bitti Artık gönül yorgun, Yâr’e niyaz bitti Gönlümün kırık sazı, bir huzur nağmesi, çalmadı gitti Ömrümün son perdesi, bir içten dost,bulmadan bitti Ahmet Ünal Çam |
Bir Hüzün İkliminde
Bir hüzün ikliminde Çiçek açmış yüreğim. Korkularım dağ gibi Bırakmıyor güleyim. Ahmet Ünal Çam |
Bir Sabah Uyanamadım ki
Bir sabah uyanamadım kî; ölmüşüm. Yüzüme gülen arkamdan daha çok gülen Sahte yüzler sahte hüzünler takmış. Bir sabah uyanamadım kî; herşey bitmiş. Para-pul gözümde değil. Sonra,sanki biri seslendi '-Zengin olmak ister misin?' Eski hırsla şöyle bir kıpırdadım Baktım kî kefene ; '-Yan cebime koy' bile diyemedim. Ahmet Ünal Çam |
Bir sevda yolculuğu
11-09-2007 23:00 Gönlümde bütün koltuklar senin, Cam kenarı, huzur yanı Dışarıda yağmur yağıyordu, Dışarı serin Kalbimin tüm sıcaklığı senin, Yolların hepsi sana gidiyordu Sense bir uykuda, uykun derin. Gülümsüyordun zaman zaman Ben hayaller kuruyorum Ben mişim gibi rüyan Oysa uyandın ve Uyardın beni rüyadan Bütün virajlar çıktı karşıma Engeller çıktı sevda yoluma Uçurumlar kesti umutları Akşamlar, ******* Yeniden aldı beni koynuna Sen bensiz gülümseyişlerle Bensiz bir huzurla Gidiyordun uzaklara Ahmet Ünal Çam |
Bir Şair Bin Hayat Yaşar
Vatanı kurtardım bir gün, Bir gün uçtum kaf dağına. Herkese sarıldım bir gün Bir gün kaçtım yalnızlığa. Güneşe uzandım bir gün Bir gün düştüm karanlığa. Yaşamadıklarım da Şiir olur bende. Ağladım, gözyaşımı yazdım. Düşündüm, hüzünleri yazdım. Dört yanıma baktım dertleri yazdım. Kaçamadıklarım da Şiir olur bende. Kaç kez olmuştur güneşli havada ıslanmışım. Kaç kez olmuştur kıpırdamadan koşmuşum Kaç kez,kaç kez sevdiğimle elele gezmişim Yapamadıklarım da Şiir olur bende Ahmet Ünal Çam |
Bir Şiir Yaz
Beni düşün ve Bir şiir yaz bu gece. Umut olsun içinde geleceğe dair. Kavuşmak olsun, Ve... Mutlu gülüşler olsun dizelerinde Sonra bu gülüşleri Takın yüzüne Beni gördükçe Gözyaşlarını sakla Hüzünlerini göm, sonsuz çukurlara. Kalbinde yer aç Yeni mutluluklara. Bana güven, Beni düşün, Bitsin hüzün, Gülsün yüzün. Ahmet Ünal Çam |
Bir Veda Zamanıdır Şimdi, Umutsuzluğa Direniş Bitti, Ahmet Ünal ÇAM da Gitti
22-03-2007 10:00 Bahar bitti, ümit soldu gönlümde Hep hazan, hep hazan oldu ömrümde Hakka ‘ Merhaba! ’ dostlar ‘ Elveda! ‘ olsun giderken son sözüm de Bir veda zamanıdır, …geldi gayri Her güzel şey gibi umut da bitti Artık sevinin, sevinin şimdi Eski hatıra oldu, ..Ahmet Ünal ÇAM da gitti Ahmet Ünal Çam |
Bir Yaprakta Seyahat
Gece yarısı, tam onikide Evimin balkonunda gönlümün yalnızlığındayım. Gecenin anlaşılmaz uğultusu ve rüzğarın fısıltısı kulaklarımda. Gözlerim ufukları kolaçan ediyor. Yüreğimin tik-takları saatleri geçiyor. Gece yarısı, tam onikide Gözlerim çekiyor beni ufuklara. Bir yıldız kayıyor, bir yaprak uçuyor rüzğarda. Gözlerim takılı kalıyor yaprağa, Gözlerim gidiyor,gidiyor yaprakla, ben kalıyorum yalnızlığımla.. * * * Sincan-Fatih arası, yaprak uçuşu kaç saat!. sormayın, bilmiyorum Ama Sincan garındayız. Biletimiz yok, kaçak biniyoruz trene söylemeyin biletçiye. İstanbul'a gidiyormuş trenimiz. Bir köşede titremekte yaprağım, gözlerim üstünde. Bir çocuk uzanıyor, aldı-alacak... Yeni bir rüzğarla kaçıyoruz, Biletçi arkamızdan dalgın bakıyor. İlk kaçak yolculuğumuzun heyacanı gözlerimde. Biletçi gidiyor... Biz savruluyoruz vagonda, oradan oraya... * * * Bir istasyonda duruyor tren, hala trendeyiz. Yaprakla gözlerim süzülerek iniyor, Genç bir kızın okuduğu mektup üzerine Bir damla ayrılıyor,kızın gözlerinden Düşüyor gözlerime,gözlerim nemleniyor. 'Elveda'yı okuyorum, kız mektubu buruşturup atmadan önce Yaprağı alıyor,yüzüne yaklaştırıyor, Bir an gözgöze geliyoruz, ...gözlerimi kaçıramıyorum. * * * Tren hareket ediyor, Ne olduğunu anlamadan atıveriyor kız yaprağı ve gözlerimi pencereden. Korkunç bir savruluş,peşpeşe takla, Yerdeki su birikintilerine düşmekten korkarak zor atıyoruz kendimizi kenara. Bir kaç sarhoş oturmuş şarkı söylüyor, Bir köpek havlıyor uzaktan,susuyorlar. Biri kalkmak isterken düşüyor, biri sızıyor, diğeri,bacası tüten bir eve bakıyor, ...ağlamaklı. Bir tren geçiyor yine, Yine savruluyoruz, rüzğarın kollarında uzaklara... Bir pencere önüne konuyoruz, İçerden çocuk ağlaması duyuluyor, ve bir ninni... gözlerim ağırlaşıyor... Ezanlar başlıyor,dalga dalga, Ayaklarım yanımda değil, ...toplayamıyorum. Güzel bir bahar günü başlıyor, Derin bir nefes çekmek istiyorum, ...çekemiyorum. * * * Gün ışıyor yavaş yavaş, İşe gidenler telaşlı. Yoldan alımlı bir kız geçiyor, Gözlerim kızda kalıyor, Yaprak bir kuşun gagasında uzaklaşıyor... Kız bir kaç mektubu zarfa yerleştiriyor. Zarfa bakarken,içine düşüyor gözlerim. Bir posta kutusunda kalakalıyorum. * * * Kapım iki defa çalıyor,açıyorum, Postacı,gülerek uzatıyor mektubumu. Hayli kalın bir zarfı merakla açıyorum. İade edilmiş mektuplarımın arasında Gözlerimi buluyorum,...ağlamış. Anlaşılan okumuş veda satırlarını.. * * * Gözlerimi kuruluyorum, 'Üzülme'diyorum, ...üzülüyorum. Saat kaç,günlerden ne !.. ...bilmiyorum. Ahmet Ünal Çam |
Bir yavru ceylan gördüm
............................ (Öykümdeki Zeliş'in ağzından, anne özlemiyle) Sarı dağda gezer iken, bir yavru ceylan gördüm Ah o güzel gözlerinde, iki damla yaşı gördüm Ceylan bekler, ana gelmez, halin çok kötü gördüm Karşı dağlar duman olmuş, gözlerim yanar olmuş Ah, o avcılar ne zalim, ceylanı vuran olmuş Çimenlerin üstünde, bir yavru ceylan ağlar Ağladıkça yavru ceylan, ciğerlerimi dağlar Bekleme ceylan bekleme, anneni vurdular Heybem dolu keder ile, gidemedim başka yere Oturup da ağladım, kara gözlü ceylan ile Ah güzelim, ceylanım, ne anam var ne de yavrum Sen yavru ol, ben ana, dolaşalım yana yana Zalimler görmeden gel, gidelim başka diyara Ahmet Ünal Çam |
Bir yenilmişlik var içimde
-----------09-08-2007 10:40 Bir yenilmişlik var içimde Sonu gelen bir vade Dışım sakin, içim volkan Hüznüm daha ziyade Gidiyorum işte, Kaçıncı gidiş bilmem Ne uğurla, ne ardıma çık Bıraktım kapıları açık Nem var kitleyecek Geçmişim viranhane Yanımda tüm birikimim Derdim, acım, gözümyaşım Ki silemem, silmem Bu gidiş benzemez nicesine Ne gül ne ağla, ne mendil salla Dönmem dönemem. Bir yazı yazılmış alnıma Silmem silemem Bundan gayri bana haram Gülmem gülemem Kaldıysa bir eski resmim Yak,yırt ama saklama Kaderimdir der giderim Beni unut, hatırlama Sen hep gül ne olur, Benim için ağlama Ahmet Ünal Çam |
Biraz ötede
23-03-2007 01:30 Biraz ötede, belki bir sokak, belki bir hane sonra İnsanlar eğleniyor. Biraz ötede, belki bir aşık Sevdiğini düşünüyor, şiir yazıyor Biraz ötede, bir çocuk gülümsüyor Biraz ötede şarkı söyleniyor belki Belki biraz ötede biri çıkar da evinden dönüp bakar, görür beni Sokakta yalnız yürürken Ahmet Ünal Çam |
Birdenbire Gelir Yalnızlık
Birdenbire çalar kapımı yalnızlık birdenbire Eskitmeden kendini Özlenmiş bir dost gibi Yıkarak üstüme ümitleri, son neşemi gelir… uykularımı bölerek doğup doğup bende bende ölerek Ahmet Ünal Çam |
BiRi KÜÇÜK iKi KEDi
-Adam iş çıkışı yorgun argın evine varmıştı. Hanımı kapıyı açtığında şaşkın baktı; -Hayırdır bey, bu palto nerden çıktı. -Bu gün aldım. -Hani çocuğa çanta alacaktın, para anca yeter demiştin. Bak, defter kitaplarını poşetle götüren bir o var koca sınıfta. -Ben çocuğumun gönlünü alırım merak etme. Bir an durdu, biraz üzgün baktı hanımının yüzüne; -İş yerinde laf oldu, soğukta bile ceketle gitmem, utandım. İnan istediğimden değil. Hanımı yol verirken sordu; -Kaça mal oldu kim bilir, bu kadar pahalısını alman gerekir miydi? Adam gülümsedi; -Şansım yaver gitti, itfaiyeden ucuz bir kullanılmış palto arıyordum. Bunu satan adamla karşılaştım, açıkçası cebimdeki paraya göre ucuz bir şeyler sordum, tuttu bunu çok ucuza verdi. -Aman bey, çalıntı filan olmasın. -Aklıma geldi, çekinerek sordum. Bazı zenginler alıp, sıkılınca eski niyetine satıyormuş bu adamlara. Şöyle bir baktı hanımına; -Ne yapayım hanım, adamı sorguya mı çekeyim. Ortalıkta zabıtası da var, polisi de. -Ne bileyim çekindim işte. Neyse güle güle giy. İlkokula başlayan çocuğu kapıya koştu; -Baba, baba! -Noldu oğlum, bu ne heyecan? Çocuk az ilerde, duvar dibinde çömelmiş bir anne ve bir yavru kediyi gösterdi. -Bak iki kedimiz oldu. Ama annem eve almam diyor kedileri. Kadın; “Oğlum, sokak kedisi eve alışmaz kolayca. Hem evimiz tek odalı, gece gelip üstüne filan yatarsa ne yaparız.” Adam; “Annen doğru söylüyor oğlum. Tek odalı evde olmaz, gece senin yanına gelir, ağzına tüy kaçar filan” -Ama baba bu gece soğuk olacakmış, üşürler. Adam kedilere baktı. -Alışmışlar gibi buraya gitmeye niyetleri yok galiba. Yemek filan mı verdiniz? Çocuk; “Ben peynir verdim. Annemle de şarkısını söyledik kedilerin” -Hımm, söyle bakalım, ben de duyayım. -Biri küçük iki kedi, verdim peyniri yedi. Küçük olan bakıp bakıp, “Daha doymadım.” dedi. -Aferin çok güzelmiş. Neyse ben gidip onlara göre bir karton kutu bulayım, gece içinde ısınırlar. -Tamam bey, ben de kutuya koyacak kumaş parçaları bulayım. Çocuk; “Yaşasın! ” -Ama beni beklemeyip annenle uyuyacaksın, çok geç oldu tamam mı? -Tamam babacığım. *** *** *** *** *** *** *** *** Adam, karanlık sokaklara doğru süzüldü. Gecenin soğuk geçeceğini o da duymuştu. yeni paltosunun sıcaklığına bayılmıştı, “Biz sıcacık evimizde otururken, kapımıza gelen iki kedinin üşümesi hiç güzel olmaz, içimizi yaralar.” Çocuklarının küçüklüğü hastalıkla geçtiği için üzerine titriyorlardı. Özellikle kendisi hayvanları çok sevdiği halde, eve kedi, kuş almayı düşünmek bile istemiyordu. Dışarda kedi-köpeği sevdikten sonra ise kendisi gibi, çocuğunun da elini iyice yıkattırıyordu. Büfelerin, marketlerin, akşamları dışarı attığı temiz kutulardan bulacağını umuyordu. Fakat sokağın ıssızlığı, sessizliği içine bir ürperti salmaya başlamıştı. Gecenin karanlığında bir süre kendi ayak sesinden başka ses duyamadı. Karanlık, loş kısımlardan uzak durmaya çalışıyordu ama sönük gece lambaları yüzünden bazen karanlıkta yürümekten kurtulamıyordu. Bir markete yönelmişti, yolunun üzerinde geçmesi gereken uzun bir karanlık ve duvarların loşluğunda bir kaldırım vardı. İşin kötüsü karanlığın içinden kendisine doğru yaklaşmakta olan adamları görmüştü. Bu sessiz gecede tanımadığı insanlarla, üstelik karanlık, loş kaldırımlarda karşılaşmayı hiç istemezdi. Adımlarını yavaşlattı. Sonunda kendisi karanlığa girmeden adamlar ışığa çıkmıştı. Selam verdi; -Selamün aleyküm! Adamlar yüzüne garip garip bakarak, cevap vermeden yavaşça yanından geçtiler. Canı sıkkın karanlığa daldı. “Yuh be, ne biçim adamsınız. İnsan Allah’ın selamını almaz mı! ” Birkaç adım atmıştı ki, arkasında uzaklaşmakta olan ayak seslerinin iyice uzaklaşmasını beklerken, birden kendisine yaklaştığını farketmişti. Bakmamaya çalıştı ama sesler çok yaklaşınca endişeyle döndü. Aynı anda öndeki iri yarı adam paltosunun yakasından yapıştı, ince zayıf olan adam da bir bıçak çekip boğazına dayamıştı bile. -Çıkar lan paraları. -Param yok. -Uzatma da sökül paraları. -İnanın param yok. Biraz uzakta duran 3. adam pis pis sırıttı; -Yalan söylüyor. Parası olmasa bu pahalı paltoyu giyebilir miydi! adamın konuşmasına imkan vermediler. İri yarı adam öfkeyle; -Bu bizi oyalacak, birileri gelir şimdi. Onun lafı bitmeden, ince zayıf adamın kolu bir ileri bir geri hareket etti. Adam yeni paltosunun göğsünden sızan kana inanmaz gözlerle bakarak yerdeki boş karton kutunun yanına doğru yere yığıldı. Üç adam birden bütün ceplerini kurcalamaya başladı. Kısa sürede parası olmadığını anlayıp, uzaklaştılar. Yerde kalan adamın gözleri kapanmaya başlamıştı, uzakta bacası tütmeyen bir eve bakar gibiydi. Gözlerinde gülümseyen bir çocuk yüzü canlanınca dudaklarında bir acı tebessüm donup kaldı. Biri küçük, iki kedi üşüyordu Biri küçük, iki kedi donuyordu Birkaç sokak ötede, kan içinde Siyah paltolu adam ölüyordu Bir gece kondu, bir kadın-bir çocuk Yeni yeni acıları bekliyordu. Gece karanlıktı, ayazdı gece Mehtap şahit oldu,susup sessizce Karanlıktı soğuktu, ve bir yağmur Issız sokakta bir ceset sadece Dudağında yarım acı gülüşle Tütmeyen bir bacaya bakıyordu Biri küçük, iki kedi üşüyordu Biri küçük, iki kedi donuyordu Birkaç sokak ötede, kan içinde Siyah paltolu adam ölüyordu Ahmet Ünal ÇAM YAZILIŞ: 25-12-2007 01:10 Ahmet Ünal Çam |
Biten bir Ömrün Sabahında...........20-Haziran-2006 12:55
Biten bir Ömrün Sabahında (20-Haziran-2006 12:55) -------------------- Bir sabah sesim çıkmayacak Yaramaz yavrum öptüğünde yanağımdan Sarılamayacağım sevgiyle 'Neden soğuk babacığım yanakların' derken cevap veremeyeceğim. Bir yarım kalmış gülümseyiş dudaklarımda Gözlerim uzaklarda... Öyle bakakalacağım. Ölümü bilmeden yavrum, 'Oynamıyorsun benimle! ' diyerek, kırılıp gidecek yanımdan. Bir mahzun hava, bir serin rüzğar üşütecek soğuk yanaklarımı 'Yemek hazır' diye seslenirken hanım mutfaktan. Belki de 'Yorgunsa uyandırmayın babanızı' diyecek usulca çıkarken odadan. Yarım kalacak herşey yarım, Öykülerim yarım, şiirlerim yarım. Bütün düşler tükendi, Yarını bekledim de hep, yarına çıkamadım. Son yazdığım şiir kayacak parmaklarımın ucundan uçuverecek açık camdan Bir kıymet bilmez, bir hoyrat elde yıpranacak Belki atılıverecek bir kenara, belki de okunacak sessizce, merak bile etmeden şairini tıpkı diğer şiirlerim gibi. Benden sonra da, “yarın yarın” diye gelmeyecek yarını bekleyecekler Benden sonra da hayaller kurulacak benden sonrada ölecek şairler Kimbilir belki de,iki satır yazan olur ardımdan, Belki de, bir-iki şiirim akla gelir iki damla gözyaşı süzülür kirpiklerin arasından... Ahmet Ünal ÇAM |
Biter belki dertlerin
......... 01-04-2007 Ağlama gönül ağlama Ağlama ne olursun Son bir ümit var yarına Biter belki dertlerin; Ya y âr gelir Ya ölürsün |
Boşuna
Boşuna dalarım ufuklara, Gözyaşlarım boşunadır. Yazdıklarım raflara, Aşkım maziye atılır, Yalnızlık yine bana kalır. Ahmet Ünal Çam |
Boynumda ilmik, koynumda ölüm
10-07-2007 13:23 Oy dağlar, dağlar mısın Benim gibi yanar mısın Derdim çoktur da yok halim Benim için ağlar mısın? Yar boynunu bükme yar Gözyaşını dökme yar Devran döndü leyli yar Başın öne eğme yar Boynumda ilmik, koynumda ölüm Ben dünyadan kestim ümidim Hep hazırım da son nefese Vadem bekler azrailim Ahmet Ünal Çam |
Böyle Gitme
Gönlümde başladı ağrı Olamam ki yarim ayrı Kimim kalmış senden gayrı Ne olursun böyle gitme Gonca olsam, solarım ben Hazanlara dalarım ben Yanarım ben, yanarım ben Ne olursun böyle gitme Neş'e, huzur yok ki ben de Açma yeni yara sen de Gözyaşımdan seller olur Ne olursun böyle gitme Ahmet Ünal Çam |
Bu bahar çok, çok üşüyeceğim...............15-08-2006 11:50
Bu bahar Savuracak beni rüzğarlar, Perdelerimin arasından göreceğim; Dışarda pürneşe bir bahar Bense, içimde dolu dolu kırgınlık. Sarılacağım tek dost; yalnızlık Aynalarda bir yenilmiş adam Ayak sesimle dolu odam Her akşam, her akşam ....ağlayacağım. Her terkedilişte hatıra...binlerce Unutmak için çabalar, ki günlerce Neylesen olmaz, çıkmaz izi her köşede tekrar tekrar mazi bir söz, hatta bir şarkı ve taze gözyaşı Silmek isterken baktığım yerlerden yüzünü Ezberlerim tekrar tekrar sonbahar hüznünü Bu bahar çok üşüyeceğim, Sen yoksun ısıtacak bakışların yok, Gönlümde soğuk rüzğarlar esecek Son umudum, son köşeyi dönüp gidecek Eski raflarda bulacağım yine hüzünlü şarkıları Kapımda, eskimiş acılarım Başımda yeni sevdalarım Yeni terkedilişlerim Yeni yenilişlerim Eski raflara kalkacak tekrar gülüşlerim Özletmeden dönecek hüzünlerim Bu bahar çok, çok üşüyeceğim. Ahmet Ünal ÇAM |
Bu devirde şiir, bu devirde hüzün
26-04-2006 23:50 Bozmayın keyfinizi, rahat edin Ben vazgeçtim, dönüyorum. yanlış ettim, hata ettim, Vah! Ben ne ettim! Bu devirde şiir, Bu devirde hüzün, affedin. Kalkmayın, Biraz gürültü ettim gelirken, (duymadınız zaten) Ama giderken, giderken… Şiirlerimin, dizelerimin Ucuna basa basa Sessizce giderim. |
Bu Kaçıncı
Bu kaçıncı, söyle bu kaçıncı Kaçıncı yıkılışım, ölürcesine Ne candan dost, ne vefalı yâr Bu kaçıncı kış, kaçıncı sonbahar. Çiçeklerim açmadan soluyor Güneş doğmadan ömrümde akşam oluyor Söyle kaçıncı akşam bu sensiz Söyle kaçıncı gün kî güneşsiz Ahmet Ünal Çam |
Bu nasıl gitmek böyle
31-08-2007 Anamur Bu nasıl gitmek böyle Sade et-tırnak değil, Korkularım da benimle Bu nasıl gitmek böyle, …nasıl terketmek ki Terkettiklerim benimle; Hırs,intikam,acı Yalnızlık, yenilgilerim de Yeni olacaktı gün hani! Deli olacağım, deli Kaçmak yetmiyor ki Koşmak yetmeyecek Daima önümde, Huzursuz gelecek Umudu saklamıştı mazi Hepten umutsuz bir ati Bir fısıltı dört yanımda “Böyle gelmiş, böyle gidecek, Şairler yalnız ölecek! ” Ahmet Ünal Çam |
Bu Sana Son Mektubum
Sana bu son mektubum olacak. ... bir dahakine kadar.Hep öyle olmuyor mu! .. 'Bu son...' diyerek kaç mektubu bitirdim. Kalemi bırakırken bulduğum kişiliğimi, hasret uzadıkça yitirdim. 'Bu son,bu son...' Neyin sonu,mektubun mu,ağlayışların mı,vefasızlığının mı? 'Bu son..' yazdığımda içimden geçen ince bir sızı hatırlatıyor; Ne son mektubum olduğunu,ne de cevapsızlığının son olduğunu. Burda akşam erken iniyor,dağlardan süzülerek.Uyku geç giriyor gözlerime. Uykusuz kalıyorum *******ce,gözlerin gözlerimden gidene dek. Dağlardan gelen kurt ulumaları bölüyor uykumu sonra. Sonra,sonra... yine yalnızlığım yanıbaşımda,…sen Ankara'da. Sabahlar erken oluyor burad****uş sesleri,köpek havlaması ve horoz sesi delicesine uyandırıyor beni.Bakıyorum,hüzün kollarımda,sen Ankara'da. Memuriyetimin kaçıncı yılı burada,bilemiyorum.Çünkü,senden ayrı olunca yalan söylüyor takvimler, yalan söylüyor saatler. Asırlar geçiyor beş dakkada. Gönlümde nice kış yaşanıyor bahar günü.Biliyor ağaçlar,çiçekler,kuşlar seni düşündüğümü, baharı bensiz yaşıyor.Ben de tufanlar,kar,boran,fırtına.Bende gün, hep kış günü. Güvensem sana,alıp başımı düşeceğim yollarına. Bahar demeden kış demeden. Yolların uzak,demeden,dereden-tepeden. Korkuyorum kî,sen hayâlimdeki kadar bile bakmayacaksın yüzüme,uzanmayacaksın uzanan ellerime.Bu satırları yazma hakkım bile kalmayacak.Gözlerin beni yine yakacak,bu kez sönmemecesine. Ve korkuyorum sana gelmekle,taş yüreğine kibirler taşırım diye. Bitiriyorum sözümü yine sitemle,yine gözlerim hayâlinde ve ezikliği umutsuzluğun,yüreğimde.Ama unutma,yaşım gibi duygularımda büyüyecek. Bir gün vefasızları unutmayı öğreneceğim, sen koşsan bana yıllar sonra,ben döneceğim, sen gelsen ben gideceğim. Elbet,elbet gün olacak sensiz de güleceğim, …şimdi inanamasamda... öyle bir gurbetteyim kî sen yoksun. Bu şehirde rüzğarlar eser senin kokunu getirmez. Kızlar dolaşır caddelerinde hiçbiri sana benzemez. İçim burkulur,baktıklarımda seni göremedikçe. Birikir birikir,kaçar yaşlar gözlerimde. Ahmet Ünal Çam |
Bu Son Sözüm Olmasın Sana
'Seni geç tanımak' İşte tüm suçum. Oysa sen beni tanımaya bile çalışmıyorsun, başlamadan bitiyor mutluluğum. Ben kaybedeceklerimi biliyorum, Sen onu bile bilmiyorsun. Şimdiye kadar olanlar (veya olamayanlar) Benim suçum, kabul ediyorum. Ama son tren henüz kalkmadı, Biletler sende; İstersen beraber gideriz. Ya da yıllar sonra, Bu günleri düşünüp 'Ah !.'çekeriz. Haydi, tren son düdüğünü çalıyor, Haydi vakit kalmıyor. Ahmet Ünal Çam |
Bu yolcu, hangi diyardan gelir
Sorsam; 'Erkenden, bir huzur vakti, Bu yolcu, hangi diyardan gelir? ' Ah! .. Yaram çoktur gönülde, dostlardan Ah kî, ben de hep gamlanma vakti Yüzünde bir neşe gördüm de, Anladım, geldiğim yollardan değil Bencil gönüllerle varılmaz diyardan gelir Ahmet Ünal Çam |
Bundan Sonrası Yalnızlık
------27-13-2008 12:45 Hiç kimseye hayrım yok, Bir kuru çekirdeği nar etmem bundan sonra Kalmadı ateş, heves döndü küle Artık nafile, nâr etmem bundan sonra Geçti gönlüm hevesi Aldım hayattan dersi, Bundan sonrası, ölüm ötesi Bir zalimi gönlüme yâr etmem bundan sonra Ağlamışım, gülmüşüm Yaşandı, bitti her düşüm Yıkıldım, gayri düştüm Zalimlere dünyayı dar etmem bundan sonra Olmasa da ocağımda bir yavan aşım, olayım hür Bulursam bir kuru ekmeği, tuz katıp arasına, Nasipse üstüne de bir yudum su, …şükür Kızılcık şerbetine kar katmam bundan sonra Unutuldum, alkışlar kesildi ağırdan, Kan damlıyor eskimiş yaramdan Ses yok artık meydanda naramdan Alıştım yenilgiye, ar etmem bundan sonra Felekten aldım boyum ölçüsünü Söyledim, son ati türküsünü Gönül her sevda da kaybetti, ütüldü Yüzde bir ihtimale zar atmam bundan sonra Kalmadı bende tasa Bin gün daha yaşasam da Kapattım ömrü satır başlarında Ne bir eksik ne bir fazla Anca idare eder giderim, kâr etmem bundan sonra Kimsem yok imiş, Anladım ki, yalnızım, hiçim Büküldü belim, değişti biçim Bunca karardıktan sonra içim, Gün doğmuş doğmamış dert etmem bundan sonra Ahmet Ünal Çam |
| Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 09:01 PM |
Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11 Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.