![]() |
|
|
#16 |
|
Forum Kalfası
![]() Üyelik Tarihi: Dec 2005
Konum: BeyCoast
Mesajlar: 7,003
Teşekkür Etme: 26 Thanked 333 Times in 269 Posts
Üye No: 4853
İtibar Gücü: 3055
Rep Puanı : 16800
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
5. Cinse Bağlı Özelliklerin Sürekliliği
Kişiliğin sürekliliği tartışmalarında görüldüğü gibi, bazı araştırmalar, erkeklerin ve kadınların yaşam süresi boyunca karşıt yönlerde ilerledikleri sonucuna varmaktadırlar. David Gutmann, Neugarten'in Kansas City araştırmasındaki erkek denekler ile dört ayrı kültürdeki erkekleri karşılaştırarak bu savın doğruluğunu araştırdı. Gutmann, bu dört kültürdeki 35-44 yaşlarındaki erkeklerin iç enerjilerine ve yaratıcı yeteneklerine güvendiklerini ve bundan hoşlandıklarını buldu. Bu erkekler yarışmacı, saldırgan ve bağımsız olmaya yöneliyorlardı. 45 ve daha yukarı yaştaki erkekler ise daha edilgin ve kendine dönük olmaya yöneliyorlardı, başkalarını etkilemek için yalvarıcı ve uymacı tekniklere başvuruyorlardı. Gutmann, etkin egemenlikten edilgin egemenliğe doğru ortaya çıkan bu değişimin kültürden çok yaşa bağlı olabileceği sonucuna varmaktadır. Gutmann, çok sayıda kültürde sürdürdüğü sonraki araştırmasında ilk bulgularının onaylandığını gördü. 55 yaş dolayındaki erkekler çevrelerinin istemleriyle başa çıkmada etkin teknikler yerine edilgin teknikler kullanmaya başlamaktadırlar. Kadınlar ise edilgin egemenlikten etkin egemenliğe doğru karşıt yünde ilerlemektedirler. Kadınlar daha güçlü, başat ve bağımsız olmaya yönelmektedirler. Gutmann, "Gerçekte 'eril' ve 'dişil' özellikler sadece cinsiyetle değil, yaşam dönemiyle de paylaştırılmaktadır. Erkekler sonsuza dek 'eril' değildir; erkekler sözde 'dişil' örüntüden önce 'eril' özellikler gösteren bir cins olarak tanımlanabilir. Bunun tersi de kadınlar için geçerlidir" sonucuna varmaktadır. Bu cinsiyet farklılıklarını açıklama girişiminde Gutmann, anababa olma zorunluluklarının cinsleri genç yetişkinlikte farklı gereklerle karşı karşıya bıraktığına inanmaktadır. Eğer kadınlar (iş bölümündeki geleneksel örüntüye göre) çocuklarının ilk bakıcıları olarak başarılı olmak istiyorlarsa, kişiliklerindeki saldırgan ögeleri bastırma gereğini duymaktadırlar. Eğer erkekler de ekonomik gelir sağlayan kişi olarak geleneksel rollerinde başarılı olmak istiyorlarsa, kişiliklerinin saldırgan yönlerini bastırma gereğini duymaktadırlar. Ama çocukları büyüdüğünde ve kendileri yetişkinlikte ilerlediklerinde her iki anababa da kişiliklerinin tüm gizilgücünü ortaya koyma fırsatını bulmaktadır. Erkek, önceleri ekonomik yarışma yararına bastırdığı "dişilliği", kadın çocuklarına duygusal güvenlik sağlama uğruna bastırdığı "erilliği" tekrar ele geçirebilir. S. S. Feldman ve S. C. Nash, kendi araştırmalarında Gutmann'ın kuramını destekleyen ya da yanlışlayan bulgular elde ettiler. Gutmann'ın beklediği gibi, büyükbabalar bebeklere karşı erkeklerin yaşamlarının hiçbir döneminde duymadıkları büyük bir sorumluluk duyuyorlardı. Fakat Gutmann'ın beklentisinin tersine, erkeklerin erillik puanları yaşamın ileri evrelerinde anlamlı bir değişim göstermiyordu. Erkeklerin ileri yıllarda tipik "dişil" özellikler gösterme olasılığı artmakla birlikte, bunu yerleşik erilliklerinin gerilemesi pahasına yapmıyorlardı. Aynı şekilde, kadınlar da dişilliklerinde bir düşüş olmaksızın erillik puanlarında yükselme gösteriyorlardı. Erkeklerin ve kadınların birbirine karşıt kişilik ve davranış özellikleri olduğu görüşünün karşısına, bugün tek bir kişide her iki cinsin özelliklerinin birleştiğini savunan androjenlik kavramı çıkartılmaktadır. Bireylerin cinse bağlı tutum ve davranışlarda farklılaşması cinse bağlı rollerin sürekli çizgisi üzerinde olmaktadır. "Androjen" bireyler, kişiliklerini ve davranışlarını erillik ve dişilikle ilgili kültürel kalıpyargılarla sınırlamazlar. S. L. Ben, üniversite öğrencileri üzerinde yaptığı bir araştırmada, erkek ve kadınların % 35'inin, kendi kişiliklerinde hem eril hem dişil özellikleri topladığını buldu. Bu insanlar, gerektiğinde bağımsız ve kendini kabul ettiren, gerektiğinde de sıcak ve sorumlu kişiler olabilmektedir. Bireylerin kendi cinsinin ve karşı cinsin rollerine sahip olmasının yaşamın özel durumlarına göre dalgalanma göstereceği de savunulmaktadır. Cinslerden birinin egemenliğine bağlı toplumsal düzenlemelerin cinse göre tipleşmiş davranışları öne çıkaracağı, eşitlikçi düzenlemelerde ise "androjen" davranışların artacağı söylenebilir (Vander Zanden, 1981).
__________________
M@D_VIPer Nickten Öte..Bir Markadır... Her Gidişin Bir Dönüşü,Her Bitişin Bir Başlangıcı Vardır..!!! |
|
|
|
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Uyku ve Yaşlılık | BeatLes | Revir | 0 | 04-05-2010 01:05 AM |
| Ölüm | GooD aNd EvıL | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-07-2007 07:40 AM |
| 'Yaşlılık aylığı yükseltilmeli' / 1 ekim | M@D_VIPer | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-01-2006 03:30 PM |
| 'Yaşlılık aylığı yükseltilmeli' / 1 ekim | M@D_VIPer | Eskiler (Arşiv) | 0 | 10-01-2006 03:24 PM |
| Romatizma yaşlılık hastalığı değil | Karizmatix | Eskiler (Arşiv) | 1 | 03-19-2006 03:20 AM |