![]() |
|
|
#641 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yanıtla
Tümünü Yanıtla İçinde İlet Ek Olarak İlet Çöp Gönderilen Taslak Trash Mesaj önceki | sonraki Yazdır · Arama · Arkadaşım · E-Kart · Email · E-Poster · Erişim · Fal · Finans · Grup · Haber · Hava · İlan · Kadınca · Kariyer · Klikbar · Mesaj · Mobil · Mysite · Nevaria · Otomobil · Oyun · Pano · Proservis · Seyahat · Sinema · Sohbet · Spor · Teknoloji · Tüketici Köşesi · TV · Anasayfa İletişim - Reklam Copyright © 2003 MYNET A.Ş. Telif Hakları MYNET A.Ş.' ye Aittir. Bir acelesi olduğunu, onu görür görmez anlamıştım. Sağanak hâlinde yağan yağmura aldırış bile etmiyor ve bükülmüş beline rağmen sağa sola koşuşuyordu. Yanına sokularak Hayrola teyzeciğim, dedim. Bir derdiniz mi var? Sıcak bir tebessümle: - Buraların yabancısıyım evlâdım, dedi. Hastahane tarafına gidecek bir araba arıyorum. -Biraz beklerseniz aynı dolmuşa binebiliriz, dedim. Oraya geldiğimizde size haber veririm. Teşekkür ederek yanıma yaklaştı ve küçük bir çocuk gibi şemsiyemin altına girdi. Nurlu yüzü yağmur damlacıklarıyla ıslanmış ve yanacıkları pembe pembe olmuştu. -Torunlarımdan biri menenjit geçirdi, diye devam etti. Ziyaret saati bitmeden dolaşmak istemiştim. Saatime baktıktan sonra: -20 dakikanız var, dedim. Hastahane yakın ama, bu havada pek araba bulunmuyor. Durağa herkesten önce geldiğimiz için dolmuşa da rahatça bineceğimizi zannediyordum. Ancak araba yanaştığında, arkamızda duran 4-5 kişinin bir anda hücum ettiğini gördüm. İçeriye doluşan ve arkadaş oldukları anlaşılan adamlara: - İlk önce biz gelmiştik, dedim. Sırayı bozmaya hakkınız var mı? Ön koltukta oturanı: -Hak istiyorsan Hakkâri'ye gideceksin arkadaşım, dedi. Hem oradaki haklardan K.D.V. de alınmıyormuş. Bu lâf üzerine attıkları kahkahalarla bindikleri araba sarsılmış ve sinirlerim allak bullak olmuştu. Sakinleşmeye çalışarak: - Ben biraz daha bekleyebilirim, dedim. Ama şu ihtiyar teyzenin hastahaneye yetişmesi gerekiyor. Bu defa şoför lâfa karışıp: - Teyzenin arabaya falan ihtiyacı yok be kardeşim, dedi. Okuyup üfledi mi hastahaneye uçuverir. Tekrar kopan kahkahalarla birlikte araba uzaklaşıp gitti. Yaşlı kadına baktım, tevekkülle susuyordu. 5-10 dakika sonra gelen bir başka dolmuşa onunla beraber bindim ve şoföre, teyzeyi hastahanede indirmesini söyledim. Yaşlı kadın, yapacağı ziyaretten ümitsiz görünmesine rağmen şikâyet etmiyordu. Üstelik trafik de yarı yolda tıkanıp kalmıştı. Şoför: -Yolun bu durumu hayra alâmet değil, dedi. Sebebini anlasam iyi olacak. Arabayı çalışır vaziyette bırakıp ileriye doğru yürüdü ve biraz sonra döndüğünde: - Kısmete bak yahu, dedi. Bizden önce kalkan dolmuşa kamyon çarpmış. Heyecanla: - Bir şey olmuş mu, diye atıldım. Yâni yaralı falan var mı? - Herhalde, diye cevap verdi. Dolmuşta bulunanları, teyzenin gideceği hastahaneye kaldırmışlar. Göz ucuyla yaşlı kadına baktım. Solgun dudaklarıyla bir şeyler mırıldanıyor ve sanki onlar için dua ediyordu. Şoför, koltuğuna yavaşça otururken: -Kısmet işte, diye tekrarlayıp duruyordu. Sen kalk koca bir kamyonla çarpış. Hem de Türkiye'nin öbür ucundan gelen Hakkâri plâkalı bir kamyonla. Adalet er veya geç yerini bulur. Ama mutlaka bulur.
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#642 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Bir cuma akşamıydı, adam karısından ayrılalı aylar olmuştu ve hala bu market alışverişlerine alışamamıştı,üstüne üstlük bu gün kendisinin yerine başka bir arkadaşının terfi ettiğini öğrenmişti, markete gelirken, hız sınırını aştığı için ceza yemişti. Sanki bir el hayatındaki herşeyi tersine çeviriyordu. Marketde asık bir suratla alışveriş yapıyordu market çok kalabalıktı, kasaların önünde uzun kuyruklar oluşmuştu, adam tam 20 dk. sıranın kendisine gelmesini bekledi. Beklerken de elindeki dergiyi karıştırıyordu. Tam sıra ona gelmişti ki omuzuna bir elin dokunduğunu fark etti, bir çift göz ile karşılaştı. Kız tatlı bir sesle rica etti, "Lütfen çok acelem var, sadece 1 paket dondurma aldım,4 yaşındaki kuzenim arabada tek başına bekliyor ve ağlıyor, 20 dk beklersem hem dondurma eriyecek, hem de çocuğu susturamayacağım, sadece 1 sn nizi alacağım, sıranızı bana verir misiniz? İlk defa bir çocuğa bakıyorum ve ne yapacağımı bilemiyorum, susturamıyorum, dondurma iyi fikir gibi gelmişti ama sıra çok fazla Lütfen!" Adam karşındaki kızın bakışları ve çaresizliği karşısında, birden kendisini süpermen gibi hissetti, sırasını ona verirse o kıza iyilik yapmış olacaktı. Bir anda sanki tüm sıkıntıları yok olmuş gibi coşkulu birsesle "Olur" dedi. Kız dondurmayı ve 1 doları uzattıâ?¦ O sırada birden kasadan garip sesler çıktı ve kasiyerler coşkuyla alkışlamaya başladılar, birden herkes kızın etrafını sarmıştı,adam bir görevlinin kızın yanına giderek, kıza "Tebrikler, siz JP marketler zincirinin kuruluşundan beri alışveriş yapan 10 milyonuncu kişisiniz. 1 milyon usd lık bir ödül kazandınız!" dediğini duydu. Bir süre sonra kasiyerler yeniden çalışmaya başladı, kasiyer onun parasını alırken, "Ne kadar şansızsınız, tam da sıra size gelmişti, o para sizin hakkınızdı!" dedi. Adam "Ö-nemli değil" demek istedi ama sanki sesi çıkmıyordu. Marketten çıkarken kalabalığa son kez baktı, o sırada zevkle dondurmasını yiyen ve etrafa gülücükler dağıtan küçük çocuğu ve güzel kızı gördü. Kız çok şaşkındı ve gülüyordu. Bir an göz göze geldiler, o an kız gülmeyi bıraktı, bir şey söylemek ister gibi adama baktı. O sırada kendisine sorulan bir soruya cevap verdi. Tekrar adama doğru döndüğünde, onu göremedi, adam arabasına binip gitmişti. Adam ,yolda giderken sürekli üzülmemeye çalışıyor ve kendi kendine â?oSadece o küçük çocuğu düşündüğüm için sıramı verdim!" diyordu. Göğsünde bir acı hissi kalmıştı. Siz adamın ya da kızın yerinde olsanız ne yapardınız? Devam edelim. Adam üzgünce evine gitti. Ertesi gün tüm gazetelerde çarşaf çarşaf kızın resimleri vardı, mutlulukla gülümsüyor bu para ile ne yapacağını anlatıyordu. Adam gazeteyi fırlatıp cope attı. Kıza o gün parası ödenmişti. Kız önce güzel bir elbise almış, kuaföre gitmişti.Kendime bir araba alırım kalanı ile diye düşündü. Ama nedense kendisini mutlu hissetmiyordu, hep kendisine sırasını veren o tatlı adamı düşünüyor ve vicdan azabı çekiyordu. Ben onun sırasını aldım diye. Adam hiç itiraz etmemiş, sessizce marketten gitmişti. Kendisini onun yerine koydu ve kararını verdi sabah bir avukata gidecek ve bu parayı adama vermelerini isteyecekti, gerçi adamı hiç tanımıyordu ama avukat bir yolunu bulur diye düşündü. Şimdi rahatlamıştı, huzurlu bir biçimde uykuya daldı.
Birkaç gün sonra adamı bir avukat aradı, adını marketteki kasiyerden aldıklarını ve kredi kartı numarasından kendisine ulaştıklarını söyledi ve devam etti, "Müvekkilim o gün sıranızı verdiğiniz için teşekkür ediyor ve paranın sizin hakkınız olduğunu düşünüyor, para bankadaki hesabınıza yatırıldı. Ama içinden 150 usd eksik, onunla Miss. Steward bir elbise almış ve kuaförde saçını yaptırmış, daha sonra size o 150 usd yi de gönderecek." Adam telefon elinde kalakaldı. İlk şaşkınlığı geçince kızın çalıştığı şirkete gitti. Yemeğe çıktılar adam hem kıza teşekkür etti, hemde bu paranın yarısını kıza verdi. Uzun uzun bu parayla ne yapacaklarını konuştular, hayallerinden bahsettiler, parayı harcadıkça ne yaptıklarını birbirlerine söylemeye karar verdiler. Zamanla birbirlerinden cok hoşlanmışlardı, paraysa bir vesile oluyor birlikte harcıyorlardı. 1 yılın sonunda bu parayla bir çok şey almışlardı ve para bittiğinde evlenmeye karar verdiler. Şimdi 2 çocukları var ve çok mutlular.
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#643 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Ülkenin birinde iki gerçek dost yaşarmış.
Birinin malı, ötekinin malı gibiymiş. Anlaşılan o ülkede dostluk, bambaşkaymış... Bir gece ülkede herkes dalmış derin uykulara. Orada güneş battı mı, fırsat bu fırsat der, uykunun tadını çıkarırmış millet. Gece yarısı bizim dostlardan biri, fırlamış yatağından, koşmuş doğru dostunun evine. Uyandırmış hizmetçileri tatlı uykularından... Dostu, yukarıdan duymuş sesini. Hemen kaptığı gibi kılıcını, kesesini, koşmuş dostunun yanına... "Hayrola!" demiş, merak içinde, soluk soluğa... "Sen, kolay kolay uyandırmazsın kimseyi, uykuyu da seversin üstelik. Kumarda kaybettiysen; al şu keseyi. Evini bastılarsa; işte buradayız ben ve kılıcım. Haydi gidip haklarından gelelim. Yalnız yatamaz mı oldun yoksa??? Benim güzel cariyeyi al git öyleyse..." "Yok a canım." demiş dostu... "Ne o, ne de bu. Rüyamda biraz düsünceli gördüm seni... Sakın başı dertte olmasın deyip koştum. Kusura bakma dostum!" Gerçek bir dostu olmak ne güzel bir şey! Derdini açmanı beklemez bile... Kendi bulup söylemek ister, belki sen çekinirsin diye. Sevdiği insanın üstüne titrer, bir düşten, bir hiçten nem kapar.
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#644 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Uzaklarda küçük bir kasabada genç bir adam kendi işini kurdu bu, iki
caddenin köşesinde bir perakendeciydi. Adam dürüst ve dost canlısıydı, insanlar onu seviyorlardı. Ondan alışveriş yapıyorlar ve arkadaşlarına tavsiye ediyorlardı.Adam bir yıl içinde bir dükkandan, Amerikanın bir ucundan diğerine uzanan bir zincir oluşturdu. Bir gün hastalanıp hastaneye kaldırıldı. Doktorlar az zamanı kalmış olabileceğinden endişe ediyorlardı.Üç yetişkin çocuğunu yanına çağırdı ve onlara bir görev verdi:içinizden biri yıllar boyu uğraşarak kurduğum şirketimin başına geçecek. Hanginizin bunu hakkettiğine karar vermek için, her birinize birer dolar vereceğim. Şimdi gidip bu birer dolarla ne alabiliyorsanız alacaksınız, ama bu akşam geri döndüğünüzde paranızla aldığınız şey hastahane odamı bir uçtan bir uca doldurmalı. Çocuklar bu başarılı şirketi yönetme fırsatı karşısında heyecana kapıldılar. Üçü de şehre gidip parasını harcadı. Akşam geri döndüklerinde babaları sordu: "Birinci çocuğum, bir dolarla ne yaptın ?" Çocuk cevap verdi: "Arkadaşımın çiftliğine gittim, bir dolarımı verdim ve iki balya saman aldım. Sonra odadan dışarı çıktı, saman balyalarını getirdi, açtı ve havaya savurmaya başladı. Oda bir anda samanlarla dolmuştu. Ama biraz sonra samanların tamamı yere indi ancak babanın söylediği gibi odayı bir uçtan öbür uca dolduramadı. Adam sordu: "Peki ikinci çocuğum, sen paranla ne yaptın ?" Yorgancıya gittim. İki tane yastık aldım. Bunu söyleyen çocuk, yastıkları içeri getirdi, açtı ve tüyleri bütün odaya dağıttı. Zaman içinde bütün tüyler yere düştü, böylece oda yine dolmamıştı. "Sen üçüncü çocuğum, sen paranı ne yaptın ?" diye sordu adam. Dolarımı cebime koyup senin yıllar önceki dükkanın gibi bir dükkana gittim. Dükkanın sahibine parayı verdim ve bozmasını istedim. Dolarımın 50 centini İncil'de yazıldığı gibi çok değerli bir şeye verdim. 20 centini şehrimizdeki iki yardım kurumuna bağışladım. 20 centte kiliseye verdim.Böylece bir onluğum kaldı. Bununla iki şey aldım. Çocuk elini cebine atıp bir kibrit kutusu ve bir mum çıkardı. Işığı kapatıp mumu yakınca oda mumun yaydığı ışıkla dolmuştu. Oda samanla veya tüyle değil, bir uçtan öbür uca ışıkla dolmuştu. Baba memnundu; "Çok iyi oğlum. Bu şirketin başına sen geçeceksin, çünkü yaşam hakkında çok önemli bir şeyi, ışığını yaymayı biliyorsun. Bu çok güzel.
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#645 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Bir kız çocuğu vardı,beyaz tenli,kumral.İki saç örgüsü uzanırdı başının iki yanından. Sevimlimi sevimli bir yüzü, cin gibi zeka fışkıran gözleri vardı.Okulda da başarılıydı.Annesini dört yıl önce kanserden kaybetmişti.Çocuk, kendinden birkaç yaş küçük kızkardeşi ve babasıyla beraber bir dağ köyünde yaşıyor; her sabah öğrenci servisiyle ilçeye ilkokula geliyor, akşam dönüyordu.
Ben de ilçede oturuyordum.Karşı komşum bu çocuktan her zaman söz ederdi. Ölen annesi yakın arkadaşıymış, kız ara sıra onlara öğle yemeğine geliyormuş. Bir gün komşum dedi ki:"Çocuğun bir arzusu var, bazı arkadaşları doğum günlerinde okula pasta ve meyve suyu getirip arkadaşları ve öğretmenleriyle birlikte kutluyorlarmış.Benim pasta yapacak, satın alacak kimsem yok.Çok istiyorum,keşke ben de kutlayabilsem bir kere doğum günümü, diyor" dedi.Hemen atıldım.Kızın doğumgünü ne zaman?Komşum,"17 Nisan" dedi."Ona doğum günü partisi için gerekenleri biz hazırlayalım"dedim.Komşumda kendisinin pasta yapabileceğini söyledi."Ben de kuru pasta ve meyve suyu alırım" dedim.Bu fikir ikimizin de hoşuna gitti. Doğum gününden bir gün önce komşum güzel bir kremalı pasta yaptı, bende diğer yiyecek ve içecekleri satın aldım.Komşum çocuğa bir gün önceden haber gönderdi, "Yarın öğle yemegine bize gelsin" dedi. O gün öğleyin okula gidecek yiyecekleri alarak komşuma gittim. Çocuğun gelmesini bekledik. Çocuk kapıdan girince onun doğum gününü kutlamak için "İyiki doğdun Ayşe!İyiki doğdun Ayşe! diye el çırparak doğum günü şarkısını söyledik; sonra da pastalarını gösterip bunları okulda arkadaşlarıyla beraber yiyebileceklerini söyleyince yüzü görülmeye değerdi. Gözlerinin içi gülüyor, şaşkınlık ve sevinçten ne diyeceğini bilemiyordu. Biz de hem duygulanmış, hem de onun sevinci karşısında çok mutlu olmuştuk. Pastaları, içecekleri bir sepete koyduk. Taktı koluna sepeti, uçarak indi merdivenleri okula doğru...
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#646 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
HAYIRLI DAMAT !
Adamın birinin evinde yangın çıkmış. Komşuları yardıma koşmayıp olayı seyretmeye başlayınca iş başa düşmüş.. İlk önce oğlunu yangının içerisinden çıkarıp dışarda beklemesini söylemiş. Dalmış tekrar duman ve ateşin içerisine, kızını çıkartmış dışarıya. Sonra karısını, sonra köpeği ve kedisini. Daha sonra dışarı hiçbir şey getirmeden 3 kere daha içeri girmiş çıkmış. Onu seyreden komşularından biri sormuş: - Niçin yanan eve girip çıkıyorsun dışarı hiçbir şey getirmiyorsun?" diye. - "Kayınvalidem içeride!" demiş adam; "arada bir girip çeviriyorum!"
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#647 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Bir zamanlar, her seyden sürekli sikayet eden;
>Her gün hayatinin ne kadar berbat oldugundan yakinan bir kiz vardi. >Hayat, ona göre, çok kötüydü ve sürekli savasmaktan, mücadele etmekten >yorulmustu. Bir problemi çözer çözmez, bir yenisi çikiyordu >karsisina. > >Genç kizin bu yakinmalari karsisinda, meslegi asçilik olan babasi ona bir >hayat dersi vermeye niyetlendi. > >Bir gun onu mutfaga götürdü. > >Üç ayri cezveyi suyla doldurdu ve atesin üzerine koydu. > >Cezvelerdeki sular kaynamaya baslayinca,Bir cezveye bir patates, digerine >bir yumurta, sonuncusuna da kahve çekirdeklerini koydu . > >Daha sonra kizina tek kelime etmeden, beklemeye basladi. > >Kizi da hiçbir sey anlamadigi bu faaliyeti seyrediyor ve sonunda >karsilasacagi seyi görmeyi bekliyordu. > >Ama o kadar sabirsizdi ki, sizlanmaya ve daha ne kadar bekleyeceklerini >sormaya basladi. > >Babasi onun bu israrli sorularina cevap vermedi. > >Yirmi dakika sonra, adam cezvelerin altindaki atesi kapatti. > >Birinci cezveden patatesi çikardi ve bir tabaga koydu. > >Ikincisinden yumurtayi çikardi. > >Daha sonra son cezvedeki kahveyi bir fincana bosaltti. > >Kizina dönerek sordu: - "Ne görüyorsun ?" > >"Patates, yumurta ve kahve" diye alayli bir cevap verdi kizi. > >"Daha yakindan bak bir de" dedi baba, "patatese dokun." > >Kiz denileni yapti ve patatesin yumusamis oldugunu söyledi. > >"Ayni sekilde, yumurtayi da incele". > >Kiz, kabugunu soydugu yumurtanin katilastigini gördü. > >En sonunda, kizinin kahveden bir yudum almasini söyledi. > >Söylenileni yapan kizin yüzüne, kahvenin nefis tadiyla bir gülümseme >yayildi. > >Ama yine de bütün bunlardan bir sey anlamamisti: > >"Bütün bunlar ne anlama geliyor baba? " > >Babasi, patatesin de, yumurtanin da, kahve çekirdeklerinin de ayni >sikintyi yasadiklarini, yani >kaynar suyun içinde kaldiklarini anlatti. > >Ama her biri bu sikinti karsisinda farli farkli tepkiler vermislerdi. > >Patates daha önce sert, güçlü ve tavizsiz görünürken, kaynar suyun >içine girince yumusamis ve güçten düsmüstü. > >Yumurta ise çok kirilgandi; disindaki ince kabugun içindeki siviyi >koruyordu. Ama kaynar suda kalinca, yumurta sertlesmis katilasmisti. Ancak >kahve çekirdekleri bambaskaydi. >Kaynar suyun içinde kalinca, kendileri degistigi gibi suyu da >degistirmislerdi ve ortaya tamamen yeni bir sey çikmisti. > >"Sen hangisisin" diye sordu kizina. > >"Bir sikinti kapini çaldiginda nasil tepki vereceksin?" > >"Patates gibi yumusayip ezilecek misin? " > >"Yumurta gibi, kalbini mi katilastiracakcaksin ? " > >"Yoksa, > >Kahve çekirdekleri gibi, basina gelen her olayin duygularini >olgunlastirmasina ve hayatina ayri bir tat katmasina izin mi vereceksin...?
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#648 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Sultan Murad Han o gün bir hoş"tur. Telaşeli görünür.
Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: - Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? -- Akşam garip bir rüya gördüm. - Hayırdır inşallah?.. -- Hayır mı şer mi öğreneceğiz. - Nasıl yani? -- Hazırlan, dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki, padişah hâlâ gördügü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri, kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa'ya, Zeyrek'ten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar, sorarlar; -- Kimdir bu? Ahali: - Aman hocam hiç bulaşma, derler. Ayyaşın meyhusun biri işte!.. -- Nerden biliyorsunuz? - Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz... Bir başkası tafsilata girer; - Biliyor musunuz, der. Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısı'nda çalışır. Nalının hasını yapar... Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine.. Hele yaşlının biri çok öfkelidir. - isterseniz komşulara sorun, der. Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?.. Hasılı, mahalleli döner ardını gider. Bizim tedbili kiyafet mollalar kalırlar mı ortada!.. Tam vezir de toparlanıyordur ki, padişah keser yolunu : -- Nereye? - Bilmem, bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım. -- Millet bu, çeker gider. Kimseye bir sey diyemem... Ama biz gidemeyiz, şöyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlamak gerek. - İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden. -- Olmaz, rüyadaki hikmeti çözemedik daha. - Peki ne yapmamı emir buyurursunuz? -- Mollalığa devam... Naaşı kaldırmalıyız en azından. - Aman efendim, nasıl kaldırırız? -- Basbayağı kaldırırız işte. - Yapmayın, etmeyin sultanım, bunun yıkanması, paklanması var. Tekfini, telkini... -- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız. - Şurada bir mahalle mescidi var ama... -- Olmaz, vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin? - Ne bileyim, Ayasofya'dan, Süleymaniye'den, en azından Fatih Camii'nden... -- Ayasofya ile Süleymaniye'de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camii'ni iyi dedin. Hadi yüklenelim... Ve gelirler camiye. Vezir sağa sola koşturur, kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa... Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki, naaş; ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur, aydınlanır alnında. Yüzü sâkilere benzemez. Hem manâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin de keza... Mechul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine bir hayli vardır daha... Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır. - Sultanım, der. Yanlış yapıyoruz galiba... -- Nasıl yani?.. - Heyecana kapıldık, sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır, belki yetimleri?.. -- Doğru, öyle ya, neyse... Sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir, cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. - Hakkını helal et evladım, der. Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar... Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından... - Biliyor musun oğlum? Diye dertli dertli söylenir... Bizim efendi bir âlemdi, vesselam... Akşamlara kadar nalın yapar... Ama birinin elinde şarap şişesi görmesin; elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya!.. -- Niye? - Ümmeti Muhammed içmesin diye... -- Hayret... - Sonra, malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı? Aldım, derdi. Öyleyse şimdi dinlemeniz gerek... O çeker gider, ben menkîbeler anlatırdım onlara... Mızraklı ilmihal. Hucceti islam okurdum... -- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki... - Milletin ne sandığı umrunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki, derdi. Tekbir alırken Kabe'yi görmeli... -- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi? - işte bu yüzden Nişancı'ya, Sofular'a uzanırdı ya... Hatta bir gün; Bakasın efendi, dedim. Sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. inan cenazen kalacak ortada... -- Doğru, öyle ya?.. - Kimseye zahmetim olmasın deyip, mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. iş mezarla bitiyor mu, dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? -- Peki o ne dedi? - Önce uzun uzun güldü, sonra; - Allah büyüktür hatun, dedi. Hem padişahın işi ne?
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#649 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yaşlandıkça cumartesi sabahlarından daha fazla zevk alıyorum. Belki de bunun sebebi ilk uyanan kişi olmanın getirdiği sessiz yalnızlık ya da işte olmak zorunda olmamanın sağladığı sınırsız mutluluktur.
Her iki durumda da, cumartesi sabahının ilk bir kaç saati en zevk aldığım anlardır. Birkaç hafta önce,bir elimde buharı tüten bir fincan kahve,diğer elimde gazete ile mutfağa doğru gidiyordum. Sıradan bir cumartesi sabahı ile başlayan gün, hayatın zaman zaman bize verdiği derslerden biri haline geldi. Size anlatayım. Cumartesi sabahları yayınlanan bir sohbet programını dinlemek için radyonun sesini açtım. Altın sesli yaşlı bir adamın konuştuğunu duydum. Tom adında biriyle "Bin Misket" hakkında konuşuyordu. Söylediklerini merakla dinlemeye başladım. "Tom, işinle çok meşgul gibi görünüyorsun.Eminim iyi maaş alıyorsundur.Ama aileden ve evinden bu kadar uzak olmak çok ayıp. Genç bir adamın iki yakasını bir araya getirmek için haftada altmış veya yetmiş saat çalışmak zorunda kalmasına inanmak gerçekten zor. Kızının dans gösterisini kaçırmış olman gerçekten çok yazık." Ve devam etti. "Sana bir şey anlatacağım. Bu, bana önceliklerim konusunda daha iyi bir bakış açısına sahip olmamda yardım etti. Senin anlayacağın, bir gün oturdum ve biraz aritmetik yaptım. Ortalama bir kişi yetmiş beş yaşına kadar yaşar.Biliyorum, bazıları daha çok bazıları da daha az yaşar.Ancak, ortalamada insanlar yetmiş beş yaşına kadar yaşar.Yetmiş beş'i elli iki ile çarptım ve ortalama ömre sahip bir insanın tüm yaşamında sahip olacağı cumartesi sabahı sayısı olarak -3900- rakamına ulaştım. Tom, şimdi beni iyi dinle. En önemli kısmına geliyorum.Bütün bunları ayrıntılı olarak düşünmeye elli beş yaşında başladım." Ve devam etti. "Bu yaşıma kadar iki yüz seksenin üzerinde cumartesi yaşadım. Sonra, düşünmeye başladım. Eğer, yetmiş beş yaşına kadar yaşarsam, yaşayacağım cumartesi sayısı sadece bin adet olacak. Bir oyuncak dükkânına gittim ve elindeki tüm misketleri aldım. Bin adet misketi bir araya getirmek için üç tane daha oyuncak dükkanı ziyaret ettim. Bunları eve getirdim ve atölyemdeki radyomun yanında duran büyük, şeffaf bir kabın içine hepsini doldurdum. O günden sonra, her cumartesi bir tane misket aldım ve attım. Misketlerin azaldığını gördükçe, hayatımdaki önemli şeyleri daha fazla düşünmeye başladım. Hiçbir şey, dünyadaki zamanınızın akıp gittiğini seyretmek kadar önceliklerinizi düzene sokmanıza yardım edemez." Programı kapatmadan ve güzel karımı sabah kahvaltısı için dışarıya çıkarmadan önce son bir şey daha anlatacağım. Bu sabah, kabın içindeki son misketi de aldım. Eğer önümüzdeki cumartesiye kadar yaşarsam,bana biraz daha zaman verilmiş olacak. Hepinizin kullanabileceği şey biraz daha fazla zamandır." "Seninle konuşmak çok güzeldi Tom. Umarım sevdiklerinle biraz daha fazla zaman geçirirsin ve umarım bir gün tekrar görüşürüz.İyi sabahlar"
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
|
|
#650 |
|
Aşmış Üye
![]() Üyelik Tarihi: Aug 2007
Konum: İstanbul
Mesajlar: 281,268
Teşekkür Etme: 98 Thanked 355 Times in 320 Posts
Üye No: 44033
İtibar Gücü: 57947
Rep Puanı : 34658
Rep Derecesi :
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Cinsiyet : Erkek
|
Yaşlı bir adam göl kenarında balık tutuyormuş diğer insanlarla..Yaşlı
adam oltasını atmış, beklemiş ve kocaman bir balık çekmiş.. Adam balığı almış eline, nazikçe çıkarmış iğneyi balığın ağzından şöyle bir balığa iyice bakmış ve göle atmış. Yaşlı adamdan başka kimse balık yakalayamıyormuş.Yaşlı adam tekrar oltasını atmış daha kocaman bir balık, adam tekrar balığın ağzından iğneyi nazikçe çıkarmış ve balığa şöyle bir etraflıca bakmış ve tekrar göle atmış balığı. Her seferinde daha kocaman balıklar yakalamış yine etraflıca baktıktan sonra balıkları atmış göle.Yanında balık tutanlar artık dayanamamışlar ve adamın yanına gelmişler. Amcacığım napıyorsun sen demişler biz saatlerdir buradayız tek bir balık bile yakalayamadık.. Sen ise kocaman kocaman balıkları göle tekrar atıyorsun demişler.. Neden acaba diye sormuşlar? Adam dönmüş kalabalığa ve şöyle demiş; Benim tavam küçük evlatlarım...
__________________
Buraya Kadarmış ..
|
|
|
|
![]() ![]() |
| Konuyu Görüntüleyen Aktif Kullanıcılar: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
|
|