Tek Mesajı Görüntüle
Old 09-25-2006, 12:30 AM   #42
M@D_VIPer
Forum Kalfası
 
M@D_VIPer Kullanıcısının Avatarı
 
Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26
Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3054
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi : M@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond reputeM@D_VIPer has a reputation beyond repute
Cinsiyet : Erkek
Varsayılan

5. Cinse Bağlı Özelliklerin Sürekliliği

Kişiliğin sürekliliği tartışmalarında görüldüğü gibi, bazı araştırmalar,
erkeklerin ve kadınların yaşam süresi boyunca karşıt yönlerde
ilerledikleri sonucuna varmaktadırlar. David Gutmann, Neugarten'in
Kansas City araştırmasındaki erkek denekler ile dört ayrı kültürdeki
erkekleri karşılaştırarak bu savın doğruluğunu araştırdı. Gutmann, bu
dört kültürdeki 35-44 yaşlarındaki erkeklerin iç enerjilerine ve yaratıcı
yeteneklerine güvendiklerini ve bundan hoşlandıklarını buldu. Bu erkekler
yarışmacı, saldırgan ve bağımsız olmaya yöneliyorlardı. 45 ve
daha yukarı yaştaki erkekler ise daha edilgin ve kendine dönük olmaya
yöneliyorlardı, başkalarını etkilemek için yalvarıcı ve uymacı
tekniklere başvuruyorlardı. Gutmann, etkin egemenlikten edilgin egemenliğe
doğru ortaya çıkan bu değişimin kültürden çok yaşa bağlı olabileceği
sonucuna varmaktadır. Gutmann, çok sayıda kültürde sürdürdüğü
sonraki araştırmasında ilk bulgularının onaylandığını gördü. 55
yaş dolayındaki erkekler çevrelerinin istemleriyle başa çıkmada etkin
teknikler yerine edilgin teknikler kullanmaya başlamaktadırlar. Kadınlar
ise edilgin egemenlikten etkin egemenliğe doğru karşıt yünde
ilerlemektedirler. Kadınlar daha güçlü, başat ve bağımsız olmaya
yönelmektedirler. Gutmann, "Gerçekte 'eril' ve 'dişil' özellikler sadece
cinsiyetle değil, yaşam dönemiyle de paylaştırılmaktadır. Erkekler sonsuza
dek 'eril' değildir; erkekler sözde 'dişil' örüntüden önce 'eril' özellikler
gösteren bir cins olarak tanımlanabilir. Bunun tersi de kadınlar için
geçerlidir" sonucuna varmaktadır. Bu cinsiyet farklılıklarını açıklama
girişiminde Gutmann, anababa olma zorunluluklarının cinsleri genç
yetişkinlikte farklı gereklerle karşı karşıya bıraktığına inanmaktadır.
Eğer kadınlar (iş bölümündeki geleneksel örüntüye göre) çocuklarının
ilk bakıcıları olarak başarılı olmak istiyorlarsa, kişiliklerindeki saldırgan
ögeleri bastırma gereğini duymaktadırlar. Eğer erkekler de ekonomik
gelir sağlayan kişi olarak geleneksel rollerinde başarılı olmak istiyorlarsa,
kişiliklerinin saldırgan yönlerini bastırma gereğini duymaktadırlar.
Ama çocukları büyüdüğünde ve kendileri yetişkinlikte ilerlediklerinde
her iki anababa da kişiliklerinin tüm gizilgücünü ortaya
koyma fırsatını bulmaktadır. Erkek, önceleri ekonomik yarışma yararına
bastırdığı "dişilliği", kadın çocuklarına duygusal güvenlik sağlama
uğruna bastırdığı "erilliği" tekrar ele geçirebilir.

S. S. Feldman ve S. C. Nash, kendi araştırmalarında Gutmann'ın
kuramını destekleyen ya da yanlışlayan bulgular elde ettiler. Gutmann'ın
beklediği gibi, büyükbabalar bebeklere karşı erkeklerin yaşamlarının
hiçbir döneminde duymadıkları büyük bir sorumluluk duyuyorlardı.
Fakat Gutmann'ın beklentisinin tersine, erkeklerin erillik puanları
yaşamın ileri evrelerinde anlamlı bir değişim göstermiyordu. Erkeklerin
ileri yıllarda tipik "dişil" özellikler gösterme olasılığı artmakla
birlikte, bunu yerleşik erilliklerinin gerilemesi pahasına yapmıyorlardı.
Aynı şekilde, kadınlar da dişilliklerinde bir düşüş olmaksızın
erillik puanlarında yükselme gösteriyorlardı.

Erkeklerin ve kadınların birbirine karşıt kişilik ve davranış özellikleri
olduğu görüşünün karşısına, bugün tek bir kişide her iki cinsin
özelliklerinin birleştiğini savunan androjenlik kavramı çıkartılmaktadır.
Bireylerin cinse bağlı tutum ve davranışlarda farklılaşması cinse
bağlı rollerin sürekli çizgisi üzerinde olmaktadır. "Androjen" bireyler,
kişiliklerini ve davranışlarını erillik ve dişilikle ilgili kültürel
kalıpyargılarla sınırlamazlar. S. L. Ben, üniversite öğrencileri üzerinde
yaptığı bir araştırmada, erkek ve kadınların % 35'inin, kendi kişiliklerinde
hem eril hem dişil özellikleri topladığını buldu. Bu insanlar, gerektiğinde
bağımsız ve kendini kabul ettiren, gerektiğinde de sıcak ve sorumlu
kişiler olabilmektedir. Bireylerin kendi cinsinin ve karşı cinsin
rollerine sahip olmasının yaşamın özel durumlarına göre dalgalanma
göstereceği de savunulmaktadır. Cinslerden birinin egemenliğine bağlı
toplumsal düzenlemelerin cinse göre tipleşmiş davranışları öne çıkaracağı,
eşitlikçi düzenlemelerde ise "androjen" davranışların artacağı
söylenebilir (Vander Zanden, 1981).
__________________

M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır...


Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!!
M@D_VIPer çevrimdışı   Alıntı ile Cevapla