www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee

www.cakal.net Forumları YabadabaDuuuee (https://www.cakal.net/index.php)
-   Eskiler (Arşiv) (https://www.cakal.net/forumdisplay.php?f=188)
-   -   Sadık Altınkaynak (https://www.cakal.net/showthread.php?t=83421)

Shekil 08-22-2007 11:34 AM

Sadık Altınkaynak
 
Acılar

Her yürekte yan yanadır
Sevinçler ve acılar
Büyük doğumların habercisidir
Büyük sancılar
Acıların en beteri
İçi yanarken susmakmış
Acı çekebilmenin şartı
Cesur olmakmış
Büyük iş yapanlar
Büyük acı çekerler
Acılar davetsiz gelirler
Acı çekenin halini
Acı çekenler bilirler
Acı bazen ustadır eğitir insanı
Bazen değirmendir öğütür insanı
Tatlı bir yanı da var bazı acının
Genelde korkutur ürkütür insanı
Çeşit çeşittir acılar
Acıların en tatlısı isot acısıdır
En acısı –Allah vermesin- Evlat acısı
En unutulmazı kuyruk acısı
En asili aşk acısı
En yakıcısı hasret acısı
En zora gideni ihanet acısı...
Acının zevali lezzet
Lezzetin zevali acıdır
Sevmek tüm acıların ilacıdır.

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:34 AM

Af Et Ya Rab

Günahlarım dağ misali
Bu mücrimin nola hali
Şahit olur ağzı dili
Sen Rahimsin affet Ya Rab

Günahlarım bini aştı
Kulun azdı yoldan şaştı
Göz yaşlarım akıp taştı
Sen Ğafursun affet Ya Rab

Günahım çok sevabım az
Günahı sil sevaba yaz
Gece gündüz etsem niyaz
Sen Rahmansın affet ya Rab

Boynumda yük günahlarım
Huzurunda utanırım
Af etmezsen ben yanarım
Sen Settarsın affet Ya Rab

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:35 AM

Akil

Akıl altın bir taçtır
Herkes akla muhtaçtır
Akılsız dosttan akıllı düşman evladır
Akılsız dost her zaman başa beladır
Akıllı her söylediğini düşünür
Amma her düşündüğünü söylemez
Akılsız konuşmuş olmak için konuşur
Nerede susup nerede konuşacağını bilemez
Akıllı güzel bakar güzel düşünür hoş görür
Akılsız dolu bardağı bile boş görür
Akıllı affedicidir her kusuru görmez
Köprü kurar etrafına duvar örmez
Güneş gibi ışığını istenmeden verir
Sevgi havuzunda sudaki buz gibi erir
Akılsız inatçıdır pireyi deve yapar
Güzelliği görmemek için gözünü kapar
Gece gibi güzellikleri örter gizler
Paylaşmayı bilmez hep nefsini izler
Akıllı güzelliği dışta değil içte arar
Her işinde mutedildir orta karar
Akılsız mazrufa değil zarfa bakar
Fevridir hırsla herkese verir zarar
Şöyle derdi bizim rahmetli nine:
“Akıl tace zerine, sere herkesi nine”
Yani; “Akıl altın taçtır” onsuz olmaz
Allah vergisidir “Her kafada bulunmaz”

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:35 AM

Ana Yurt

Anayurt

Yaradan Adem’ i
Yoktan var etti
O’ na ilminden
Esmayı öğretti
O’ na secde etsinler diye
Meleklere emretti
Sonra eş olarak
Havva’ yı halk etti
İşte
Bu noktadan başladı
İnsanlık tarihi
İşte
Bu noktada ters döndü
Beşerin talihi
Lain iblis
Kandırınca Havva'yı
Yedirdi O'na
Nehy-edilmiş ayvayı
Adem de
Yalnız bırakmamak için O'nu
Isırdı yasak meyvayı
İşte
O anda kaybetti davayı
Veda ettiler
Anayurt Cennet' e
Sürüldüler
Dünya denen gurbete
Kaçarsak nehî-den
Uyarsak emir-e
Tekrar kavuşabiliriz
O kutlu ve mutlu yere

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:35 AM

Arzuhal



Cumhurbaşkanlığı yüce katına
Sayın Ahmet Necdet SEZER’ in âli zatına
Mağduriyetimi bildirir arzuhalimdir
Haksızlığa uğramak yargısız ölümdür
Bendeniz Van Erciş’ ten bir garibanım
Ne evim var ne arabam ne de hânım
Otuz yıl çalıştım devlete sadakatle
Korudum devlet malını pür dikkatle
Bunca yıl kaymakamlık müfettişlik yaptım
Kula kul olmadım sadece Hakka taptım
Kimse kötü demedi ne yüzüme ne arkamdan
Şoke oldum kararnamem dönünce makamdan
Nihayet Genel Müdür olacaktım Arsa Ofisine
Ömrümce karışmadım kimsenin etlisine sütlüsüne
O yüzden beklemiyordum “Uygun Görülmemeyi”
O yüzden sindiremiyorum içime bu muameleyi
Sonunda dayanamayıp sordum sebebini Makam-ı Âliden
Gelen cevapla bir kere daha şaşırdım sahiden
Buyurmuşlar “Ofisin yaptığınız görevlerle ilgisi yok”
O halde Vali olabilirim zira görevimle ilgisi çok
Sonra talip oldum Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına
Maalesef yine uğradım “adeta” ırk ayrımcılığına
Bir kere daha atanmam uygun görülmedi
Vekâletten asalete geçmeme izin verilmedi
Yoksa bunca atananlar “Beyaz Türk” ben zenci miyim
Onlar efendi de ben Çankaya kapısında dilenci miyim
İstirham ediyorum dosyama bir daha bakınız
Hangi görevlere uygunsam bir yeşil ışık yakınız
Bir bülbülü nâlanım çektiğim hep dilimdendir
Sürçü lisan eylediysem uğradığım zulümdendir
Hatalıysam bağışlayın lütfen bakmayın kusuruma
Bir cevap bahşedin şu kısacık basit soruma
Arşı âlaya dayandı feryadım figanım ahım
Lütfedip söyleyin nedir hatam noksanım günahım




Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:35 AM

Asrın Depremi

Hırsızlık yolsuzluk zulüm dizboyuydu
Heryerde ahlaksızlık fuhuş...işte sonuç buydu
Şarkılarda türkülerde bile ahlaksızlık hakimdi
Bu ülke bu insanlar bizim olamaz... bunlar kimdi
Burası Türkiye mi Sodom mu Gomore mi?
Şarkılar söylüyorduk milletçe 'Neremi neremi'
Neden yaşadık biz bu afeti boş yere mi?
Hayır... adım adım davet ettik biz bu depremi
Sene doksan dokuz on yedi Ağustos saat üç tü
Ülkeyi sarsan yedi onda dört şiddetinde bir güçtü
Yerle bir olmaya yetti kırkbeş saniye
Milletçe yenildik deprem denen caniye

Kur'an dyor ki; 'Öyle bir musibetten sakının ki
Gelince sadec zalimleri vurmaz'
Onlar da müstehak olur o masumlar ki
Zulme karşı ahlaksızlığa karşı durmaz

Fetva verdirdik kadere bir gece vurdu bizi deprem
Ne yangın ona benzer ne sel ne veba ne verem
Tutar bir damarından yeri yerinden oynatır
Burkar yürekleri ta derinden hoplatır
Bir anda altını üstüne getirir yerin
Artık bini bir paradır acının kederin
Yıkıldı memleket Eskişehir'den ta İstanbul'a
Böyle acı göstermesin Rabbim hiçbir kula
Her yerde enkaz feryat her can pazarı
Yerle yeksan oldu Yalova İzmit Adapazarı
Ölü sayısı on bini yaralı kırk bini aştı
Sanki atom bombaları atılmış bir savaştı
Analar yavrusunu yitirmiş yavrular ana-babasını
Sarmak için bize güç ver Rabbim bu deprem yarasını
Esirge ülkemizi böyle bir afetin tekrarından
Ayırma bizi doğruluk dürüstlük insanlık ikrarından

Sadık ALTINKAYNAK
Ağustos-1999

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Aşk Çeşitleri

Aşk Çeşitleri

Çok çeşidi vardır aşkın
Ben deyim on sen de on’u aşkın
Hepsi de deli divane eder
Dolandırır şaşkın şaşkın
En basit aşk klasiktir
Taraflar karşılıklı ilan-ı aşk eder
Bu aşkta bir şey eksiktir
Heyecan aranmaz herşey tek düze gider
Bir de platonik aşk var
Aşığı tek taraflı yakar
Bir taraf cayır cayır yanar
Diğeri olmaz bundan haberdar
Bir çeşidi de psikopatiktir
Aşığı adeta çıldırtır
Kırmızı görmüş boğa gibi
Sağa sola saldırtır
Bir de kara sevda vardır
Akıllara ziyandır
Sevenin hayatını karartır
Melankolik yapıp yüreğini kanatır
Realist aşıklara gelince
Hiçbir şey gizlemezler birbirlerinden
Dobra dobra söylerler sevince
Romantik aşıklar hep el ele göz gözedir
Dillerinde şarkılar baş başa diz dizedir
Sembolik aşkta göz görmez dünyayı
Her neye baksa onda yari görür
O’nunla oturur onunla kalkar onunla yürür
Elektronik aşk elektrik gibi çarpar
İnsanı telefon bilgisayar manyağı yapar
Saatlerce mesajlaşır çetleşir
Birbirini görmeden haberleşir dertleşir
Yıldırım aşk ilk görüşte vurulmaktır
Tez zamanda kavuşup durulmaktır
Otantik aşk ise tarihte kaldı
Leyla ile Mecnunun Kerem ile Aslının
Ferhat ile Şirinin aşkları birer masaldı
Çeşidi çok olsa da her aşk kişiye özeldir
Hele mevsim baharsa sevmek güzeldir

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Ayrılık Ateşi

Ayrılık ateşi yaktı gönlümü
Bu ateş sönmez hasret bitmeden
Zaman zaman aratıyor ölümü
İflah olmam sevda baştan gitmeden

Vuslattır ancak ayrılığın ilacı
Ayrılık sızısı ölümden acı
Üç vakte kadar gelecek dedi falcı
Geleceksen gel ecel yetmeden

Bilirim gurbette ben yanarım sılada sen
Ya ben sana gelsem ya da sen gelsen
Yollara çıksan pencerede beklesen
Gelirim bir sabah horozlar ötmeden

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Bakışın Ok Gibi

Bakışın Ok Gibi


Bakışın ok gibi deldi sinemi
Hançere hiç lüzum yok vurman için
Ben deva beklerken geldi sitemi
Yar sende merhamet yok derman için

Beni benden alır fettan gözlerin
Başımı döndürür o şuh sözlerin
Gülüşün fevkinde bütün hazların
Söz demeye yüzüm yok kalman için

Dudaklar gülerken içim kan ağlar
Simsiyah saçların yolumu bağlar
Hasretin ateşi kalbimi dağlar
Fayda etmez gerek yok sarman için

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Bakışların

Bakışların

Aklımı başımdan aldı gözlerin
Vurdu yüreğime ok bakışların
Divane eyledi şirin sözlerin
Alemde emsali yok bakışların

Sensiz tadı yok yaz bahar kışların
Haline düştüm yuvasız kuşların
Gösterme başkası bilmez kadrini
Yanımda kıymeti çok bakışların

Fevkindesin övgünün alkışların
Kül etti beni içten yakışların
Hançer gibi deler kor gibi yakar
Yaşatır şok üste şok bakışların

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Bir Daha

Akdeniz kıyısındayım garip tenha
Dalgaları dinliyorum akşamdan sabaha
Kıyıya hışımla vuran her deli dalga
Beynimde yankılanır bir daha bir daha

Ne uyku kaldı bende ne iştaha
Ne tebessüm kaldı ne kahkaha
Sabaha dek dua ettim Allah'a
Gurbette yalnız koyma bir daha

Neyleyim kaderim bu müfettişim
Hep evimden barkımdan uzakta işim
Daim gözümde tüter çocuklarım eşim
Hasretle yanarım bir daha bir daha

Gazipaşa demişler bu gurbet diyarına
Gurbet bu biter mi bu günden yarına
Can mı dayanır şu gurbet efkârına
Her gün yeniden ölürüm bir daha bir daha

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Bir Ömür Böyle Geçti

Bir Ömür Böyle Geçti


Bunca senedir olmadı kârım
Ömrümün baharı yel gibi geçti
Bir selam bile vermedi yarim
Geldi yanımdan el gibi geçti

Yedi kat göklere çıktı feryadım
Boşandı göz yaşım sel gibi geçti
Bu fani dünyadan bir tat almadım
Koskoca bir ömür yıl gibi geçti

Seni bulmak ümidiyle zalim
Ömrüm kapılarda kul gibi geçti
Nihayet karıştı toprağa tenim
Her gelen üstümden yol gibi geçti

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:36 AM

Bülbülden Güle

Bülbülden Güle

Duydum ki hastalanmış nazlı yarim
Başım döndü bulutlandı gözlerim
Bir geçmiş olsun bile diyemedim
Boğazımda düğümlendi sözlerim

Dilerim Mevlâ’dan ciddi olmasın
Hep gülen yüzün sararıp solmasın
Mutluluk diyarı şen yuvamıza
Acı keder hüzün hiç uğramasın

Haktan gelene diyemeyiz niçin
Hastalık da sağlık da bizim için
Dualarımız her zaman seninle
Devasız dert yok rahat olsun için

Daha yaşanacak günlerimiz var
Bülbül gül olmadan sanma ki yaşar
Allah’ım gülü bülbüle bağışla
Gül yurdu gönlümü etme tarumar

Sadık ALTINKAYNAK
Eylül-2002

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Büyük Davet

Yüce Mevlam sen çağırdın ben geldim
Bütün varlığımla dergâhına yöneldim
Bağışla günahım lütfu kereminle affet
Esirge nâr-ı cehimden Cennetini lutfet

Dünyanın dört yanından kopup geldi hacılar
Ak sakallı dedeler genç kardeşler bacılar
Her biri ayrı renk ayrı ırk ayrı dilden
Hepsi bir Allah’a niyazda aynı gönülden

Üstlerinde kefen misal ihramlar
Geride kalmış masiva günahlar haramlar
Terk edip gelmişler işi gücü evi barkı
Eşitlenmiş mevki makam zengin fakir farkı

Sanki kabirden döküldüler Meydan-ı Mahşere
Böyle eşitlik ancak orda nasip beşere
Kâbe güneş milyonlarca insan etrafında peyk
Tüm dillerde söz tek “Lebbeyk Allahümme Lebbeyk”

Tekbirler tehliller tesbihler dualar aminler
Kâinat efendisinin nurlu izinde mü’minler
Dönüyorlar etrafında tecessüm etmiş nurun
O Nur ki Arz’a izdişümüdür Beyt-ül Mamur’un

Misafir olmuşuz evinde Yüce Allah’ın
Bu duyguyla pervanesi olduk Beytullah’ın
Doyulmaz tavafa döndükçe dönmek istersin
Unutursun yaşamayı orda ölmek istersin

İlahi bu ne saadet ne lütuf ne kerem
İzin ver nasip kıl beytinde canım verem
Böyle ölüm bulursam yaşamayı istemem
Önümde Beytullah başucumda Havz-ı Zemzem

Çok şükür çıktık Arafat’a Vakfe’ye durduk
Kararmış kalbimizi gözyaşlarıyla yunduk
Arınmamız sürdü Müzdelife Vakfesiyle
Yer gök inledi hacıların “Lebbeyk” sesiyle

Sonra geçip Mina’ya şeytanları taşladık
Kurbanları kestik saç sakalı tıraşladık
İhramdan çıkıp yaptık Ziyaret Tavafını
Yedi defa dolandık Kâbe’nin etrafını

Yedi Şavt gidip geldik Safa-Merve arası
Nasıl ki gitmiş idi (Hz.) İsmail’in anası
Malumdur ki Say denilir bu gidiş gelişe
Yaradan bir sebep bir hikmet halk etmiş her işe

Hacer Ana su aramış bu yolda (Hz) İsmail’e
Rabbimiz Zemzemi buldurmuş Cebrail ile
Tahattur et bunu iç zemzemi kana kana
Ne niyetle içersen onu verir Allah sana

Bu minval üzere tamam olur hac farizası
Dökülür günahlar kazanılır Hak Rızası
Önce gitmeyen Medine’ye döner yüzünü
Ziyaret etmek için ol Resul-ü Güzini

Şimdi davet aldık kutlu belde Medine’den
Öylesine hafifledim kanatsız kuş gibiyim
Adeta gelmiş gibiyim dünyaya yeniden
Günah pasından kirinden kurtulmuş gibiyim

Göründü tüm ihtişamıyla kubbe-i Hadra
Şifadır hasret ateşiyle yanan her sadra
Sermest eder Mü’minleri bu nurlu abide
Tarifsiz sürur verir ehl-i iman her abde

“Sakın terki edepten” anıp Şair Nabi’yi
Kemal-i edeple kıl ziyaret Yüce Nebi’yi
Titrer insan görünce Ravza-i Mutahhara’yı
Çünkü sinesinde saklar Muhammed Mustafa’yı

Ayaklar tutmaz nabızlar durur heyecandan
Selat-u selamlar edilir yürekten candan
“Esselat-u vesselam-u aleyke ya Resulallah
Esselat-u vesselam-u aleyke ya Habiballah “

Ya Rabbi önündeyim şimdi Kabr-i Şerifin
Tarifi mümkün değil bu emsalsiz şerefin
Karşımda dostlarıyla Kâinatın Efendisi
İşte Ebubekir işte Ömer işte Kendisi

Geçsin tüm ömrüm bir lahza gibi huzurunda
Yıkansın günah yüklü kalbim havzı nurunda
Huzurundan hiç ayrılmam mümkün olsa tahakkuku
Mani buna sıradaki aşıkların hukuku

Ayrıldım hüznü keder içinde Efendimden
Ateş-i firakla geçmiş gibiyim kendimden
Elveda elveda Ey Resul-ü Kibriya
Şefaat et mahvetmesin bizi kibir ve riya

Gidiyorum ne yazık ki geldi vakti veda
Ruhum canım her şeyim olsun yoluna feda
Sen Fahr-ı Kâinat ben kapında aciz geda
Mahrum etma şefaatinden Dar-ı Ukbada a

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Canımsın

Canımsın

Çakıp geçme
Şimşek gibi
Sürekli aydınlat
Kara bahtımı
Güneşim ol
Tamamla eksik yanımı
Ortağım ol eşim ol
Bir görünüp bir kaybolma
Serap gibi
Kana kana gider susuzluğumu
Pınarım ol
Tamamla eksiğimi
Diğer yarım ol
Eşim ol karım ol
Ezelde beraber karılmış
Hamurumuz
Aynı topraktan yoğrulmuş
Çamurumuz
Sen ben olmuşsun
Ben sen olmuşum
Etim kemiğim
Kanımsın
Kısaca her şeyim
Canımsın

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Cenevar

Cenevar

Bizim oralarda
Canavara derler
Cenevar
Yıllar önce vardı
Şimdi gene var
Arada bir şenlendirir
Van Gölünü
Yakından gören yok
Gavurun dölünü
Neyin nesidir
Kimin fesidir
Erkek mi yoksa dişi mi
Tek başına mı gezer
Yoksa örgüt işi mi
Belli değil kabilesi aşireti
Kimi der Bırukidir
Kimi der Hertoşi
Kimi der tekdir kimi der ikidir
Bilmem kim kurcalar bu işi
Yoksa Bekiranlı mı
Ya da Kürhesini
Duyan var mı acep sesini
Bazısı der Hemoyidir
Bazısı der Celoyi, yok Celali
Diyorlar onun yüzünden
Azaldı İncikefali
Doğru mu yalan mı bilmem
Söyleyene vebali
Bir görünür
Bir kaybolur Cenevar
Gayet normal
Bunda garip olan ne var
İster erkek olsun ister dişi
Arada bir gezsin
Elcevaz Ahlat Erdişi
Hangi aşiretten olursa olsun
Seviyoruz onu canı sağ olsun

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Çare

Çare

Her derde devadır bilirim amma
Şifa Şâfi’dedir balda değildir

Çeşit çeşit meyveler ikram eder
Rızık Rezzak’tadır dalda değildir

Tuzlu deryada tuzsuz balık yersin
Esrar Halık’tadır balıkta değil

Sevenleri sevdiğine götürür
Kudret Kâdir’dedir yolda değildir

Kişinin kemali kelamda gizli
Kemal Kâmil’dedir dilde değildir

Her kapıyı açsa da mal ile servet
İzzet Malik’tedir malda değildir

Bülbülü inletip nâlan ettiren
Cemal Cemil’dedir gülde değildir

Başımıza gelir bin bir türlü hal
Dizgin Mukaddir’de elde değildir

Yunus gibi kalsan derya içinde
Necat Muin’dedir salda değildir

Naçar kalsan boyun eğme kullara
Çare Mâbut’tadır kulda değildir

Sadık ALTINKAYNAK
Eylül-2006

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Çatlasın Eller

Sevda bağında açan gonca gülsün
Yüzünde gamze gamze açılsın güller
Hiç solmasın yüzün daima gülsün
Ben gülü koklarken çatlasın eller

Gülü seven anlar dertli bülbülü
Aşk derinden yakar görünmez külü
Bir kere yanılıp seversen gülü
Sen mecnun olursun mekânın çöller

Yar yüzünde gamze olur saçılır
Sevdalı gönüllerde açan güller
O gelince bülbül gibi açılır
Yarin gıyabında lâl olan diller

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Çocuklar

Çocuklar



Gönül bahçemizin gonca gülleri
Mutlu yuvamızın şen bülbülleri
Solmasın gül benziniz asla solmasın
Şen şakrak gülüşünüz eksik olmasın

Hayat ağacının meyvesidir çocuklar
Bu günleri yarınlara taşıyacaklar
Biz ölünce onlar yaşayacaklar
Ömrümüzün devamı can çocuklar

Boş ve soğuk kalırdı kucaklar
Sürekli tütemezdi ocaklar
Öksüz viran olurdu sokaklar
Olmasaydı afacan çocuklar

Sevinçtir sonsuz neşedir çocuklar
Yürekte ılık bir köşedir çocuklar
Sakın kırmayın tuzla buz olurlar
Kristal birer şişedir çocuklar

Sanmayın çocuk küçük bir şahıstır
Mevla yadigârı büyük bağıştır
Sevgi tarlasına yağan yağıştır
Sağnak sağnak bir rahmettir çocuklar

Her çocuk ruhunda bir alem gizli
Her çocukta nakkaş bir kalem gizli
Çocuksuz evlerde bin elem gizli
Bir menba-ı saadettir çocuklar

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:37 AM

Dalkavuk

Dalkavuk

Bilir misin kime derler kimdir dalkavuk
Efendinin her sözüne evet der sallar kavuk
Efendi merkebe deve dese hindiye tavuk
Hiç itiraz etmez tasdik eder dalkavuk

Yerine göre eğriye doğru der doğruya yamuk
Efendi isterse pamuğa taş der taşa pamuk
Hatır için Aralık’a sıcak der Temmuz’a soğuk
Beyaza siyah siyaha beyaz der dalkavuk

Dilerdeniz birkaç kısa örnek verelim
Nasıl bir adammış dalkavuk görelim

Filozofun biri ne derse dalkavuk tasdik edermiş
Adam:
“Arada bir itiraz et iki kişi olduğumuz bilinsin demiş”

Bir bey dalkavuğuna “Sıfır nedir diye sormuş”
Dalkavuk:
“Sizin huzurunuzda benim durumum” diyormuş

Kral ok atmış bir ördeğe ok kayıp gitmiş boşluğa
Sonra vurdum mu diye dönüp sormuş dalkavuğa

Bakmış yalan olacak eğer dese vurdunuz
Demiş:
“Ördeği bağışlamak lütfunda bulundunuz”

İşte böyle herkesin nabzına göre verir şerbeti
İki cihanda rezilliktir dalkavuğun akibeti

Sadık ALTINKAYNAK
25.06.2004

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Değişmez Yasa

Değişmez Yasa


Aziz dostum ömür bir nefes kadar kısadır
“Her nefis mevti tadacak” değişmez yasadır
Ötede tek geçer akçe ameli salihtir
Ne mal mülk ne makam ne para dolu kasadır

Çoğu kimse bu dünyayı kendine dert etti
Gün geldi dünyayı da dertleri de terk etti
Ölmeyecek gibi gezerken çayır çimende
Şimdi üzerinde çayır çimenler bitti

Sadık ALTINKAYNAK
EKİM-2004

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Deniz Tutkusu

Zaman zaman soruyorlar bendenize
Şiir yazdın mı denizcilik üstüne denize
Yazayım yazmasına da deniz sığmaz dizelere
Ancak konu olur hikâyelere filimlere dizilere
Deniz sere serpe uzanmaktır altın sarısı kumlara
Deniz “rastgele” demektir sefere çıkan balıkçılara
Dalıp uzaklara gitmektir bir martının kanadında
Gelecek yolcuyu beklemektir bir iskelenin ucunda
Bazen yunustur ya da deniz kızı gemilerle yarışan
Bazen duygudur dalgalarla alabora olup karışan
Bazen hasret bazen gurbet bazen vuslat demektir
Deniz özgürlüktür maceradır uzaklara gitmektir
Kimi zaman dönüşü belirsiz hüzünlü bir vedadır
Kimi zaman ayrılık sonrası tatlı bir merhabadır
Göz alıcı yakamozdur mehtaplı *******de
Sonsuzluk duygusudur şiirlerde hecelerde
Denizciler için “Dönülmez akşamın ufkudur”
Tüm zorluğuna rağmen vazgeçilmez bir tutkudur
Evet deniz bir tutkudur anlatılmaz yaşanır
Denizci zamanla değil hasretlikten yaşlanır

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

El-Halim

El-Halim

“El-Halim” i sıfat yapmış kendine Mutlak-ı Ezel
Kabaran öfkeyi “hilm” de eritmek ne güzel
Halim ol yumuşak akan sular gibi
Yıkma etrafını azgın akan seller gibi
Bağ bahçe sulanmaz sel sularıyla
İnsan felakete sürüklenir öfke yularıyla
Kalp kırar öfkeyle söylenen her söz
Kırılan gönülde bırakır derinden bir iz
Öfken kabarınca bunu düşün inceden ince
Düşün ki pişman olmayasın öfken geçince
Çünkü gönül sarayıdır Rabbi-Rahim’in
Gönlüne nüzul eder O Sultan mü’minin
Bilmeden kırdıysan bir kalbi helallik dile
Kalmasın kırılan kalpte bir çizik bile
Hak nazar ettiğinde bir kırık görmesin gönülde
Yoksa nazar etmez yüzüne mahşer gününde
Öfke denen zaaf unutturur bunları insana
Öfkeni “hilm” de erit ki zarar vermesin sana

Sadık ALTINKAYNAK
Aralık-2006

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Erciş'e Erdiş Derler Ercişte

Neye ne derler Erciş'te? Hele bir SOR.
Tatlıya ŞİRİN derler tuzluya ŞOR.
Patatese KARTOL, acemiye TOR.
Kayısı yemeğiyle yerler ERİŞTE
Erciş'e de ERDİŞ derler Erciş'te.

Tülbente LEÇEK, sopaya DEĞENEK,
Götüre APAR, Böbürlenmeye ŞİŞMEK,
Dişi mandaya MADEK,şakaya HENEK,
Tandır demirine HEÇİRDEK derler Erciş'te.

Elbiseye ESBAP, pantolona PANTOR,
kesere KERKİ, satıra SATOR,
Miskete ĞAR,topaca ise HOL,
Kızınca ihtiyara KEFTOR deler Erciş'te.

Demin BAYAK, geçen seneye BILDIR,
Çabuk TEZ, evvelkisene İLİŞİR,
Çorbaya ŞORBA, Türkiye YIR derler,
Bulgur pilavıyla ÇILBIR yerler Erciş'te.

Bataklığa ÇILHAN, gömleğe MİNTAN,
Kilota TUMAN, entariye FİSTAN,
Dam örtüsü kalın ağaca KERAN,
Yağmur oluğuna şoratan derler, Erciş'te.

Kuyruğa POÇİK, çökeleğe CACIK,
Kambura KUZİK,biraza BİKIRTİK,
Tay'a KURİK derler kediye PİŞİK,
Tekmeye TEPPİK, terliğe ŞİPPİK deler, Erciş'te.

Mandaya CAMIŞ, buzağıya BIZAV,
Pilice FERİK, BİCINCIK da biraz,
Lahanaya KELEM, kız coçuğuna KAZ,
Zavallıya ise BELANGAZ derler Erciş'te.

Özüm YEKE, kendim demek,
Hatırlamaksa YADINA GELEK,
Tenezzül etmeye YENDİR ETMEK,
Düğüne TOY, şüpheye GÜMAN derler Erciş'te.

Maşrapaya ŞERBİK, eşarba ŞARPA,
Kendire ÇEDENE,bebeğe KÖRPE,
Nasıla NECE, güzele HOŞ derler,
Cevizli, çedeneli KELEDOŞ yerler Erciş'te.

Kız kardeşe BACİ, dünüre HINAMİ
Teyzeye EZZE, halaya BİBİ,
Eşiğe ŞIPANA, tepisye SİNİ,
Küçük iskemleye de KÜRSİ derler Erciş'te.

Çamaşı leğeni TEŞT, basmaya ÇİT
Övendire HARAZA, ödeşmek FİT,
Kış günlerinde HALİM AŞI yerler,
Tuzlu un helvasına MIRTOĞA derler Erciş'te.

Merdane KINDIRAK, kovaya SATIL,
Küçük soğan KISKA, fideyeyse ŞİTİL,
Sabah kahvaltıda CINGIRTMA yerler,
Yumurtalı helvaya böyle derler Erciş'te.

Köre HAFIZ derler dazlağa KEÇEL,
Sağıra KAR derler, aptala AVEL,
Dilsize LAL derler hileciye DEĞEL,
Bazen KEŞKE, bazen HALİSE yerler
Rüyaya DİŞ, Erciş'e ERDİŞ derler Erciş'te.

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Erdiş'in Kargışları

Erdişin K´arg´ışlar


Eskiden zor geçerdi Erdiş’in kışları
Ondan da fenaydı k´arg´ışları
Malum Erdişliler bedduaya kargış der
Babalardan çok analar kargış eder
Derler,”Babanın bedduası arşa gider
Ana kargış ederse önüne sütü geçer”

İster evlada edilsin ister ele
Bu laflar ağza alınır mı bak hele:

“Oğul oğul vurucun atlı gele...
Kan kusasan, cigerin ağzınnan gele...
Makine altında kalasan...
Kırti kırti olasan...
Kanın içeren dola...
Muradın gözünde kala...
Toh yedigin bayram günü ola...
Yaz gününde ayrana
Kış gününde yorgana
Ahrette imana
Hasret kalasan...
Be murad olasan...
Gün ekmeğine muhtaç kalasan..
Eyi gün görmeyesen...
Torba alıp dilenesen...
Bir gün toh yemeyesen...
Başın duran yerde ayağın taşa deymeye...
Gelesen bin türlü derde kaşığın aşa deymeye...
Evin harap ola, ocağın söne...”

Şimdi var mı bilmem eskiden böyleydi kargışlar
İnşallah son bulsun alsın yerini alkışlar
Bırakalım bu fena sözler geçmişte kalsın
Bunların yerini iyi dilekler dualar alsın

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Eskimeyen Şehir

Eskimeyen Şehir

Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Sen maziden istikbale akıp gelen nehirsin
Frigya’dan bu güne okunan bir şiirsin
Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Pek çok şehirlere sultansın pirsin

Bir çay içmek Porsuk kenarında adalarda
Gezdirir insanı farklı iklim farklı rüyalarda
Adın Es-Es diye çınlar stadyumlarda
Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Pek çok şehirlere sultansın pirsin

Antik çağların mirasını omuzlayıp geldin
Sade bugün değil sen her çağda güzeldin
Bağrında yetişti Yunus, Hoca Nasreddin
Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Pek çok şehirlere sultansın pirsin

Kadim olduğundan diyorlar Eskişehir
Üstün bor-lüle taşı, altın sıcak sudan bir nehir
Sendeki zenginliği güzelliği kıskanır her şehir
Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Pek çok şehirlere sultansın pirsin

Kıdemine şahittir Yazılıkaya-Midas
Sinende barınır ata yadigârı pek çok miras
Seni başkalarıyla edemem kıyas
Sen eski değil eskimeyen şehirsin
Pek çok şehirlere sultansın pirsin


Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Gecenin Rengi

Gecenin Rengi

Gece saçlarından almış rengini
Arasam dünyada bulamam dengini
Gönlüm kin fukarası sevgi zengini
Her yana bu sevgiyi yaysam diyorum

Gündüz gözlerinin parıltısıyla ışır
Bakışın mecnun eder aklım karışır
Gülüşünde dünya sulh olur küsler barışır
Her yüreğe barışı koysam diyorum

Varlığınla ısınır yaz olur kışlar
Teker teker döner göç eden kuşlar
Seni taltife yetmez bütün alkışlar
Yüreğimi buket yapıp sunsam diyorum

Duruşunda bir efsun gülüşünde bir sihir
Sevgi dudaklarından süzülen bir nehir
Az gelir dünyayı versem sana mehir
Yıldızları ayağına sersem diyorum

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:38 AM

Gemileri Yakmadan

Dönüş yok artık demiştim bir şiirde
Çünkü yakmıştım tüm gemileri
Sanki buna cevap buldum başka bir şairde
Diyor ki; “Endülüs’e varılmadan gemiler yakılmaz.”
Şair duygularla konuşur kusuruna bakılmaz
Hale göre söz sadır olur şairden yazardan
Biz başka gözle bakmışız, O bakmış başka nazardan
O’ da haklı gemiler yakılmaz hedefe varmadan
Aksine şişirip yelkenleri kürek çekmeli durmadan
Deniz azgın yol uzak tekne küçük olsa da
Azmetmeli varmak için menzili maksuda
Zira düşman uyumaz su uyusa da
Her an alesta bekler bir pusuda
Gevşemek yok kardeşler dayılar emmiler
Henüz Endülüs görünmedi ufukta
Yakmayalım daha bize lazım bu gemiler
Varacağız hedefe belki akşama belki kuşlukta

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Gönlüme Yasak Bıraktım

Gönlüme Yasak Bıraktım


Gözlerine gönül gözüyle baktım
Gönlümü gözünde tutsak bıraktım
Aslında sevdadan aşktan uzaktım
Aşkı gözlerinde tutsak bıraktım

Takılıp sevdanın silik izine
Bilmeden dalmışım aşk denizine
Melül mahzun bakıp güzel yüzüne
Gönlümü gönlünde tutsak bıraktım

Sevda değil sanki aşk oyunuydu
Güya seviyordun sevgin bu muydu
Habersiz gidişin bağrımı oydu
Sevdanı beynimde tutsak bıraktım

Aşık azat kabul etmez tutsaktır
Mutluluk aşığa sanki yasaktır
Arada gelse de ağır aksaktır
Bu yüzden gönlüme yasak bıraktım

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Haberin Var mı?

Haberin Var mı?


İşçim köylüm vatandaşım diyenler
Vatandaş kan ağlar haberin var mı?
Şampanya patlatıp havyar yiyenler
Vatandaş aç gezer haberin var mı?

Memur işçi bulamaz ay başını
Aldığı gün tüketir maaşını
Utanır gösteremez göz yaşını
İçine akıtır haberin var mı?

Maaş yedi milyon kira beş milyon
Kalanı çoktan yuttu enflasyon
Yama tutmaz oldu üstündeki don
Şimdi çıplak gezer haberin var mı?

Ekmeğine katık eder soğanı
Bulamaz yanında bir tas ayranı
Çoktan unuttu düğünü bayramı
Yüzü gülmez oldu haberin var mı?

Yapıştınız sırtına kene gibi
Kemeri sıktınız mengene gibi
Çadırlarda yaşar çingene gibi
Evi yok barkı yok haberin var mı?

Epeydir sofradan eti kaldırdı
Ekmeğini haramiye çaldırdı
Sonunda dayanamadı çıldırdı
Artık her gün bayram haberin var mı?

Sadık ALTINKAYNAK
Ağustos-1995

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hasret


Hasret

Senden uzaktayım başka diyarda
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim
Mutluluk aramam başka bir yarda
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Gönen’i geçtim şimdi Manyas’tayım
Hasretin derdiyle her gün hastayım
El güler oynar sanki ben yastayım
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Bu ayrılık artık canıma yetti
Üç haftada ömürden üç sene gitti
Çoğu geçti amma sanma ki bitti
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Öyle bir hasret ki tarife gelmez
Gurbete düşmeyen hasreti bilmez
Boşuna bekleme ayrılık bitmez
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Her akşam ah çekip seni ararım
Hayalinle hülyalara dalarım
Hasretinden cayır cayır yanarım
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Senden ayrı yaşamayı neyleyim
Bir name yaz meramını bileyim
İstemezsen bu hasretle öleyim
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Sılaya kavuşmak her şeye değer
Vuslatın zevkine biçilmez değer
Sen de hasret yetti diyorsan eğer
Ya sen gel sevdiğim ya ben geleyim

Sadık ALTINKAYNAK
Ağustos-1995

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hasret Türküsü

Hasret Türküsü

Ne güzeldir Can Erdiş’im
Kaç yıl oldu görmemişim
Harda menim can yoldaşım
Senelerdir görmemişim

Ayran aşi helim aşi
Yandi yüreğimin başi
Heliseyi keledoşi
Ne zamandır yememişim

Kara üzüm şor balığı
Vurdun yüreğime dağı
Unuttum kengeri cağı
Çok zamandır yememişim

Ağyolunnan Zırnekola
Yürüseydik biz kol kola
Zalim gurbeti yok ola
Senelerdir görmemişim

İskele Yekmal Hergini
Unuttum gölün rengini
Oldum dertlerin zengini
Kaç yıl oldu görmemişim

Örene İrşat Purulmak
Ne zor imiş ayrı kalmak
Ölümden farksız ayrılmak
Senelerdir görmemişim

Çelebibağ Kasımbağı
Yüreğimde gurbet dağı
Oldum dertlerin yumağı
Kaç yıl oldu görmemişim

Heyderbeye Zortula bak
Gül tökülür yarpak yarpak
Burnumda tütüyor torpak
Senelerdir görmemişim

Hani cılbırnan keledoş
Yalan dünya sonu bomboş
Hasretlikten içim bir hoş
Kaç yıl oldu görmemişim

Sadık ALTINKAYNAK

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hasret Yanığı

Bakmayın rengimin karalığına
Tenim denizde değil hasretten yandı
Bakın ki şu bahtımın karalığına
Herkes beni zevk-u sefada sandı

Rengim bronz ben doğuştan yanığım
Her türlü derde mihnete tanığım
Bakın ki şu işin maskaralığına
Herkes beni zevk-u sefada sandı

Bakmayın yüzümün güleç olduğuna
Lokman çare olmaz feleğin vurduğuna
Kulak asıp müzevirlerin uydurduğuna
Herkes beni zevk-u sefada sandı

Eylül-2001

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hayali Ellinci Yıl

Hayali Ellinci Yıl

Senin en çok gülüşünü severdim
Gülünce gamzelerin güller gibi açardı
Doyamazdım gül yüzünün seyrine
İhtiyar elden gider akıl baştan kaçardı

Senin bir de yürü-şünü severdim
Bir selvi dalı gibi salınarak gezerdin
Doyamazdım endamının seyrine
Bastığın yeri değil yüreğimi ezerdin

Şimdi derin çizgiler gamzelerin yerinde
O tatlı gülüşten artık eser yok
Hüzün bulutları dolaşıyor gül yüzünde
Sevdam aynı sevda onda hasar yok

Biraz aheste mi yürüyüşün ne
Selvi dalı biraz bükülmüş sanki
Hiç azaltmamış geçen elli sene
Sevdam hala aynı sevda inan ki

Sadık ALTINKAYNAK
Eylül-2006

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hayat Koşusu

Her sabah yeni bir güneş doğar
Afrika’da
Bir ceylan koşmaya başlar
Aslana yem olmamak için
Her sabah yeni bir güneş doğar
Afrika’da
Bir aslan koşmaya başlar
Ceylanı yakalamak için
İster ceylan ol ister aslan
Herhangi bir canlı ya da insan
Sürekli koşman gerek yaşamak için
Her gün güneş yeniden doğar
Dünyada
Bir koşuşturma başlar
Bütün canlılar böyle yaşar
Yanlış anlama
“Hayat cidal değil muavenettir”
Aksini düşünmek Yaradan’a ihanettir
Bazen sen rızkına koşarsın
Bazen rızık sana koşar
Ceylan bir aslandan kaçar
Diğerinin sofrasına konar.

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:39 AM

Hırant'ın Ardından

Hırant’ın Ardından


Güpe gündüz vurdular gazeteci Hırant’ı
Bakmak lazım kime yarıyor bu ölümün rantı
Trabzon kaynaklı infaz olabilir mi rastlantı
Rahip Santaro’ nun kanı da burada aktı

Katil Ogün Samast henüz çocuk yaşta
Bu kanlı vahşetle memleket yasta
Suratından belli katil psikopat bir hasta
Birileri azmettirdi o zavallı kurşunu sıktı

Daha önce de yaşandı bu tür cinayetler
Gözler açıldı artık sırıtıyor art niyetler
Sindiremez milleti bu derin faaliyetler
Millet tekrar tekrar gördüğü filimden bıktı

Ayakkabısı delik fakat yüreği zengindi
Belli ki bir güvercin kadar tedirgindi
Türklerin güvercin vurmayacağından emindi
Ne yazık ki bu güveni sarsan birileri çıktı

Bu yurdun çocuğudur Türk Kürt Ermeni Çerkez
Kardeştir vatandaşlık bağıyla bağlı herkes
Aksini düşünenin kursağında kalsın bu heves
Hırant ardında bir kardeşlik meşalesi bıraktı

Sadık ALTINKAYNAK
Ocak-2007

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:40 AM

Huzur Adası

Huzur Adası


Göçmen kuşlar uzun göç yollarında
Durup dinlenirler bazı huzur adalarında
Olmasaydı yol üstünde sığınacak adalar
Aşılamazdı uçsuz bucaksız okyanuslar

İnsan oğlu konar göçer bu dünyadan ötekine
Uzun hayat yollarında hep muhtaçtır birbirine
Huzur adsı dostlar lazım sıkıntılı demlerde
Sığınacak limanlar lazım fırtınalı günlerde

Var mı yanında huzur bulacağınız dostlarınız
Var mı dar günlerde sığınacak limanlarınız
İhtiyaç duyduğunuzda gece vakti dost bir sese
Var mı çat kapı gidip içinizi dökeceğiniz bir kimse

Kaç dost huzur adsı selamet limanı buldu sizleri
Yanlarında oldunuz mu iyi günde kötü günde
Paylaştınız mı acıları mutluluk ve sevinçleri
Var mıydınız hastalıkta cenazede düğünde

Biliniz ki gerçek dostluk zor zamanda sınanır
Açık bulmak isterseniz siz de açın kapıları
Dosta kapanan kapılar kendi yüzünüze kapanır
Ötede iş görmez bu dünyanın makamları tapuları


Sadık ALTINKAYNAK
23.06.2004

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:40 AM

Huzuru Yakalar

Huzuru Yakalar

Her işin başına bismillah gelirse
Başına geleni kaderi bilirse
Bismillah dedikçe inşirah bulursa
Bir kişi o zaman huzuru yakalar

Geleni kaderi bilip de şükreden
Kaderi rızayla karşılar fikreden
Bilip de Halık’ı daima zikreden
Er kişi her zaman huzuru yakalar

Rızayı isteyen Mevla’ya yalvarsın
İsteyen duaya niyaza baş vursun
Mevla’ya inanan ümitsiz olmasın
Her kişi bir zaman huzuru yakalar

Sadık ALTINKAYNAK
08.11.2005

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:40 AM

IRAK

Başında savaş kuşları dönüyor Irak'ın
Ey Londra Ey Waşington Irak size çok ırak
Amma bize çok yakın
Petrol sizin olsun; Saddam sizin olsun
Masum halkın yakasını bırakın
Kan akmasın akmasın gözyaşı
Ey ehli iman ey ehli vicdan kalkın
Durdurun bu manasız sebepsiz savaşı
Kalkan olun bu belaya 'Siper edin gövdenizi
Dursun bu hayasızca akın'
Yönetenler mazeret uydurmayı bırakın
Zalimin yanında olmayın sakın ha sakın
Savaşın ayak sesleri geliyor; tak..tak..tak
Öyle kanlı bir savaş ki evlerden ırak
Liderlerin kimisi diktatör kimi manyak kimi korkak
Kadınlar dul, çocuklar öksüz- yetim kalacak
Yuvalar yıkılacak; binlerce ölü binlerce sakat
Bütün dünya karşı, kimse istemiyor bu savaşı...Fakat
Yine de durduramıyorlar buş oğlu Buş'u
Ne doluya sığıyor ne dolduruyor boşu
Nerede bitecek bu galibi olmayan koşu
Savaşın kartalı olmayın güvercini olun barışın
Bir yolu olmalı durdurmanın bu kanlı savaşın
Gelin ey liderler kini inadı bırakın
Çocukları yetim kalmasın Irak'ın

Sadık Altınkaynak

Shekil 08-22-2007 11:43 AM

İçme Kardeşim

Sayılmakla bitmez çoktur zararı
Söyle bana varsa bir tek yararı
Yakın eder uzak iken mezarı
Sigara muzurdur içme kardeşim

Bütün bedeninde yapar hasarı
Ciğerin kararır dişler sapsarı
Ömrünü törpüler ölüm hızarı
Hayatta ölümü seçme kardeşim

İçersen yalnız iç gelme yanıma
Sen canına kıydın kıyma canıma
Dumanın kokun siner her yanıma
Buralardan gelip geçme kardeşim

Sakın sözlerime gücenme e mi?
Hafife alıp ta bu sözlerimi
'İçen öldü, içmeyen ölmedi mi? '
Derler... Sen yine de içme kardeşim

Sadık sadakatle söyler sözünü
Sen sen ol zehirleme öz özünü
Ecel gelip kapatmadan gözünü
Kefeni elinle biçme kardeşim

Sadık Altınkaynak


Forum saati GMT +3 olarak ayarlanmıştır. Şu an saat: 06:09 AM

Yazılım: vBulletin® - Sürüm: 3.8.11   Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions, Inc.